Sürdürülebilir Olimpiyat Oyunlarını Hedeflemek
Olimpiyat oyunları gibi büyük organizasyonların çevre üzerinde etkisi büyük ölçüdedir. Bu sebeple Uluslararası Olimpiyat Komitesi, çevreyi korumaya bağlılığını gösteren ve sürdürülebilir gelişimi destekleyen Ajanda 21 yönetmeliğini yürürlüğe koymuştur. Bu yönetmelik ile artık olimpiyatlar “yeşil” olmak zorundadır ve aday şehirler, sürdürülebilirlik stratejilerine göre seçileceklerdir. Spor tesislerinin, bu organizasyonların kalıcı yüzü olduğunu varsayarsak, en büyük önem de bu spor tesislerinin tasarımına ve stratejilerine verilmelidir. Bu amaçla Alman Sürdürülebilir Bina Konseyi (DGNB), Münih 2018 Kış Olimpiyatları için mevcut sertifikalandırma sistemlerini spor tesisleri için geliştirmeye başlamış ve dünya genelinde bir ilke imza atmıştır. Artan insan nüfusu ve bilinçsizce yapılan enerji politikaları sonucu ortaya çıkan çevresel sorunlar bugünlerde tüm dünya genelinde endişeye neden olmaktadır. Sınırlı olan enerji kaynakları, belirli şartlar altında yenilenebilirdir; ancak genellikle yenilenemezdir. Yani fosil enerji kaynaklıdır. Yüzyıllardır içinde yaşadığımız çevre kötü bir şekilde etkilenmiş ve dünyamız küresel bir problem ile karşı karşıya kalmıştır. Son birkaç yıldır bu etkiler gözle görülür hale gelmiş, yerküreyi ve onu destekleyen çevresel koşulları önemli derecede değiştirmiştir. 1987 yılında Birleşmiş Milletler bu kötü gidişe bir “dur” demek için çevrenin ve enerji kaynaklarının korunmasını hedeşeyen Brundtland Raporu’nu yayımlamıştır. Bu rapor ile günümüzde birçok alanda da kullandığımız “Sürdürülebilir Gelişim (Sustainable Development)” terimi ortaya çıkmıştır. Sürdürülebilir gelişimin amacı, gelecek nesiller için temiz bir çevrenin yanında, kendi enerji ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri yenilenebilir enerji kaynaklarının şimdiden korunmaya alınması ve geliştirilmesidir. Ayrıca bu raporda sürdürülebilir gelişimin üç boyutlu nitelikleri olan ekonomik, sosyal ve çevresel önlemler de kabul görmüştür. Bunlar, finansal olarak dengeli; sosyal açıdan adil; etik olarak sağduyulu; uzun vadede doğal çevrenin ekolojik dengesine uygun şekilde entegre edilmiş sosyo-ekonomik gelişimi işaret eder. Sürdürülebilir gelişim, dinamik bir süreçtir. Uygulama aşamalarında yeni ve daha ileri çözümlerin geliştirilmesi ve fikirlerin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu dinamik süreç içinde asıl mesele, topluma sürdürülebilirlik sorumluluğu ile düşünmenin, hareket etmenin ve yaşamanın öğretilmesidir. Eğlence ve beden eğitimi aktivitesi olarak spor, şimdilerde toplumun ilgi duyduğu ana unsurlardan biridir. Spor, büyük organizasyonlar aracılığıyla dünya çapında milyonlarca profesyonel ve amatör sporcu ile toplumu bir araya getirip aynı çatı altında buluşturur. Toplum üzerinde böylesine etkisi olan bu aktivitelerin, özellikle olimpik oyunlar gibi büyük organizasyonların çevre üzerinde etkisi de büyük ölçüdedir. Bu çerçevede IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) sürdürülebilir gelişime ağırlık vererek, olimpik oyunların çevresel sorunlarda sağduyulu olmasını, etkinliklerde bu ilgiyi yansıtmak için önlemler alınmasını ve sürdürülebilir gelişimin öğretilmesi gerekliliğini 1996’da yönetmeliklerine (Kural 2) eklemiştir.1996 yılından itibaren sürdürülebilir gelişimin teşviki olimpik hareketin (Olympic Movement) asli amaçlarından biri haline gelmiştir. 1992’de Rio de Janeiro’da yapılan UNCED (United Nations Conference on Environment and Development) konferansında olimpik akımın çevreyi korumaya bağlılığını gösteren ve sürdürülebilir gelişimi destekleyen Ajanda 21 (Agenda 21) yönetmeliği yürürlüğe konulmuştur. Ajanda 21 yönetmeliği içinde, olimpik hareketin küresel sürdürülebilir gelişim programına iştirak etmesine olanak sağlayan faaliyet programları kabul edilmiş ve değişik üyelerin sürdürülebilir gelişim konseptini gözeten faaliyetleri ve yürütmedeki sorumlulukları tanımlanmıştır. Sydney 2000 (Yaz Olimpiyat Oyunları) ve en son, en çevreci oyun Vancouver 2010 (Kış Olimpiyat Oyunları) çevreye en az etkileriyle sürdürülebilir gelişimin ve Ajanda 21’in başarısını kanıtlamıştır. Londra (2012 Yaz Olimpiyat Oyunları) “Modern Zamanların En Çevreci Oyunu” sloganıyla kampanyalarını yürütmektedir. Münih (2018 Kış Olimpiyat Oyunları) ise başvuru süresi ve seçmeler boyunca gösterdiği sürdürülebilir gelişim önlemleri ile şu an itibariyle kazanma olasılığı en yüksek şehir olarak görülmektedir. Olimpik yapıların inşası boyunca ve oyunlar süresince düşük karbon salımı, az atık üretimi, çevreci -yeşil- ulaşımın altyapısı ve geri dönüşümlü malzemelerin kullanım stratejileri, başvuru aşamasında ve seçim süreçleri boyunca en önemli kriterler olarak geliştirilmiştir. Güçlü bir sürdürülebilir gelişim konsepti için özellikle olimpiyat oyunlarının gerçekleştirileceği spor tesislerine önem verilmelidir. Spor tesislerinden mümkün olabilecek en kullanışlı şekilde istifade etme ve onları yönetmenin yanı sıra, güvenliklerini artırıp çevreye etkilerini azaltarak, geliştirmeye teşvik edecek stratejilerin belirlenmesi gerekmektedir. Spor tesisleri, olimpik oyunların görünen yüzünü teşkil eder. Konumları, inşaları, kullanılan malzemeleri ve faaliyet süreçleri potansiyel olarak sorun oluşturur ve doğal kaynakların tahribine yol açar. Bundan dolayı planlama sürecinden faaliyet süreçlerine kadar spor tesisleri, gelecekte de kullanımları düşünülerek, ekolojik ve mimari sürdürülebilirliği sağlamak için sıkı bir şekilde denetlenmek zorundadır. Spor tesislerindeki bu sorun aslında günümüzde inşa ettiğimiz bütün binalar için de geçerlidir. Bu nedenle müteahhitlerin, inşaatçıların ve mimarların başarılı sürdürülebilir projeler meydana getirmeleri için yüksek standartlar oluşturmak amacıyla uluslararası standartlara ve yönetmeliklere dayanan çeşitli sertifikasyon sistemleri vardır. Bu sertifikasyon sistemleri birer kontrol listesi olarak görülmelidir. DGNB (Almanya), LEED (Amerika) ve BREEAM (‹ngiltere) gibi başlıca sertifikasyon sistemleri genellikle konut, ofis ve endüstriyel binalar üzerine odaklanır. Dolayısıyla yukarıda açıklanan spor organizasyonlarında sürdürülebilir gelişimi destekleyebilmek amacıyla, spor tesisleri gibi yoğun kullanımı olan binalar için de sertifikasyon sistemi geliştirilmesi zorunludur. Bu amaçla Alman Sürdürülebilir Bina Konseyi (DGNB), Münih 2018 Kış Olimpiyatları için mevcut sertifikalandırma sistemlerini spor tesisleri için geliştirme kararı almıştır. Geliştirme projesi kapsamında DGNB, Münih 2018 Başvuru Kurumu ve Münih Belediyesi işbirliği içine girmiş ve gerekli düzenlemeleri başlatmışlardır. Araştırma ve geliştirmelerin bir kısmını Münih Teknik Üniversitesi bünyesinde bulunan konuyla ilgili bölümler üstlenip, tezlerin geliştirilmesini sağlamaktadır. Bu çalışmalar doğrultusunda mevcut spor tesislerinin fonksiyon, enerji, kullanım ve mimari analizleri gerçekleştirilmekte olup, sertifika sisteminin içerdiği ekonomik, ekolojik, sosyokültürel, mimari, teknik ve süreç başlıkları, spor tesislerine özel geliştirilmektedir. Spor tesisleri için bir sertifika sistemi geliştirilmesi için, öncelikle spor ve sürdürülebilirlik kavramları dikkate alınmalıdır. Bu iki kavramın bir arada işlendiği Olimpiyat Oyunları, bu projenin geliştirilmesine vizyon sağlamaktadır. Ajanda 21’de, şehirlerin adaylık prosedürü için öngördüğü ve geliştirdiği organizasyon ve spor tesisleri stratejileri en önemli kısmı oluşturur. Burada sürdürülebilir spor tesisleri için temel gereksinimler ve önlemler belirtilmiştir. Sonuç olarak DGNB Sertifika Sisteminin spor tesisleri için geliştirilmesinde iki unsur rol oynamıştır. Bunlar:
Sonuç olarak şu görülmüştür ki, günümüzde kullanım süreçleri oldukça yüksek olan spor tesisleri çevreye verebilecekleri zarar ve enerji ihtiyaçları bakımından diğer binalar kadar önem taşımaktadır. Büyük organizasyonlara ev sahipliği yapacak aday şehirlerin, iki haftalık etkinlikler çerçevesinde (Olimpiyat Oyunları; Dünya ve Avrupa Futbol fiampiyonaları vb.) inşa etmek istedikleri yeni mega spor tesisleri projelerinde çok dikkatli adımlar atmaları gerekmektedir. Organizasyon sonrasında geriye kalan yapıların, sürdürülebilir stratejileri ve şehirlere etkileri detaylı analiz edilmelidir. Münih 1972 (Yaz Olimpiyat Oyunları) için inşa ettiği spor tesisleri, sporcu ve medya evleri hala daha toplum tarafından kullanılabilirken, hizmete sunulan metro sistemi günümüze kadar şehrin trafik yükünü karşılamaktadır. Münih 2018 için yapılacak tesisler için kullanılması öngörülen ve dünyadaki tek spor tesisleri sertifika sistemi de bu sürdürülebilir gelişim stratejisinin bir örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. İlerleyen yıllarda Türkiye’nin de bu tarz organizasyonlarda yer alabilmesi için şimdiden sürdürülebilir gelişim stratejilerini belirlemesi, adaylık sürecinde diğer katılımcılardan bir adım önde olmasını sağlayacaktır. Sürdürülebilir -yeşil- olimpiyat oyunlarının ya da diğer spor organizasyonlarının Türkiye’de de gerçekleşmesi dileği ile... İlginizi çekebilir... Bu Bina Yazın Elde Ettiği Güneş Enerjisini Kışın Isıtmada KullanıyorLüksemburg'daki bir bina yazın elde edilen sıcak havayı kışın ısıtma ihtiyacı için depoluyor. Tükettiği enerjinin yaklaşık üç katı kadar enerji ür... İSKİD, "İklimlendirme Ürünlerinde Dekorbonizasyon" Webinarı DüzenliyorİSKİD 11 Haziran 2025 tarihinde, "İklimlendirme Sektöründe Dekarbonizasyon" başlığının konuşulacağı webinara davet ediyor.... Fuyapı, Yeşil Binalarla Geleceği ŞekillendiriyorFUYAPI, yakın gelecekte inşa edeceği projelerde, uluslararası sertifikalı yeşil binalara öncelik vereceğini açıkladı. Çevre dostu vizyonunu her alanda... |
||||
©2025 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.