Kendi Enerjisini Üreten Bir Pavyon
Fotovoltaik üretimi ve pasif güneş enerjisi performansını optimize eden bir algoritma...
Barselona’nın büyük bir dönüşüm geçirdiği dönemlerden birisi, 1992 yılında hükümetin Olimpiyat Oyunları için sanayi döneminden kalma bir sahil bölgesini yeniden düzenlediği dönemdi. Eski liman bölgesi şu anda ünlü cadde La Rambla ile şehir hayatına bağlanan bir sahil semtine dönüşmüş durumda. Yakın zamanda İspanyol elektrik şirketi Endesa, ileri ölçüm ve mikro şebeke sistemleri ile Barselona’nın enerji şebekesini yükselterek, görünürde olmayan, ancak eşit oranda etkili bir değişim gerçekleştirdi. Pek çok diğer girişimin yanı sıra şirket, aynı zamanda şehrin altyapısına yenilenebilir enerji kaynakları ve elektrikli taşıt şarj sistemlerini de ekliyor.
Olimpiyat Limanı’nda sembolik olarak konumlanmış, geçici konut ölçekli bir bina ise bu son dönemlerde meydana gelen dönüşümün adeta “yüzü” niteliğinde. 153 metrekare büyüklüğündeki Endesa Pavyonu, halkın yeni elektrik üretimi hakkında bilgi alabileceği bir kontrol odası olarak hizmet veriyor. Buraya yapılacak bir ziyaret, aynı zamanda binaya dair etkileyici verilerle karşılaşma olanağını da sunuyor. Pavyon, Endesa ile akıllı enerji yönetimi açısından pek çok projede işbirliği yapan Katalonya İleri Mimarlık Enstitüsü (IAAC) hocaları ve öğrencilerine ait “net-positive” bir tasarım. IAAC ekibinin başındaki Mimar Rodrigo Rubio, bu ortaklığın yerel üniversitenin bilgi ve duyarlı teknoloji araştırmaları ile uyum gösterdiğini ifade ediyor.
Bu dijital araçlardan bazıları, Endesa Pavyonu’nun akordiyona benzeyen şeklinin sorumlusu... IAAC tasarımcıları, Olimpiyat Limanı’nda güneş açılarını belirlemiş ve bunları parametrik tasarım yazılımına yüklemişler. Aynı zamanda, maksimum fotovoltaik üretimi elde etmek üzere binayı şekillendirmek için algoritma kullanmışlar ve bunu yaparken güneşin nüfuz etmesinden veya ısı kazanımından ödün vermemişler. Malzeme olarak genellikle kontrplak kullanılarak inşa edilen bina, IAAC’nin dijital üretim laboratuvarında tasarlanmış, ön montaj ve inşaatı ise beş hafta sürmüş.

Rubio, ortaya çıkan sonuca ilişkin, “Endesa Pavyonu, aslında güneş enerjisinin optimize edildiği prefabrik kabuk sistemi araştırmalarına bir ilk örnek teşkil ediyor” açıklamasında bulunuyor. Gerçekten de bir körük gibi görünen yapı, kitlelere göre özelleştirilmiş bir seri modülden oluşuyor. Her birinde fotovoltaik kaplı bir taraf ve pencere boşluğu ayrılmış en az bir yüzey bulunuyor. Çeşitlilik gösteren yüzey alanları ve açıları hem PV, hem de pasif güneş etkisini optimize ediyor. Dijital olarak tasarlanmış bileşenlere dayanan ve onların farklı yönelimlerine parametrik olarak adapte edilen tahta bir kabuk, tıpkı bir ağacın yaprakları gibi hareket ediyor. Bileşenler kendi enerjilerini üretiyor ve aynı zamanda gölgeleri, hava dolaşımını ve ışığı da kontrol ederek bir mikro iklim oluşturuyorlar. Bu, Rubio’nun “Kendi kendine yetebilen cephe çözümü” olarak tanımladığı ilk girişimi değil. IAAC, 2010 Avrupa Solar Dekatlonu için tasarladığı FabLab evini üretebilmek için çatı PV’lerinden en yüksek miktarda kilovat sıkıştırabilen bilgisayar destekli yaklaşımlarını kullanmıştı. Ancak bu ev, pek çok eleştirmenin parametrik tasarım yazılımına atfettiği kavisli formlarıyla dikkat çekmiş. Rubio ayrıca “2010’un çok güçlü bir domestik karakteri” olduğuna da dikkat çekiyor. “Ancak, bu durumda daha soyut ve evrensel bir cevap vermeye çalıştık. Pavyon, yalnızca her ölçek ve tipolojiye uygulanabilecek bir kabuk çözümüdür; güneşten muhafaza ve ışıma kazanımı mantığına dayanan modüler bir kabuk. Ancak güneşin izleğine mükemmel bir biçimde uyum sağlayabilmesi için her biri farklı bir geometriye sahip.”
IAAC’nin FabLab projesine ek olarak, daha fazla bina tipine uygun olması bakımından, Endesa Pavyonu konsepti, piyasanın henüz hazır olmadığı sürdürülebilirlik buluşlarına daha iyi adapte olabilir. Rubio’ya göre, “Bunlar, duyarlı yapay aydınlatma veya dijital olarak kontrol edilen enerji tüketimi gibi yazılım güncellemeleri olabilir. İleri teknoloji modüler inşaat da değişime kısmen duyarlı olabilir. Donanım güncellemelerine de bu açıdan yaklaşabiliriz. Kullanılmaz hale geldikleri zaman fotovoltaikleri yenilemek, daha dinamik bir sistem ortaya çıktığında cephe bileşenlerini yenilemek ya da daha iyi bir çevresel çözüm önerisi geldiğinde çatıyı yenilemek düşünülebilir.”
Olimpiyat Limanı’nda sembolik olarak konumlanmış, geçici konut ölçekli bir bina ise bu son dönemlerde meydana gelen dönüşümün adeta “yüzü” niteliğinde. 153 metrekare büyüklüğündeki Endesa Pavyonu, halkın yeni elektrik üretimi hakkında bilgi alabileceği bir kontrol odası olarak hizmet veriyor. Buraya yapılacak bir ziyaret, aynı zamanda binaya dair etkileyici verilerle karşılaşma olanağını da sunuyor. Pavyon, Endesa ile akıllı enerji yönetimi açısından pek çok projede işbirliği yapan Katalonya İleri Mimarlık Enstitüsü (IAAC) hocaları ve öğrencilerine ait “net-positive” bir tasarım. IAAC ekibinin başındaki Mimar Rodrigo Rubio, bu ortaklığın yerel üniversitenin bilgi ve duyarlı teknoloji araştırmaları ile uyum gösterdiğini ifade ediyor.
Bu dijital araçlardan bazıları, Endesa Pavyonu’nun akordiyona benzeyen şeklinin sorumlusu... IAAC tasarımcıları, Olimpiyat Limanı’nda güneş açılarını belirlemiş ve bunları parametrik tasarım yazılımına yüklemişler. Aynı zamanda, maksimum fotovoltaik üretimi elde etmek üzere binayı şekillendirmek için algoritma kullanmışlar ve bunu yaparken güneşin nüfuz etmesinden veya ısı kazanımından ödün vermemişler. Malzeme olarak genellikle kontrplak kullanılarak inşa edilen bina, IAAC’nin dijital üretim laboratuvarında tasarlanmış, ön montaj ve inşaatı ise beş hafta sürmüş.

Rubio, ortaya çıkan sonuca ilişkin, “Endesa Pavyonu, aslında güneş enerjisinin optimize edildiği prefabrik kabuk sistemi araştırmalarına bir ilk örnek teşkil ediyor” açıklamasında bulunuyor. Gerçekten de bir körük gibi görünen yapı, kitlelere göre özelleştirilmiş bir seri modülden oluşuyor. Her birinde fotovoltaik kaplı bir taraf ve pencere boşluğu ayrılmış en az bir yüzey bulunuyor. Çeşitlilik gösteren yüzey alanları ve açıları hem PV, hem de pasif güneş etkisini optimize ediyor. Dijital olarak tasarlanmış bileşenlere dayanan ve onların farklı yönelimlerine parametrik olarak adapte edilen tahta bir kabuk, tıpkı bir ağacın yaprakları gibi hareket ediyor. Bileşenler kendi enerjilerini üretiyor ve aynı zamanda gölgeleri, hava dolaşımını ve ışığı da kontrol ederek bir mikro iklim oluşturuyorlar. Bu, Rubio’nun “Kendi kendine yetebilen cephe çözümü” olarak tanımladığı ilk girişimi değil. IAAC, 2010 Avrupa Solar Dekatlonu için tasarladığı FabLab evini üretebilmek için çatı PV’lerinden en yüksek miktarda kilovat sıkıştırabilen bilgisayar destekli yaklaşımlarını kullanmıştı. Ancak bu ev, pek çok eleştirmenin parametrik tasarım yazılımına atfettiği kavisli formlarıyla dikkat çekmiş. Rubio ayrıca “2010’un çok güçlü bir domestik karakteri” olduğuna da dikkat çekiyor. “Ancak, bu durumda daha soyut ve evrensel bir cevap vermeye çalıştık. Pavyon, yalnızca her ölçek ve tipolojiye uygulanabilecek bir kabuk çözümüdür; güneşten muhafaza ve ışıma kazanımı mantığına dayanan modüler bir kabuk. Ancak güneşin izleğine mükemmel bir biçimde uyum sağlayabilmesi için her biri farklı bir geometriye sahip.”
IAAC’nin FabLab projesine ek olarak, daha fazla bina tipine uygun olması bakımından, Endesa Pavyonu konsepti, piyasanın henüz hazır olmadığı sürdürülebilirlik buluşlarına daha iyi adapte olabilir. Rubio’ya göre, “Bunlar, duyarlı yapay aydınlatma veya dijital olarak kontrol edilen enerji tüketimi gibi yazılım güncellemeleri olabilir. İleri teknoloji modüler inşaat da değişime kısmen duyarlı olabilir. Donanım güncellemelerine de bu açıdan yaklaşabiliriz. Kullanılmaz hale geldikleri zaman fotovoltaikleri yenilemek, daha dinamik bir sistem ortaya çıktığında cephe bileşenlerini yenilemek ya da daha iyi bir çevresel çözüm önerisi geldiğinde çatıyı yenilemek düşünülebilir.”





