Yüksek Performanslı Sürdürülebilir Binalara İlişkin Bir Değerlendirme
İbrahim Çakmanus / Çakmanus Müh. Enerji San. ve Tic. Ltd. Şti Arif Künar / EDSM Enerji Ayşe Gülbeden / ESER Taahhüt ve San. A.Ş. İhsan Kaş ABD Başkanı Barack Obama yönetime geldiğinde, 2025 yılında net sıfır enerjili binalar, 2020 yılında ise net sıfır enerjili evler hedefini koymuştur [1]. Avrupa Birliği ise "AB Binalarda Enerji Performans Yönetmeliğinde" (2020/91/EC) 2020 yılı itibariyle enerjide yüzde 20 tasarruf...
İbrahim Çakmanus / Çakmanus Müh. Enerji San. ve Tic. Ltd. Şti
Arif Künar / EDSM Enerji
Ayşe Gülbeden / ESER Taahhüt ve San. A.Ş.
İhsan Kaş1. GirişABD Başkanı Barack Obama yönetime geldiğinde, 2025 yılında net sıfır enerjili binalar, 2020 yılında ise net sıfır enerjili evler hedefini koymuştur [1]. Avrupa Birliği ise "AB Binalarda Enerji Performans Yönetmeliğinde" (2020/91/EC) 2020 yılı itibariyle enerjide yüzde 20 tasarruf ve binalardaki enerji ihtiyacının yüzde 20'sinin yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmasını hedeflemiştir. Ancak AB, enerjide dışa bağımlılığı ve fosil enerji tüketimini azaltmak ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği konusundaki Çerçeve Konvansiyonu kapsamında imzalanan "Kyoto Protokolu'nün küresel sıcaklık artışını uzun vadede 2 ºC'nin altında tutma ve 2020 yılı itibariyle sera gazı salımlarını 1990 yılı değerlerinin en az yüzde 20 (uluslararası bir anlaşma yapılması durumunda yüzde 30) altına çekme" taahhüdünü desteklemek amacıyla, AB BEP yönetmeliğinde revizyona giderek, 2020 yılı Aralık ayı itibariyle AB üye ülkelerinde yeni binaların "yaklaşık sıfır enerjili" olması ve enerjinin bir bölümünün yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmasını hedeflemiştir. Bu revizyon 2009 yılında AB Parlementosu ve AB Konseyi tarafından kabul edilmiş ve Nisan 2010'da yürürlüğe girmiştir. Değişiklikteki önemli unsurlardan bir tanesi de teknolojik gelişmenin sürdürülmesi ve özellikle kırsal bölgelerde yeni iş sahaları ve bölgesel gelişme için yeni fırsatlar yaratılmasıdır [2]. Türkiye'de ise binalarda enerji verimliliğinin artırılması ve fosil yakıtların azaltılması amacıyla 5.12.2009 tarihinde Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği (BEP Yönetmeliği) yürürlüğe girmiştir [3]. Yönetmeliğin en önemli maddeleri: 1000 m2nin üzerindeki tüm binalarda merkezi ısıtma sistemi, 2000 m2nin üzerindeki konut dışı binalarda merkezi soğutma sistemi kurulması ve binalara enerji kimlik belgesi düzenlenmesidir. Bu çerçevede binalar, fosil yakıt tüketimlerine göre A, B, C, D, E, F ve G olarak sertifikalandırılacaktır. Burada A sınıfı, fosil yakıt tüketimi ve emisyon salımı en az olan binayı tanımlamaktadır. Yeni binalara enerji kimlik belgesi, bilgisayar programının kullanıma açılmasıyla hemen verilecek olup, bu yapılmadığı takdirde binaya ruhsat verilmeyeceği belirtilmektedir. Mevcut binalarda ise enerji kimlik belgesi düzenlenmesi 2017 yılından sonra zorunlu olacaktır. Yine, enerji verimliliğinin artırılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının etüt edilmesi, bina otomasyon sistemlerinin kurulması, gün ışığından yararlanma gibi hususlar da yönetmelikte yer almaktadır. Ancak yönetmelik yayınlandığı andan itibaren bazı tartışmalar başlamıştır. Özellikle merkezi ısıtma ve soğutma sistemlerinin zorunluluğu konusunda, ilgili sektörlerden itirazlar gelmiştir. Ayrıca, uygulamada sorun yaratabilecek ve açıklığa kavuşturulması gereken maddeler de söz konusu olmuştur. Bu nedenlerle Yönetmelikte değişiklikler yapılarak, 2.4.2010 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmıştır. Bu değişikliklerden en önemlisi, merkezi ısıtma sistemi kurulması sınırının 2000 m2ye yükseltilmesi, merkezi soğutma sistemi kurulmasının ise 250 kW sınırı ile düzenlenmesidir. Diğer yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğünce hazırlanan Enerji Verimliliği Strateji Belgesi Taslağında, 2015 yılı sonuna kadar kamu sektöründe en az yüzde 15 enerji tasarrufu hedefinin konulduğu bilinmektedir. Yukarıda veriler, AB ve ABD çalışmaları ile karşılaştırıldığında bu hedefin çok yetersiz olduğu görülmektedir. Ancak mevcut altyapı ile gerek özel sektördeki, gerekse kamudaki konuya olan yaklaşım dikkate alındığında bu hedef gerçekçidir. Sözgelimi, Binalarda Enerji Performans Yönetmeliğinin gereklerini yerine getirmeleri ve kontrol etmeleri öngörülen belediyelerin çoğunluğu, yeterli teknik personel ve bilgi birikimine sahip değildir. Benzer şekilde, enerji verimliliğinin artırılması amacıyla yetkilendirilen EVD şirketleri ile enerji yöneticilerinin çoğunluğu, enerji verimliliğinin artırılması hedeflerine katkı sağlayabilecek nitelikte değildir. Bu nedenle yapılan çalışmalar genelde yasak savma şekline dönüşmüştür. Ayrıca eski binaların enerji performanslarının iyileştirilmesine yönelik teşvik ve/veya cezai müeyyidelerin olmaması da bu konuda ilerlemenin çok yavaş olacağını göstermektedir. Diğer yandan Türkiye'deki mevcut bina stoğunun büyük bir bölümü gecekondu veya niteliği düşük apartmanlar şeklindedir. Bu tür binalara yapılacak masraflar, örneğin yalıtım yapılması, kaynakların israfı anlamına gelecektir. Benzer şekilde, yeni binaların BEP Yönetmeliğine uygun tasarımı için proje bedellerinin çok yetersiz olması, bu tür bina tasarımı yapabilecek tasarımcıların nitelik ve nicelik olarak yeterli birikime sahip olmamaları da diğer önemli problemlerdendir. Türkiye'deki mevcut duruma rağmen, gönüllülük esasına dayalı, teknoloji geliştirmeyi amaçlayan, yüksek performanslı ve düşük emisyonlu binalarin yapılarak topluma örnek olunması, bilgi birikiminin oluşturulması, yeni iş olanakları yaratılması, dışa bağımlılığın azaltılması, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye sokulması, çevrenin korunması açısından gerekli ve çok önemlidir. 2. Yüksek Performanslı Binalar2.1.Binalarda SürdürülebilirlikÇevre dostu, sürdürülebilir, az enerji tüketen ve ihtiyaç duyduğu enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan sağlayan binaların tasarımı ve inşaatı, disiplinler arası işbirliğini gerektiren bütünleşik bir süreçtir. Buna karşın ülkemizde geleneksel bina tasarımındaki ekip; mal sahibi, mimar, inşaat mühendisi, tesisat mühendisi ve elektrik mühendisinden olusur. Ancak gelişmiş ülkelerde durum daha farklıdır. Örneğin ABD'de bu ekip genellikle mal sahibi, mimar, inşaat mühendisi, HVAC mühendisi, elektrik mühendisi, sıhhi tesisat mühendisi, yangın uzmanı, aydınlatma mühendisi, enerji analiz uzmanı, proje müdürü, maliyet uzmanı, yapı fiziği uzmanı, bina işleticisi ve bina kullanıcılarının temsilcisi şeklindedir. Bu uzmanlar, tasarımın değişik aşamalarında ve değişik oranlarda tasarıma katkıda bulunmaktadırlar. Bu süreçte [4];
Arif Künar / EDSM Enerji
Ayşe Gülbeden / ESER Taahhüt ve San. A.Ş.
İhsan Kaş1. GirişABD Başkanı Barack Obama yönetime geldiğinde, 2025 yılında net sıfır enerjili binalar, 2020 yılında ise net sıfır enerjili evler hedefini koymuştur [1]. Avrupa Birliği ise "AB Binalarda Enerji Performans Yönetmeliğinde" (2020/91/EC) 2020 yılı itibariyle enerjide yüzde 20 tasarruf ve binalardaki enerji ihtiyacının yüzde 20'sinin yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmasını hedeflemiştir. Ancak AB, enerjide dışa bağımlılığı ve fosil enerji tüketimini azaltmak ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği konusundaki Çerçeve Konvansiyonu kapsamında imzalanan "Kyoto Protokolu'nün küresel sıcaklık artışını uzun vadede 2 ºC'nin altında tutma ve 2020 yılı itibariyle sera gazı salımlarını 1990 yılı değerlerinin en az yüzde 20 (uluslararası bir anlaşma yapılması durumunda yüzde 30) altına çekme" taahhüdünü desteklemek amacıyla, AB BEP yönetmeliğinde revizyona giderek, 2020 yılı Aralık ayı itibariyle AB üye ülkelerinde yeni binaların "yaklaşık sıfır enerjili" olması ve enerjinin bir bölümünün yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmasını hedeflemiştir. Bu revizyon 2009 yılında AB Parlementosu ve AB Konseyi tarafından kabul edilmiş ve Nisan 2010'da yürürlüğe girmiştir. Değişiklikteki önemli unsurlardan bir tanesi de teknolojik gelişmenin sürdürülmesi ve özellikle kırsal bölgelerde yeni iş sahaları ve bölgesel gelişme için yeni fırsatlar yaratılmasıdır [2]. Türkiye'de ise binalarda enerji verimliliğinin artırılması ve fosil yakıtların azaltılması amacıyla 5.12.2009 tarihinde Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği (BEP Yönetmeliği) yürürlüğe girmiştir [3]. Yönetmeliğin en önemli maddeleri: 1000 m2nin üzerindeki tüm binalarda merkezi ısıtma sistemi, 2000 m2nin üzerindeki konut dışı binalarda merkezi soğutma sistemi kurulması ve binalara enerji kimlik belgesi düzenlenmesidir. Bu çerçevede binalar, fosil yakıt tüketimlerine göre A, B, C, D, E, F ve G olarak sertifikalandırılacaktır. Burada A sınıfı, fosil yakıt tüketimi ve emisyon salımı en az olan binayı tanımlamaktadır. Yeni binalara enerji kimlik belgesi, bilgisayar programının kullanıma açılmasıyla hemen verilecek olup, bu yapılmadığı takdirde binaya ruhsat verilmeyeceği belirtilmektedir. Mevcut binalarda ise enerji kimlik belgesi düzenlenmesi 2017 yılından sonra zorunlu olacaktır. Yine, enerji verimliliğinin artırılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının etüt edilmesi, bina otomasyon sistemlerinin kurulması, gün ışığından yararlanma gibi hususlar da yönetmelikte yer almaktadır. Ancak yönetmelik yayınlandığı andan itibaren bazı tartışmalar başlamıştır. Özellikle merkezi ısıtma ve soğutma sistemlerinin zorunluluğu konusunda, ilgili sektörlerden itirazlar gelmiştir. Ayrıca, uygulamada sorun yaratabilecek ve açıklığa kavuşturulması gereken maddeler de söz konusu olmuştur. Bu nedenlerle Yönetmelikte değişiklikler yapılarak, 2.4.2010 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmıştır. Bu değişikliklerden en önemlisi, merkezi ısıtma sistemi kurulması sınırının 2000 m2ye yükseltilmesi, merkezi soğutma sistemi kurulmasının ise 250 kW sınırı ile düzenlenmesidir. Diğer yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğünce hazırlanan Enerji Verimliliği Strateji Belgesi Taslağında, 2015 yılı sonuna kadar kamu sektöründe en az yüzde 15 enerji tasarrufu hedefinin konulduğu bilinmektedir. Yukarıda veriler, AB ve ABD çalışmaları ile karşılaştırıldığında bu hedefin çok yetersiz olduğu görülmektedir. Ancak mevcut altyapı ile gerek özel sektördeki, gerekse kamudaki konuya olan yaklaşım dikkate alındığında bu hedef gerçekçidir. Sözgelimi, Binalarda Enerji Performans Yönetmeliğinin gereklerini yerine getirmeleri ve kontrol etmeleri öngörülen belediyelerin çoğunluğu, yeterli teknik personel ve bilgi birikimine sahip değildir. Benzer şekilde, enerji verimliliğinin artırılması amacıyla yetkilendirilen EVD şirketleri ile enerji yöneticilerinin çoğunluğu, enerji verimliliğinin artırılması hedeflerine katkı sağlayabilecek nitelikte değildir. Bu nedenle yapılan çalışmalar genelde yasak savma şekline dönüşmüştür. Ayrıca eski binaların enerji performanslarının iyileştirilmesine yönelik teşvik ve/veya cezai müeyyidelerin olmaması da bu konuda ilerlemenin çok yavaş olacağını göstermektedir. Diğer yandan Türkiye'deki mevcut bina stoğunun büyük bir bölümü gecekondu veya niteliği düşük apartmanlar şeklindedir. Bu tür binalara yapılacak masraflar, örneğin yalıtım yapılması, kaynakların israfı anlamına gelecektir. Benzer şekilde, yeni binaların BEP Yönetmeliğine uygun tasarımı için proje bedellerinin çok yetersiz olması, bu tür bina tasarımı yapabilecek tasarımcıların nitelik ve nicelik olarak yeterli birikime sahip olmamaları da diğer önemli problemlerdendir. Türkiye'deki mevcut duruma rağmen, gönüllülük esasına dayalı, teknoloji geliştirmeyi amaçlayan, yüksek performanslı ve düşük emisyonlu binalarin yapılarak topluma örnek olunması, bilgi birikiminin oluşturulması, yeni iş olanakları yaratılması, dışa bağımlılığın azaltılması, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye sokulması, çevrenin korunması açısından gerekli ve çok önemlidir. 2. Yüksek Performanslı Binalar2.1.Binalarda SürdürülebilirlikÇevre dostu, sürdürülebilir, az enerji tüketen ve ihtiyaç duyduğu enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan sağlayan binaların tasarımı ve inşaatı, disiplinler arası işbirliğini gerektiren bütünleşik bir süreçtir. Buna karşın ülkemizde geleneksel bina tasarımındaki ekip; mal sahibi, mimar, inşaat mühendisi, tesisat mühendisi ve elektrik mühendisinden olusur. Ancak gelişmiş ülkelerde durum daha farklıdır. Örneğin ABD'de bu ekip genellikle mal sahibi, mimar, inşaat mühendisi, HVAC mühendisi, elektrik mühendisi, sıhhi tesisat mühendisi, yangın uzmanı, aydınlatma mühendisi, enerji analiz uzmanı, proje müdürü, maliyet uzmanı, yapı fiziği uzmanı, bina işleticisi ve bina kullanıcılarının temsilcisi şeklindedir. Bu uzmanlar, tasarımın değişik aşamalarında ve değişik oranlarda tasarıma katkıda bulunmaktadırlar. Bu süreçte [4];
- Binanın minimum enerji tüketecek şekilde ve uygun yönlerde yerleştirilmesi
- Bina cephelerinin enerji tüketiminin optimize edilmesi (ısıtma ve soğutma yüklerinin minimize edilmesi)
- HVAC sistemlerinin ömür boyu maliyet analizi ile optimize edilmesi
- Tasarım sürecinin ömür boyu maliyet analizine uygunluğu
- Sistemlerin iç mekan kalitesini sağlayacak biçimde seçilmesi
- Sistemlerin işletme ve bakımlarının kolaylığı
- Yenilenebilir enerji kaynaklarının projelere dahil edilmesi
- HVAC sistemlerinin kullanıcılar tarafından kontrol edilebilmesi
- Bina kütlesinde pasif veya mekanik yöntemlerle ısı depolanması (HVAC sistemlerinin kapasiteleri küçülür, ilk yatırım ve işletme maliyetleri azalır)
- Bina kabuğundan kaynaklanan ısı kayıp ve kazançlarının minimize edilmesi
- Dış iklimsel koşullar (dış ortam sıcaklığı, nem oranı, hava kalitesi, potansiyel kirletici kaynakları, güneş alma imkanları, rüzgar durumu), toprak, temiz su bulunabilirliği
- Doğal havalandırma imkanlarından yararlanılması
- Güneş enerjisi veya atık ısı destekli absorbsiyonlu sistemlerle daha az elektrik tüketen soğutma sistemleri kullanılması
- Sıcak su için güneş kolektörleri, elektrik enerjisi için fotovoltaik (güneş pili) paneller kullanılması
- Isı geri kazanım sistemleri tesis edilmesi
- Elektrikle aydınlatma yerine doğal aydınlatma, dış gölgelikler ve çift cam cephe sistemlerinin incelenmesi
- İç mekan kalitesi sağlanırken verimli havalandırma stratejilerinin uygulanması
- Su tüketimini azaltacak önlemler alınması (verimli cihaz kullanımı, yağmur suyundan yararlanma, gri suların arıtılarak tekrar kullanımı, soğutma kulesi, klima santralları ve fan coil cihazlarındaki yoğuşma ile ortaya çıkan suların tekrar kullanılması vb.)
- Projenin başından itibaren bir "commissioning" program uygulanması
- Bina hizmete açıldıktan sonra özellikle ilk beş yıl içinde personel memmuniyeti, enerji tüketimi vb. noktaların izlenerek tasarım ve uygulamanın ne denli başarılı olduğunun kontrol edilmesi





