İstanbul'da Bir Ofis Binasında Fotovoltaik Sistem Kullanımı
Fotovoltaik sistemlerin bina çatılarına yerleştirilmeleri ve şehir şebekesi ile paralel olarak çalışmaları 1990’larda gelişmeye başlamış bir olgudur. Özellikle Almanya ve Japonya’da devlet tarafından desteklenen programlar ile mimarlar fotovoltaik sistemlerin binalara entegrasyonu ile tanışmışlar ve fotovoltaik panellerin çok yönlü inşaat malzemesi (estetik + kabuk işlevi + enerji üretimi) olarak kabul edilmesinin yolu açılmıştır. Yeni yapılarda fotovoltaik panel kullanımı bina tasarımcılarına sayısız fırsatlar sunmaktadır. Son zamanlarda sayıları hızla artmış olan inşaat malzemesi şeklinde üretilen fotovoltaik paneller (esnek membran çatı kaplama, cephe cam kaplama), fotovoltaik panel üreticilerinin artık sadece bina odaklı hareket ettiklerini de göstermektedir. Bunun dışında mevcut yapılarda fotovoltaik panellerin kullanımı, atıl duran çatı alanlarının değerlendirilmesi için iyi bir fırsat sunmaktadır. Türkiye’nin özellikle büyük şehirlerinde bu şekilde boş duran ve yüksek miktarda güneş alan çok sayıda geniş fabrika ve depo çatısı bulunmaktadır. Her durumda fotovoltaik panellerin binalarda kullanımı aşağıdaki avantajları getirmektedir:
fiebekeye paralel operasyonun farklı türleri mevcut olmakla beraber, ülkemizde yasal olarak şu anda izin verilen, fotovoltaik sistem ile üretilen elektriğin öncelikle bina içerisinde tüketilmesi, fazlası olması durumunda ise bunun şehir şebekesine geri verilmesidir. Geri verilen bu elektriği dağıtım firmalarının yasa tarafından belirlenmiş bir fiyat üzerinden satın almaları zorunludur. Almanya gibi fotovoltaik sistemlere önemli destek veren ülkelerde ise üretilen tüm elektriğin şebekeye satılarak fotovoltaik sistem yatırımının geri dönüş süresini kısaltacak bir mali kazanç elde edilmesi de mümkündür. Her iki şekilde de aslında şehir şebekesi bir enerji deposu olarak görev görmektedir. ‹htiyacınızdan fazla üretim yaptığınızda şebeke nezdinde oluşan “krediniz”, fotovoltaik sistem çalışmadığı (örneğin gece) ancak elektrik tüketiminiz olan zamanlarda şebekeden elektrik çekerek kullanılmaktadır. Ofis binası çatısına yerleştirilen sistemin anlık elektrik üretim miktarı, hem evirici cihaz üzerinden, hem de evirici cihazın bağlanacağı ve bina lobisinde yer alan bir ekran üzerinden izlenebilmektedir. Bu ise, aslında çatıdaki konumu nedeniyle görülemeyen fotovoltaik sistemin bina çalışanları ve ziyaretçileri arasında algılanmasını mümkün kılmaktadır. Panelleri taşıyan mekanik sistem MimtaSolar tarafından tasarlanmış ve üretilmiştir. Panellere güneybatı yönünde 10 derece eğim veren sistem için konulan en önemli şart, mevcut çatıya zarar verilmemesi olmuştur. Sistemin yerleştirildiği teras çatı, 10 santimetre XPS ısı yalıtımlı sıcak çatıdır. Çatı üzerindeki fotovoltaik sistem taşıyıcı parçaların beton döşemeye bağlanmaları, hem ısı yalıtmının hem de su yalıtımının delinmesini ve tekrar tadil edilmesini gerektireceğinden, bunun getireceği fazladan maliyet, balastlı sistem kullanılarak çözülmüştür. Panellerin yerleştiği yön ve bina geometrisinden hesaplanan rüzgar yüklerine karşı koyacak ağırlıkta beton bloklar, taşıyıcı sistemde aşağı yönde kuvvet yaratacak şekilde yerleştirilmişlerdir ve çatı katmalarında hiçbir delme işlemi yapılmasına gerek kalmamıştır. Minimum 25 sene ömür biçilen fotovoltaik sistemlerde kullanılan tüm malzemelerin rutubet gibi dış hava şartlarına dayanımları son derece önemlidir. MimtaSolar tarafından üretilen taşıyıcı sistemde bu şart, nihai üretim aşamalarından sonra tüm metal parçaların sıcak daldırma galvanizlenmesi ile sağlanmaktadır. Ayrıca farklı metallerin bir araya geldikleri noktalarda (örneğin alüminyum-çelik birleşimleri) galvanik korozyonu önleyici bağlantı parçaları kullanılmaktadır. Panellerin ve taşıyıcı sistemin bina topraklama sistemi üzerinden topraklanması dışında, ayrıca evirici cihazın yıldırım veya şebekedeki ani dalgalanmalara karşı korunması için hem AC tarafında, hem DC tarafında parafadurlar kullanılmıştır. Fotovoltaik sistemlerde parafadur kullanımı, sistemin sürekli olarak operasyonel olabilmesi ve senelik elektrik üretim miktarının maksimize edilebilmesi için önemlidir. Sistemdeki tüm elektrik komponentleri DC elektrik için test edilmişlerdir. Bu tür testlerden geçmeyen komponentlerin kullanılması, fotovoltaik sistemlerde zaman içerisinde ciddi problemlere yol açabilmektedir. DC elektriğin kendine has özelliklerinden dolayı, örneğin uygun olmayan bir şalterin kullanımı, zamanla kontakların aşınmasına ve şalterin işlevini yerine getiremeyerek güvenlik tehlikesi yaratmasına yol açabilmektedir. Fotovoltaik sistemlerin yaygın olarak kullanıldığı ülkelerde bunlarla ilgili sektörel standartlar geliştirilmiş olup, ülkemizde bu standartların ve kontrollerin şu anki eksikliği, deneyimsiz kişiler tarafından kurulabilecek sistemlerin önemli tehlikelere yol açma riskini getirmektedir. Fotovoltaik sistemlerin tasarımlarında iklim ile ilgili bilgiler, kullanılacak ekipmanların spesifikasyonları ve kurulacak binanın özellikleri önemli bir rol oynar. Sürekli değişim gösteren iklimsel özelliklerin istatistiksel analizi, sistemde beklenecek azami ve asgari voltaj ve akım gibi değerlerin belirlenmesine yol açar. Bu değerlerin sistemde kullanılan cihaz, ekipman ve kablolarla uyumlu olmaları, güvenlik açısından olmazsa olmaz bir gereksinimdir. Bir binadaki fotovoltaik sistem tasarımının, diğer bir binadan tamamen farklılık göstermesi kuvvetle muhtemeldir. Sistem tasarımında aşağıdaki faktörlerin mutlaka göz önüne alınması gerekmektedir:
MimtaSolar, 1989 senesinden bu yana mimarlık ve inşaat hizmetleri sunan Mimta Mimarlık Taahhüt'ün yan kuruluşudur ve binalarda fotovoltaik sistemlerin anahtar teslim taahhüdünü gerçekleştirmektedir. Yeşil Bina Sertifikasyon Sistemlerinde Fotovoltaik Enerji Bir binada fotovoltaik enerji kullanımı, ülkemizde geçerliliği olan LEED ve BREEAM sertifikalarında puan kazandırmakta ve binanın sertifika seviyesine ulaşmasında önemli bir katkı sağlamaktadır. Her iki sertifika sisteminde de alınabilecek en yüksek puanlar enerji ile ilgili olanlardır ve binanın fosil yakıt kaynaklı elektrik tüketiminin azaltılması, çevresel performans açısından diğer tüm önlemlere göre daha fazla önem arz etmektedir. Yeni bir bina için alınacak LEED sertifikasında olası toplam 100 puan içerisinden 28 puan, binanın fosil yakıt kaynaklı enerji tüketiminin azaltılması ile ilgilidir. En önemli başlıklardan birinde, binanın toplam senelik enerji tüketiminin analizi sonucunda, tüm ihtiyacını fosil yakıt kaynaklarından karşılayan bir referans binaya göre performansının değerlendirilmesi ile binaya puan verilir. Gerçek bina, referans binaya göre ne kadar az fosil yakıt kaynaklı enerjiye ihtiyaç duyuyorsa o kadar puan alınır. Örnek vermek gerekirse, fotovoltaik sistem kurulumunun senelik şebeke elektriği ihtiyacını yüzde 30 azalttığı bir yeni bina (ilkokul, lise binası vs.) LEED sertifikası için 10 puan alabilmektedir. LEED altında ilgili diğer bir kriter de, bina arazisi üzerinde herhangi bir yenilenebilir enerji kaynağından üretilen enerjinin kullanılmasıdır. Senelik toplam enerji maliyetinin belirli bir yüzdesinin yenilenebilir kaynaktan karşılanması durumunda bina aşağıdaki puanları kazanır: %1 1 puan %3 2 puan %5 3 puan %7 4 puan %9 5 puan %11 6 puan %13 7 puan >%15 8 puan Görüldüğü gibi LEED adayı bir binada fotovoltaik sistem kullanımı iki farklı kriterin değerlendirilmesinde avantaj sağlar ve çifte puan kazandırır. ‹ngiliz çevresel değerlendirme sistemi BREEAM’in ülkemizde uygulanan BREEAM Europe Commercial standardında ise toplam 102 puan içerisinden 18 puan ve 10 inovasyon puanı içerisinden 3 puan fotovoltaik sistemlerin binada kullanımını ilgilendirmektedir. BREEAM altında farklı bina tiplerine ve lokasyonlara göre puanlar farklı olarak ağırlıklandırılmaktadırlar. Enerji ile ilgili puanlar ise BREEAM Europe Commerical altında %19 ile en yüksek ağırlığa sahiptir. Fotovoltaik sistemlerin değerlendirilmeleri, her iki sertifika sisteminde de senelik üretim miktarının veya karbon salımlarındaki azalmanın hesaplanmasını gerektirmektedir. Tasarım aşamasında belirlenen fiziki yerleşim ve kullanılacak panel ve evirici spesifikasyonlarının mevcut olması, fotovoltaik sistem tasarımcısının bu hesabı, binanın bulunduğu lokasyonun tarihi iklim verilerini kullanarak yapabilmesine olanak verir. İlginizi çekebilir... Yeşil Binalar Pazarı ve Sürdürülebilir Finansman Araçlarının Dönüştürmede GücüSürdürülebilir finans, çevresel, sosyal ve yönetişim (Environmental, Social and Governance-ESG) kriterlerini iş veya yatırım kararlarına entegre eden ... Yeşil Binalarda Yaprak Alan Analizi (LAI) ile Bina Enerji Tüketimi Arasındaki İlişkinin BelirlenmesiAr. Gör. Mehmet Furkan ÖZBEY Atılım Üniversitesi, Makine Mühendisliği Bölümü
Doç. Dr. Cihan TURHAN Atılım Üniversitesi, Enerji Sistemleri Mühendisliğ... Karbon Ayak İzi Hesaplama: Şirketler için AvantajlarıGünümüzde çevresel sürdürülebilirlik uygulamaları her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. İklim değişikliği, doğal kaynakların azalması ve çevresel ... |
||||
©2025 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.