E-Dergi Oku 

Prokon-Ekon Şirketler Grubu Yönetim Binası

Prokon-Ekon Şirketler Grubu Yönetim Binası

28 Nisan 2016 | PROJE
36. Sayı (Mart-Nisan 2016)

Prokon-Ekon Şirketler Grubu'nun Ankara'daki yeni merkez binası, 89 puanla Türkiye'nin en yüksek puana sahip LEED Platin sertifikalı binalarından birisi oldu... "Energy Plus" özelliğiyle de dikkat çeken binanın öne çıkan unsurlarını Prokon-Ekon'dan Müşavirlik ve Kontrollük Hizmetleri Koordinatörü Kerem Durukal, Makine Mühendisi Necla Tütüncü, Yüksek Mimar Tuba Altansunar, Olimpos Danışmanlık'tan Dr. İbrahim Çakmanus ile Venesco'dan Arif Künar ve Orçun Özhelvacı özetlediler.

Yeşil Bina: Prokon-Ekon Şirketler Grubu hakkında kısa bir bilgi alabilir miyiz?

Kerem Durukal: Prokon, 42 yıldır sektörde faaliyet gösteren bir müşavirlik firması. Ankara merkezli Prokon, bünyesinde mimari, elektrik, mekanik, betonarme, çelik, altyapı ve jeoteknik disiplinlerini barındırıyor. Ekon ise özellikle altyapı ve entegre endüstri projelerinde anahtar teslimi EPC (mühendislik, tedarik ve yapım) hizmetleri sunan bir yapım taahhüt firması...



Yeşil Bina: Neden Yeşil Bina sertifikası almaya gerek duydunuz?

Kerem Durukal: İdealist ve çevre konusunda hassasiyetleri olan bir firmayız. Yeni inşa edilecek binamızın da tasarım aşamasından itibaren “Yeşil” olmasından başka bir alternatif düşünmemiştik. Bu hedefimiz, sadece sertifika almak değil de gerçekten sürdürülebilir, çevreci, konforlu bir binaya sahip olmak içindi. Sertifika bir anlamda Prokon-Ekon Şirketler Grubu’nun işlerine bakışının doğal bir sonucu oldu. Ayrıca bu sayede inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir firma olarak Türkiye’de sürdürülebilir inşaat kültürüne de katkıda bulunmuş olduk.

Her şeyden önce Prokon Mühendislik, proje sektörü içerisinde kırk yılı aşkın bir süredir öncü, gelişmeleri takip eden ve ürettiği projelerle yapı sektörüne değer katan bir firma olarak öne çıkıyor. Tüm projelerimizde mimar ve mühendisler olarak çevreci, enerji etkin yapı mimarlığı ve mühendisliğinin önemini biliyor, buna uygun davranıyoruz. Bu anlayışla kendi ofis binamızın sürdürülebilir ve enerji verimli bir bina olarak tasarlanması kararı kendiliğinden gelişen, zaten olması gereken bir şeydi. Prokon-Ekon Şirketler Grubu yönetim binamızın proje tasarım aşamasında, kendi gereksinimi olan enerjiyi kendisi üreten ekolojik bir bina olmasına karar verildiğinden, sürdürülebilir binaların yaygınlaşmasına da katkı sağlamak amacıyla binamıza Yeşil sertifika almaya karar verdik. Dünyada ve Türkiye’de tanınırlığı ve kabul edilebilirliği en yüksek Yeşil Bina sertifikası LEED olduğu için bu sertifikasyon sistemine başvurduk. 


Orçun Özhelvacı (Venesco), Yüksek Mimar Tuba Altansunar (Prokon-Ekon), Kerem Durukal (Prokon-Ekon), Dr. İbrahim Çakmanus (Olimpos Enerji) ve Necla Tütüncü (Prokon-Ekon)

Yeşil Bina: Prokon-Ekon bugüne kadar herhangi bir Yeşil Bina projesine hizmet verdi mi?

Kerem Durukal: Müşterilerimizin talepleri doğrultusunda Yeşil Bina projelerinin içinde yer alıyoruz. Mesela LEED sertifikası hedeflenen ve Türkiye’nin en büyük hastanelerinden birisi olacak Kartal’daki Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne müşavirlik hizmeti veriyoruz. Eti Maden Genel Müdürlük Binası, Brisa Akademi Binası (LEED Gold aldı) ve Atatürk Öğrenci Yurdu da müşavirlik hizmeti verdiğimiz sürdürülebilir yapılar...

Yeşil Bina: LEED sertifikası alan yeni binanızın mimari özelliklerini paylaşabilir misiniz?

Tuba Altansunar: Prokon-Ekon Şirketler Grubu’nun merkez binası olarak inşa ettiğimiz ve Ankara/Kazan’da yer alan bina iki bodrum kat, bir zemin kat ve zemin üzerindeki beş kattan oluşuyor. Bodrum katların toplam alanı 8000 m2, zemin üstündeki katlar ise 8500 m2. Bina toplamda 16.500 m2lik kullanım alanına sahip. Bodrumlar, otopark, teknik hacimler, arşiv, sığınak ve çok amaçlı salon; zemin kat yemekhane, kafeterya, toplantı birimi; üst katlar ise proje ofisi ve yönetim hacimlerinden oluşuyor. Yapısal anlamda binanın bodrum katları betonarme, üst katları ise tamamen çelik. Çelik yapı olarak da Türkiye’nin en büyük yapılarından.
Binada çoğunluğu mimar, mühendis ve tekniker olmak üzere üç yüzü aşkın personel çalışıyor. Binanın mimari projelendirilmesini ve kaba inşaatını da kendimiz yaptık. Mekanik tesisat haricindeki mühendislik projeleri de yine kendi bünyemizde hazırlandı.

Binada, Ekon’un çelik yapı tasarımı ve üretimi konusundaki uzmanlığını da ön plana çıkarmak istedik. Yapının ön cephesinde herhangi bir kolon bağlantısıyla yere basmayan bir konsol bulunuyor. Bu konsol, özel olarak tasarlanmış çelik makaslardan oluşan bir iskelet sistemi yardımıyla plan düzleminde ana cephe hattından 16 metre dışarıya uzanıyor. Bina girişinin 8 metre üzerinde konumlanan bu konsol hem girişi tanımlıyor, hem de iki hatlı hacminde proje müdürlerinin ofislerini barındırıyor.

Geri dönüştürülebilir ve sürdürülebilir bir malzeme olan çelik, aynı kampüs içinde bulunan Ekon’un fabrikasında imal edildi. Hem içeride hem de dış mekanda çeliği vurgulamak istiyorduk. İçeriden çelik boruların geçtiği şeffaf bir bina yapmayı amaçlıyorduk. Dış cephedeki büyük konsol da binanın çelik olmasını vurgulayan bir öge oldu. Onun dışında şeffaflık bizim için çok önemliydi. Bu kapsamda cam seçimi konusunda hassas davrandık. Reflekte oranı çok az, ışık geçirgenliği yüksek bir cam seçtik. Bu amaçla yüksek performanslı ithal camlar kullanıldı. İç mekanlarımız genelde açık ofislerden oluşuyor. Her bölüm bağımsız olarak aynı anda ısıtma veya soğutmasını yapabiliyor. Konfor şartları gerçekten üst düzeyde.



Yeşil Bina: Yeşil Bina sertifikası maliyeti nasıl etkiledi? Süreçte ne tür deneyimler yaşadınız?

Kerem Durukal: Yüzde 10 kadar ekstra bir maliyet oldu... Fakat bunun hem maddi hem konfor açısından geri dönüşü olduğu için gerçek anlamda bir maliyet olmadığını düşünüyoruz.
LEED sertifikasının alınması sürecinde en büyük sorunu tedarikçilerden sağlanan kanıtlayıcı sertifika ve belgelerin temininde yaşadık. Örneğin binada kullanılan ahşap malzemeler için kullandığımız markanın FSC sertifikası olmasına rağmen aracı bayinin böyle bir belgesi olmadığı için ilgili puanları alamadık.

Yeşil Bina: Yeşil bir binada çalışma konusunda personel ve yönetimden ne tür geri dönüşler alıyorsunuz?

Kerem Durukal: Yeşil, sürdürülebilir bir binada yaşamak çok konforlu. Ayrıca böyle bir binada yaşamak, insanlara gurur da veriyor zannediyorum. Hemen tüm sistemler otomasyona bağlı ve akıllı. Sürdürülebilir ve akıllı binada yaşamanın ayrıcalığından yararlanıyoruz. Binada çalışanların çoğunluğu mühendis, mimar ve tekniker olunca doğal olarak zaman zaman acımasız eleştirilere de maruz kalabiliyoruz.
Fakat hem inşaat sürecinde hem de binada yaşamaya başladıktan sonra bu fikirler binanın daha da iyileşmesine katkıda bulunuyor. Bu fikirlerin hepsini uygulama şansımız olmasa da büyük çoğunluğunun dikkate alındığını ifade edebilirim.



Yeşil Bina: Binanın sürdürülebilir özelliklerini özetleyebilir misiniz?

Necla Tütüncü: Yeni Bina kategorisinde, Türkiye’de LEED Platin sertifikasına sahip altı projeden birisi olan Prokon-Ekon Şirketler Grubu’nun merkez binası 89 puanla LEED Platin sertifikasının sahibi oldu. Bu puanla binamız Türkiye’de ikinci, dünyada ise 31. sırada yer alıyor. Binanın önemli bir özelliği, fotovoltaik paneller vasıtasıyla kendi elektriğini tamamen kendi üreten, hatta bazı mevsimlerde fazlasını satan ilk Energy Plus (A+) bina olması. Hem gerçek tüketimlerden hem de enerji modellemeden bu sonuç çıkıyor.

Binamızın bulunduğu alan, Ekon’un fabrikasına ait depo binalarının ve açık depo sahasının bulunduğu bir alandı. Ofislerimiz Balgat’ta bulunan şehir merkezinden bu alana taşındı ve 65 dönüm büyüklüğünde alan bir yerleşke olarak değerlendirildi.

Bina kabuğunun enerji performansı artırılarak enerji ihtiyacı ekonomik ölçülerde minimize edildi. Böylece hem işletme giderleri, hem de mekanik tesisat sistemlerinin kapasiteleri düşürüldü. Bina kabuğu için yapılan ilave harcamanın bir bölümünün HVAC sistem kapasitesinin düşürülmesi ile daha baştan geri kazanılması mümkün olabildi.

Bina kabuğundan kaynaklanan ısı kaybı ve kazancı minimize edildikten sonra kalan net enerji ihtiyacının (fosil yakıt tüketiminin azaltılması için) karşılanması için ısı pompası sistemleri kullanıldı. Bunun için ısıtma, soğutma sistemi ile klima santralleri 10-30 ºC arasında sıcaklıkta (aynı rejimde) çalışan 3 borulu sulu değişken debili merkezi klima (VRF) sistemleri olarak seçildi.

Binamızda 240 m3lük yangın deposu bulunuyor. Deponun işlevselliği bozulmadan ısıl depolama için de kullanıldı. Bu sistem Türkiye’de ilk ve tek uygulama. Gece tarifelerinden ve soğutma kulesinin gecenin serinliğinde çalıştırılarak su ve enerji tasarrufu sağlanıyor. Bina içi su kaynaklı Heat Recovery VRF Sistemi (3 borulu) ile Heat Pump klima santral dış üniteleri (2 borulu) ihtiyaç duydukları ısı enerjisini bu depodan alıyor. Sulu VRV sistemlerinin 10-30 ºC arasındaki sıcaklık rejimleri yangın deposunda ısıl depolamayı olanaklı kılıyor. Su çok soğuk veya çok sıcak olmadığı için depo ısıl depolama amaçlı olarak kullanılabiliyor. Fan coil yerine su kaynaklı VRV sistemi seçilmesinin temel sebeplerinden birisi buydu.



Binada 70 kW elektrik ve 115 kW atık ısı kapasitesinde bir trijenerasyon sistemi kuruldu. Bu kapasite baz yükleri karşılayabiliyor. Bu cihazdan elde edilen elektrik öncelikle VRF dış üniteler, fanlar, pompalar gibi cihazları besliyor. Cihazdan çıkan sıcak atık ısı, kışın ısıtmada, yazın absorpsiyonlu chiller vasıtasıyla soğutmada kullanılıyor.

Binada iç hava kalitesini ve konforu artırmak için ASHRAE’nin öngördüğü hava miktarının yüzde 30 daha fazlası baz alınarak havalandırma tesisatı tasarımı yapıldı. Havalandırmadan kaynaklanan enerji giderlerini azaltmak için talep esaslı havalandırma yapıldı. İç hava kalitesi CO2 sensörleri ile ölçülerek dış hava debisi ve fanların devir sayıları düşürülerek enerji ekonomisi sağlandı. Klima ve havalandırma santrallerinde havanın klimatize edilmesinde rotary tip ve plakalı tip ısı geri kazanım cihazları ve sulu ısı pompaları kullanıldı. Isı geri kazanım ve ekserji verimliliği maksimize edildi. Ofislere ait santrallerdeki enerji tüketimini azaltmak ve inovasyon LEED puanı hedeflendiği için solar duvar uygulaması (havalı kolektör) yapıldı. Isıtma sezonunda güneşli havalarda dış hava ısıtılarak klima santraline veriliyor. Bu sistem Türkiye’de ilk defa bizim binamızda uygulandı. Ayrıca yazın ve mevsim geçişlerinde, gece ve sabah saatlerinde santraller vasıtasıyla bina kütlesinde ısıl depolama yapılarak enerji tasarrufu sağlanıyor. Binanın kullanım sıcak su ihtiyacı güneş kolektörleri ile sağlanıyor.

Yapıda gri su sistemi ve yağmur toplama sistemleri (240 m3) de mevcut. Lavabo ve duşlarda fotoselli ve verimli bataryalar tercih edildi. WC rezervuarlarında düşük su tüketimine sahip çift kademeli klozetler kullanıldı. 

İç ve dış aydınlatma sistemlerinde verimliliği yüksek LED armatürler kullanıldı. Konferans salonu ve otopark, ışık bacaları (Solar Tubes) vasıtasıyla doğal aydınlatılıyor. Aydınlatma otomasyonu yapıldı. Bu kapsamda varlık sensörleri ve günışığı sensörleri kullanılarak enerji tüketimi minimuma indirildi.

Sistemlerin yüksek verimlilikte çalışarak yıllık enerji tüketiminin minimize edilebilmesi için ana sistemlere giren ve çıkan enerjilerin ölçülmesi, algoritmalarla devreye girme sıraları, zamanları vb. bina otomasyon sistemi ile optimize edildi. Böylece yıl boyunca fan, pompa, kojenerasyon ve kule gibi cihazların verimlilikleri bina otomasyon sistemiyle hesaplanabiliyor. 

Bu bağlamda verimde değişiklik veya düşüşler olduğunda, bunun nedenleri kolayca analiz edilebiliyor. Bunun için sisteme elektronik ölçü cihazları, debimetreler, pitot tüpleri, basınç sensörleri, güç analizörleri ve sıcaklık sensörleri konuldu. Yukarıda belirtildiği üzere bu sistemlerin verimli biçimde çalışması ve koordinasyonu Bina Otomasyon Sistemi ile yapılıyor.

Olimpos Enerji Ortağı Dr. İbrahim Çakmanus:
“Hedeflere Ulaşıldı”




“Binanın gerçekten sürdürülebilirlik anlamında nitelikli bir bina olması isteniyordu. Prokon-Ekon binasında fizibl olan birçok şeyi uygulama fırsatı bulduk. Hedeflenenler yapıldı. İlk yatırım maliyeti düşürülecek diye enerji giderlerini artırmadık. Benim için en büyük kazanım ise proje sürecinde birçok şey öğrenmiş olmam ve Prokon camiası gibi saygın bir grup ile çalışabilme imkanıydı. Ayrıca bu binada edinilen deneyimin genç meslektaşlarımıza ve öğrencilere aktarılarak yapı teknolojisine ciddi katkı sağlanabileceğine inanıyorum”.

Venesco Genel Müdürü Arif Künar:
“Enerji Artı Bir Bina”



“Prokon-Ekon’un binası, hem Ankara’da hem de Türkiye’de Eser yeşil binasından sonra en yüksek puanlı ikinci binamız oldu. Ve sanırım dünyada ilk en yüksek Platin sertifikalı ve ‘Enerji Artı’ bir bina oldu. Biz 8 yıllık partnerimiz Dr. ibrahim Çakmanus ile bu iki projede de en başından sonuna kadar birlikte yer aldık. Hedefimiz ve önceliğimiz sadece sertifikalı yüzlerce(!) bina danışmanlığı yapmak değil, gerçekten de sürdürülebilir, enerji etkin yüksek performanslı binalar yapılmasına destek olmak”.

“Biliyorsunuz, artık yüzlerce sadece ‘sertifikalı’ yeşil-LEED bina var ülkemizde. Hatta geçen sene dünyada en çok LEED projesi olan ilk 10 ülke arasına da girdik. Ancak sonunda geldiğimiz nokta maalesef sadece ‘sertifikalı bina’ mı, yoksa gerçekten enerji etkin-‘sürdürülebilir yeşil bina mı’ ikilemiyle kafa karışıklığı ve belirsizlik-güvensizlik ortamına hızla sürüklenen bir ülke-sektör yaratmış olmamız. Bu ülke ve sektör-kullanıcılar bunu yine başka konularda olduğu gibi hak etmiyor. Hep ‘kral çıplak’ demeye, sektörde ‘Don Kişot’ olmaya, bıkıp usanmadan devam edeceğiz”.

“Bir binanın gerçekten yeşil-enerji-konfor etkin olması için öncelikle tasarımın-projelerinin-mimarlık-mühendislik çözümlerinin-seçimlerinin-uygulamalarının-işletme senaryolarının maksimum mühendislik-optimizasyon ile yapılması için danışmanların öncelikle kendilerinin de proje yapmış, bina yapmış ve işletmiş olması gerekiyor. Projelerin içine girmesi, entegre tasarım-proje-uygulama süreçlerinde yer alması, hatta yönetmesi gerekiyor. Oysa bu kabiliyet ve yeteneklere haiz olmayan, yalnızca mevcut projeyi LEED kriterlerine göre değerlendiren ve işlem yapan, yüzlerce projede danışmanlık yapıp, ancak kopyala-yapıştır yapan danışmanlarla çalışanlar, maalesef farkında olmadan yeşil olmayan, hatta o kadar para harcamalarına rağmen daha fazla enerji tüketen sertifikalı binalara sahip oldular-olacaklar. Bu konu maalesef iyi niyetlerle başlanan, ancak sektörde yanlış-işe yaramayan yalıtım, yanlış aydınlatma-LED seçimi ve yeşil olmayan Yeşil Binalar şeklinde artarak devam etmektedir. Bunun için yatırımcıların da danışmanları seçerken gerçekten de en dip fiyata bakarak, ancak bu hizmetleri kendilerine veremeyecek-vermeyecek danışmanları tercih etmelerinin, onlara sonunda neye mal olacağını hesaplamaları, ömür boyu maliyet analizini de yapmaları gerekmektedir. Biz Grup olarak ve çözüm ortaklarımızla mühendisliğimizin, kullanıcıya konfor ve enerji tüketim optimizasyonun maksimum olmasını sağlamak üzere az ve öz projeler yapıp, arkasından da gururla durabileceğimiz projeler hayata geçirmeye çalışıyoruz artık. Yani özetle ilkleri ve en iyilerini yapmaya çabalıyoruz”.

Sadece Danışmanlık Yapmıyoruz
“Hem enerji verimliliğini iyi bildiğimiz hem de birçok AVM-bina-hastane ve kampüste aydınlatma-aydınlatma otomasyonu projesi ve uygulamaları da yaptığımız için hem Yeşil Bina kriterlerine uygun hem de gerçekten maliyet esaslı mühendislik projelerini, projecilere-müelliflere ya kendimiz veriyoruz ya da onlara yardımcı oluyoruz. Bu, aslında en büyük avantajımız. Çünkü biz LEED Platin Eser Yeşil Binanın projesi-uygulaması ve işletmesinde yer aldık. VENDEKA Pasif Bina tasarım-proje ve inşaatını biz gerçekleştirdik. Birçok Yeşil Binanın (TBMM Başkanlık Konutu, Çapa ve Cerrahpaşa hastanesi kampusu, Endülüs Park AVM vb.) aydınlatma ve aydınlatma otomasyonu danışmanlığını-projesini ve uygulamasını biz yaptık, yapıyoruz. Bu nedenle şu anda iki ABD Ordusu Kampüsü (Romanya ve Bahreyn), bir ABD Elçilik Binası ve TANAP Binası gibi birçok prestijli ve zor projede de gururla yer alıyoruz”.

DAIKIN Satış Danışmanlık ve Ürün Departmanı Müdürü Turgay Yay:
“Enerji Tasarrufu Yüzde Elliyi Geçecek”




Prokon-Ekon projesi en başından itibaren yüksek bir Yeşil Bina sertifikası hedefiyle başlamıştı. Sistemin, su soğutmalı VRV sistem olması kararı alınmasında, sistemin sudan havaya ısı pompası olması, hem soğutkan devresinde, hem de su tarafında olmak üzere double ısı geri kazanımı yapabilmesi ile yüksek enerji tasarrufu sağlaması etkin olmuştur. Su soğutmalı VRV sisteminin, ısı alışverişi yaptığı su sıcaklığının 10 ile 45 °C arasında olması ısıtma veya soğutma yapması için yeterlidir. Burada su tarafının 25-30 °C arası sıcaklıkta dizayn edilmesi, ister ısıtma talebi, isterse soğutma talebine sistem cevap verebilmektedir. Kışın düşük sıcaklıkta ısıtma, yazın da yüksek sıcaklıkta soğutma, yani dış ortam sıcaklığından bağımsız bir ısı pompası sistemi tasarlandı. Sudan havaya ısı pompası sisteminde kış çalışmasında defrost yoktur. Düşük sıcaklıkta kazan desteğiyle ısı pompası verimliliğine katkı sağlanır. Ayrıca Ankara’nın havası kuru olduğu için yazın da soğutma kuleleri daha verimli bir şekilde çalışır. O anlamda da su soğutmalı VRV sistemimiz binanın ana ısıtma-soğutma yükünü alması açısından önem kazandı. Su soğutmalı VRV sistem, düşük karbondioksit salımı ile bina ihtiyaçlarına çevre dostu çözümler sunan bir sistem. Bu kapsamda teorik olarak yüzde kırklara varan bir enerji tasarrufu sağlamalarına rağmen Prokon-Ekon binasında bu oranın yüzde ellileri geçeceğini öngörüyoruz.

VRV (Variable Refrigerant Volume/Değişken Soğutucu Akışkan Debisi) üç borulu sistem, aynı anda hem ısıtma hem soğutma yapabilen bir sistem. Heat Recovery (Isı Geri Kazanımı) dediğimiz sistem özelliğinden dolayı binanın bazı yerlerinde ısıtma yapılırken bazı yerlerinde soğutma yapılabiliyor. Dış üniteler, kazan ve kule devreye girmeden iç yüklerin üçüncü boru vasıtasıyla birbirine aktarılmasıyla enerji verimliliği sağlanıyor. Örnek olarak, dış ünitenin kapasitesi 100 ise, bunun 50’siyle ısıtma, 50’siyle soğutma yapılıyorsa havadan havaya ısı pompalarına göre yüzde 50 gibi bir enerji tasarrufu sağlanıyor. Bunu Heat Recovery’nin hem soğutucu akışkan tarafında iç üniteden iç üniteye aktarmamızla, hem de dış üniteler bazında, su tarafında yapabiliyoruz. Örneğin, bina kış mevsiminde tümüyle ısıtılırken, iç yüklerinden dolayı toplantı veya konferans salonu gibi iç yüklerin fazla olduğu mekanlarda soğutma talebi olabiliyor. O zaman soğutma isteyen tarafımız su devresine ısıyı atıyor. Diğer taraftan ısıtma ihtiyacı olan yerlerde bu ısıyı çekip içeriyi ısıtmaya çalışıyor. Bu da ikinci bir enerji kazanımına, ikinci Heat Recovery’e neden oluyor. Bu da sistem verimliliğinin 5-6 gibi değerlerden 10 gibi değerlere çıkmasını sağlıyor. Yine tasarım şartındaki su sıcaklıkları, düşük sıcaklıklarda, 30-35 °C gibi kazan suyunun ana kaynağında düşük sıcaklıkta olması, yoğuşmalı kazan ve absorpsiyon verimini artırıyor. Yine havalandırma tarafındaki klima santrallerinin ısıtma-soğutma sistemi de su soğutmalı VRV sistem ile karşılandı.

Genelde Türkiye’de 30 °C ve üzeri sıcaklıklardır fakat Ankara soğuk ve daha kuru bir iklim olduğu için su tarafı dizayn sıcaklığı 25-30 °C’ler arasında tutulmaya çalışılıyor. Bu set edilen sıcaklığın üzerine çıkılıyorsa soğutma talebi artıyor, dolayısıyla soğutma kulesi devreye giriyor. Set edilen sıcaklığın altına inildiğinde de otomasyonla kazan devreye giriyor. Bu su tarafı otomasyonuyla düşük sıcaklıkta çalışarak hem enerji tasarrufu sağlanırken hem de ideal konfor şartları iç tarafta VRV sistemle yakalanmış oluyor. İç tarafta iç üniteler, odayı set edilen mahal sıcaklığını +/- 0.5 derece toleransla kontrol edebiliyor. Bu da odadaki istenen iç ortam sıcaklığının ideal ve homojen olmasını sağlıyor.

VRV’de iç ortamda soğutucu akışkan kullanılması ve üç borulu olması, ihtiyaca hızla cevap verilebilmesini sağlıyor (Özellikle 4 FC sistemlerine göre). Çünkü işletme şartları değişkendir. Biz iç üniteleri her ne kadar yüzde yüz kapasitelere göre tasarlasak da gün içi yoğunluk farklı olabiliyor. Yüzlerce kişinin çalıştığı Prokon-Ekon gibi bir firmada da bu yoğunluk, bina içi ısıtma-soğutma yükü gün içi değişken olmasına neden olur. Değişken debili soğutucu akışkanlı VRV sistem, buna ideal bir cevap veriyor.

VRV IV sistemi ile sektöre sunduğumuz, yine patentli çözümümüz VRT (Variable Refrigerant Temperature) soğutucu akışkan debisinin kontrolünün yanında soğutucu akışkan sıcaklığının kontrolünü de sağlıyor. Sistem kısmi yüklerde çalışıyorsa, daha düşük evaporasyon sıcaklığında çalıştırıp daha fazla enerji harcamaktansa, evaporasyon sıcaklığını yukarı çekip, daha az kompresör enerji sarfiyatıyla cevap veriyor. Bu sayede dış ortam sıcaklığıyla iç yüklerin kapasite ihtiyacını azaltıyoruz ve diğer sistemlere göre kendi içinde, dış ünite kapasitesine göre değişmekle birlikte yüzde 28 gibi ilave bir verimlilik elde ediliyor.


 


İlginizi çekebilir...

Yüksek Performanslı Bir Yeşil Bina: İzmir Ticaret Odası Yeni Hizmet Binası

Yüksek performanslı yeşil binaların yaşam döngüsü, bina duvarlarını aşan, şehir planlamasını, toplumu ve saha planlamasını içeren genis kapsamlı, bina...
24 Ekim 2018

Türkiye'nin ilk Dikey Ormanı GREENOX, Türkiye'nin ilk EDGE Sertifikalı Projesi Oldu

GREENOX, Edge sertifika sürecini Turkeco'nun danışmanlığında başarıyla tamamladı....
4 Temmuz 2018

LEED Gold Sertifikalı BASF Merkez Ofisi

Sürdürülebilir strateji ve çözümlerin uygulandığı BASF Merkez Ofisi'nde birçok çevre dostu özellik proje tasarımına ve inşaatına entegre edilmiş....
4 Temmuz 2018

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • Klima ve Soğutma Rehberi
  • Yangın ve Güvenlik Rehberi
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2020 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.