E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
VIESSMANN
DOĞAL ENERJİ
ALTENSİS

LEED Gold Sertifikalı Systemair HSK Fabrikası

LEED Gold Sertifikalı  Systemair HSK Fabrikası

24 Ekim 2018 Çarşamba / 13:35 | YEŞİL BİNA
50. Sayı (Eylül-Ekim 2018)

Systemair HSK, bölgesel güç olma vizyonu ile 2015 yılında inşa kararı aldığı yeni fabrikasını tamamlayarak faaliyete geçirdi. Systemair’in, 15 milyon Euro bedelle son iki yıl içinde dünya genelindeki en büyük yatırımı olan, Dilovası Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde konumlandırdığı yeni fabrikası, LEED Gold Sertifikası’na sahip ilk klima santrali niteliği taşıyor. Yüzde 30 Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) fonu, yüzde 70 Systemair’in kendi öz sermayesi ile inşa edilen fabrika, aynı zamanda Türkiye’de iklimlendirme sektöründe EBRD’den fon kullanan ilk proje oldu. Yüksek verimli Systemair iklimlendirme ürünlerinin kullanıldığı tesiste; yağmur suyunun toplanması, su ve enerji tasarruflu ekipman kullanımı, verimli ısıtma ve soğutma sistemleri, ısı yalıtımı, atıktan ısı geri kazanım sistemleri gibi verimli kaynak uygulamaları hayata geçirilerek LEED Gold Sertifikası alındı. Systemair’in fabrikası enerji verimliliği konusunda standart verimli bir fabrikaya oranla yüzde 33 daha verimli. Mesela aydınlatmada yüzde 50 verimlilik yakalanması iyi bir değer kabul edilirken; bu fabrikada gerek gün ışığı ile ilgili otomasyon gerekse armatür seçimleri ile yüzde 76 enerji verimliliği yakalandı.

Hem enerji verimliliği anlamında hem de konfor anlamında öne çıkan bir bina olan Systemair HSK fabrikası, Systemair grubunun 13 klima santrali fabrikası arasında en modern üretim ekipmanlarına sahip. Fabrikada endüstri 4.0’a uyumlu üretim teknolojileri kullanılarak, hata riski minimize ediliyor, yüksek verimli üretim gerçekleştiriliyor. Birçok özelliği ile dikkatleri çeken Systemair HSK’nın yeni fabrikasının inşa karar aşamasından faaliyete geçişine kadar olan hikâyesini, Systemair HSK Genel Müdürü Ayça Eroğlu ve Systemair HSK Fabrika Müdürü Ayşegül Eroğlu anlatırken, projenin danışman firması Altensis’ten Emre Ilıcalı da projenin özellikleri hakkında dergimize bilgiler aktardı.


Yeşil Bina: Systemair hakkında bilgi alabilir miyiz?

Ayça Eroğlu: Systemair, Gerald Engström tarafından 1974 yılında İsveç’te kuruldu. Dünya çapında üretimini gerçekleştirdiği ürünler arasında; başta klima santralleri olmak üzere fanlar, hava dağıtım ekipmanları, hava perdeleri ve soğutma ürünleri yer alıyor.

Systemair; Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika, Ortadoğu, Asya ve Güney Afrika’da konumlanarak 56 ülkede faaliyet gösteren, 27 fabrikası bulunan, 5 bin 500 kişiye istihdam sağlayan ve 2017/18 mali yılında 730 milyon Euro ciroya ulaşan bir firma. Dünya genelindeki 13 klima santrali fabrikası ile Avrupa’da klima santrali pazar lideri olan Systemair, fan ve hava dağıtım ekipmanlarında da dünyada ilk 3 marka arasında yer alıyor. Systemair’ın yıllık büyüme oranı ise ortalama yüzde 8 düzeyinde.

Fabrikalar, alışveriş merkezleri, havalimanları, şehir hastaneleri gibi dev projelerin iklimlendirmesini sağlayan klima santralleri sektöründe son 5 yıldır Türkiye pazar lideri olan Systemair HSK ise yüzde 90 İsveçli Systemair firması ve yüzde 10 Türk firması HSK ortaklığında faaliyet gösteriyor.

Yeşil Bina: HSK’nın sektör yolculuğu ve Systemair ile yollarının kesişme hikâyesini anlatır mısınız?

Ayça Eroğlu: İklimlendirme sektörünün duayen isimlerinden Vural Eroğlu’nun 1981 yılında kurduğu HSK, ismini faaliyet alanı olan havalandırma, soğutma ve klima kelimelerinden alıyor. HSK, serbest ekonomiye yeni geçiş yapılan Turgut Özal döneminde, ithalatın çok düşük oranlarda kaldığı ve gümrük vergilerinin yüksek olduğu zamanlarda, kendi bünyesindeki mekanik müteahhitlik faaliyetlerine malzeme sağlamak için alınan distribütörlükler vasıtasıyla malzeme satışı gerçekleştirmek amacıyla yola çıktı.

Türkiye, kapılarını dünyaya yeni yeni açarken 2001 yılına kadar başarılı bir ivme yakalayan HSK, 2001 krizi döneminde radikal bir karar ile bütün distribütörlüklerini ve dolayısıyla ithalatı bırakarak üretime başlamak üzere Hadımköy’de fabrikasını kurdu. 2008 yılından itibaren Türkiye’de klima santralleri sektöründe pazar liderliğine yerleşen HSK, aynı zamanda 2008’de ihracata yönelerek bölgesel oyuncu olmak için ilk adımı attı. 2009 yılında yeni bir üretim metodolojisi icat ederek klima santrallerinin demonte şekilde katlanabilir olmasını sağladı. İnovatif buluşu ile nakliye oranlarını yüzde 15’ten yüzde 10’lara düşürerek büyük avantaj sağlayan HSK, bu sayede başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere büyük anlaşmalar yaparak ihracat potansiyelini hızla geliştirdi.

Tüm bu gelişmelerin ışığında 2001-2010 yılları arasında yıllık ortalama yüzde 30 büyüyen HSK; büyüme hızı, yüksek ihracat potansiyeli, inovatif ürünleri ve patentli teknolojilerinin yanı sıra mühendislik alanındaki deneyimi ve güçlü “know-how”ı ile 2010 yılında dünya iklimlendirme devi Systemair’ın ilgisini çekti ve iki firma arasında görüşmeler başladı. Türkiye’de 2000 yılından beri satış ofisleri bulunan Systemair, 2012 yılında HSK’nın yüzde 90 hissesini satın aldı. Bu tarihten itibaren Systemair HSK olarak çok daha güçlü bir organizasyon yapısı ve yüksek hedeflerle yola devam ediyoruz. Birleşmeden sonraki yıllarda İsveçli Systemair’in Türkiye’deki cirosu üçe katlandı.

Bugün Türkiye'nin önde gelen iklimlendirme şirketlerinden biri olan Systemair HSK olarak, her geçen gün büyüyen iş hacmimiz ve 340 kişilik ekibimizle yola devam ediyoruz.

Yeşil Bina: Yeni fabrikanız hakkında bilgi vererek, LEED sertifikası almasını sağlayan unsurlar neler oldu, anlatır mısınız?

Ayşegül Eroğlu: Systemair HSK olarak, 15 milyon Euro yatırım değerine sahip fabrikamızı yüzde 30 Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) fonu, yüzde 70 kendi öz sermayemizle inşa ettik. Bu yatırımla EBRD ilk kez iklimlendirme sektöründe bir firmaya fon sağlamış oldu.

Systemair grubunun 13 klima santrali fabrikası arasında en modern üretim ekipmanlarına sahip üretim tesislerinden biri olarak öne çıkan yeni fabrikamız, lojistik açısından avantajlı bir lokasyon olan Dilovası Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde yaklaşık 28 bin metrekare alana kurulu.

Yüksek verimli Systemair iklimlendirme ürünlerinin kullanıldığı tesisimizde; yağmur suyunun toplanması, su ve enerji tasarruflu ekipman kullanımı, verimli ısıtma ve soğutma sistemleri, ısı yalıtımı, atıktan ısı geri kazanım sistemleri gibi verimli kaynak uygulamalarını hayata geçirdik. Üretim giderlerini en aza indirgeyecek teknolojik yatırımlar yaptık. Örneğin, aydınlatmalarımızı ortam ışığına göre kendini ayarlayabilen otomasyonlu LED aydınlatmalar olarak seçtik. Binamızın enerji sarfiyatını düşürmek için fabrikanın kapılarında ısınmış ve soğumuş havanın çıkışını engelleyen çift kapı sistemi ve Systemair markalı hava perdeleri kullandık. Bina yönetim sistemi ile tüm bu mekanik uygulamaları kontrol edebilecek altyapı kurduk. Bu sayede Türkiye’de “Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik” anlamına gelen LEED Gold sertifikasyonunu almayı başaran ilk klima santrali fabrikası olduk.

Fabrikamızda Endüstri 4.0’a uyumlu üretim teknolojilerinin efektif olarak kullanılması sayesinde modern sac işleme ve kesim makineleri birbirleriyle iletişim kurup en hızlı ve hatasız üretimi yapıyorlar. Yeni fabrikamızla birlikte üretim kapasitemizi yaklaşık iki yılda iki katına çıkarmayı ve klima santralleri pazar payımızı her yıl yüzde 10 ila 20 oranında artırmayı hedefliyoruz. Ayrıca modüler klima santrallerinin yanı sıra ürün gamımızda yer alan diğer ürünlerde de büyümeyi planlıyoruz.

Yeşil Bina: LEED sertifikalı fabrika kararı nasıl alındı, süreci biraz anlatır mısınız? Neden Dilovası tercih edildi?

Ayça Eroğlu: Systemair HSK olarak, Systemair’in 27 ülkedeki fabrikalarında üretilen bütün ürünlerini satıyoruz. Systemair’in pazarları içerisinde 5 ana coğrafya var. Bizim coğrafyamız gelişmekte olan ülkeler coğrafyası. Systemair HSK olarak, Systemair için gelişmekte olan pazarlar içinde önem derecesine göre birinci sırada yer alıyoruz. Diğer pazarların içinde daha fazla söz sahibi olabilmek için üretim kapasitemizi büyütmemiz gerekiyordu. Geçmiş dönemde 3 fabrikamız vardı. 2013 yılının Eylül ayında bunları tek fabrika altında topladık. Hadımköy’deki fabrikamız 10 bin metrekarelik kapalı alana sahipti. Bölgesel güç olmak; hem kapasite hem de ürün grubu anlamında birtakım yükümlülükler getiriyor. Bu yüzden fiziki olarak fabrikamızı 2015 yılında büyütmeye karar verdik. Yaptığımız araştırmalardan sonra Dilovası’nda karar kıldık. Çünkü burada 12 farklı organize sanayi bölgesi var, yaklaşık 100 bin kişiye istihdam sağlanıyor. Çevresinde Kuzey Marmara Otoyolu, Kocaeli Limanı ve Osmangazi Köprüsü var. Biz Anadolu’ya da çok satış yapıyoruz ve birçok tedarikçimiz de Anadolu’da yer alıyor. Dolayısıyla Anadolu’ya kolay ulaşım bizim için çok önemli. Tüm bu avantajlarından dolayı stratejik olarak Dilovası’na karar kıldık.

Ayşegül Eroğlu: 2015 yılının Nisan ayında fabrikanın yerini satın aldıktan hemen sonra, ürün, bakış açısı, enerji tüketimi gibi pek çok konuda bu fabrikada yapmak istediklerimizi belirledik. Yeni fabrikamızda LEED sertifikası olmasına karar verdik, çünkü hem Systemair’in diğer fabrikalarında vizyonu bu şekilde hem de Green Ventilation konsepti ile Ecodesign’a uygun ürünler üreten bir firma olarak yeşil bir fabrikamız olması gerektiğine inanıyoruz. Dolayısıyla sürdürülebilir üretim için enerji sarfiyatlarını minimuma indiren çevre dostu fabrika kararımızı projeye başlamadan önce vermiştik. Zaten projeye başlamadan önce bu kararı vermek en önemli unsurların başında geliyor. Çünkü bu karar, bütün tasarımı ve projeyi doğrudan etkileyerek girdileri değiştiren önemli bir karar. Yeşil fabrikamızın projelendirmesine 2015 yılının Aralık ayında başladık. Projenin en başında danışman firmamız Altensis’i seçmiştik. Projenin en başından beri bizi yönlendirmeleri sayesinde hangi konulara dikkat etmemiz gerektiği hususunda önlemlerimizi alıyorduk. Bununla birlikte mekanik, elektronik projelendirme, mimari hepsi bir arada şekillenmiş oldu. LEED sertifikasında Gold’u hedeflemiştik ve bu hedefimize de ulaştık.

Yeşil Bina: Binanın yapımında yer alan projeciler ve tedarikçiler kimlerdi? Binanın önemli sürdürülebilirlik özellikleri nelerdir?

Ayşegül Eroğlu: Bu binanın ihtiyaçları bize özel bir şekilde Serhan Ceyhan Mimarlık Ofisi tarafından sağlandı. Proje yönetim ofisi Hill International’ı ise danışman olarak yanımıza aldık. Projelendirme safhasından inşaatın sonuna, hatta devreye alınmasına kadar beraber çalıştık. Şu anda gözden geçirmelerde de beraber çalışmaya devam ediyoruz. Projelendirme aşamasında Hill International, çözüm ortakları konusunda bize alternatifler sundu. Bizim bu sektörün içinde olmamız nedeniyle tanıdığımız firmalar da vardı. Hepsini beraberce değerlendirerek çözüm ortaklarımızı seçtik. Ana inşaat müteahhidimiz Haldız İnşaat oldu. Mekanik alanda Met Mühendislik, elektrik tarafında Öztek, mekanik projelendirmede Dinamik, elektrik projelendirmede Enkom, statik projelendirmede Pronet, çelik konstrüksiyonda Gün İnşaat, yangın danışmanlığında Etik Teknik ve cephe kaplamalarda ise Alsim ile çalıştık.

Yapmış olduğumuz uygulamalarla birlikte referans binaya kıyasla, enerji sarfiyatımızdan yüzde 30 tasarruf sağlayacak bir kurgu oluşturduk. Mekanik taraf, ağırlıklı olarak verimlilik sağladığımız alanlardan birisi oldu. Binamızda sadece ofis alanında değil, fabrika alanı içerisinde de kendi klima santralimizi kullandık. Yine chillerde de kendi cihazlarımızı kullandık. Bir tek pompa ve kanal taraflarında farklı markalardan destek aldık. Tüm cihazlar Ecodesing’a uygun olacak şekilde seçildi.

Yine çok önemli bir unsur olarak hava perdeleri kullandık. Çünkü fabrikanın sevkiyat kapıları, ofis çıkış kapıları var. Hem çift kapı sistemi hem de hava akışını önleyecek, kendi ürünlerimiz olan hava perdeleri kullanıldı. Ayrıca tüm mekaniği kontrol edecek bir otomasyon sistemimiz de bulunuyor. Sadece mekaniği kurmanız yetmiyor, bunları uygun bir şekilde yönetebilmeniz de gerekiyor. Fabrikanın çalışma saatlerine ve doluluk durumuna göre algılama yaparak açılıp-kapanan sistemlerimiz var ve bunları aktif bir şekilde kullanıyoruz. Otomasyon sistemlerimiz Regin firması tarafından yapıldı.

Cephede ve çatıda kullandığımız sandviç paneller 80 mm kalınlığında 100kg/m3 yoğunluğunda taş yünü. Burada uygulamacı Alsim firmasıydı, ürünleri ise Aluform’dan tedarik ettik. Çatı panelinde yağmur suyu depolamak için PVC kaplama kullanıldı. 350 tonluk yağmur suyu depomuz var. Bütün peyzaj alanlarının sulanması için bu depoyu kullanıyoruz. Ek olarak peyzaj alanında az su isteyen ve biyo çeşitliliği fazla olan bitkileri tercih ettik. Bütün vitrifiyeler, armatürler LEED onaylı. Camlarımız Şişecam’ın ısı ve UV geçirgenliği en düşük modellerinden tercih edildi. Altensis bütün komponentleri değerlendirerek bize bir enerji modellemesi yaptı. Yürüme yollarında asfalt kullanılmadı, açık renkli ürünler tercih edildi. Isıtma tarafında ise fabrika alanlarını ısıtmak için brülörlerimiz var. Fabrikada hem daha konforlu hem de daha verimli olduğu için Çukurova markalı radyant ısıtıcılar kullandık. Aydınlatmalarda ortam ışığına göre aydınlatmayı ayarlama özelliğine sahip LED kullanıldı. ASHRAE’nin tanımlamış olduğu referans binaya göre, aydınlatmada yüzde 76 enerji verimliliği oranı yakalandı. Bu bir fabrika için çok önemli bir değer. Fabrikanın etrafında bisiklet yolu, tesise yakın sosyal alanlar, toplu ulaşım durakları, düşük emisyonlu araçlar için özel park alanları da mevcut.


Yeşil Bina: Systemair HSK’nın ürün gamından ve bunların sürdürülebilir özelliklerinden bahseder misiniz?

Ayça Eroğlu: Systemair, Yeşil Havalandırma (Green Ventilation) konsepti ile Avrupa’da 2000’li yılların başından bu yana yüksek verimli havalandırma cihazları konusunda pazarı yönlendiren firma konumunda. 2016 yılında havalandırma cihazları için Ecodesign Yönetmeliği’nin devreye girmesiyle birlikte; yüksek verimli havalandırma cihazlarının kullanımı AB ülkelerinde yasal olarak da zorunlu hale geldi. En küçük kanal fanlarından dev klima santrallerine kadar tüm ürünlerini Ecodesign 2018’e uyumlu olarak üretebilen Systemair’in ürünleri, önümüzdeki yıllarda yürürlüğe girecek olan Ecodesign 2020 için de hazır.

Systemair HSK olarak bizim ürün gamımızda; klima santralleri, fanlar, hava dağıtım ekipmanları, hava perdeleri ve soğutma ürünleri yer alıyor. Bu ürünlerimizle; konut havalandırması, konfor uygulamaları, endüstriyel uygulamalar, hijyenik uygulamalar, enerji verimli havalandırma, soğutma, otopark havalandırması, renovasyon projeleri, otomasyon, yangın güvenliği ve tünel havalandırması gibi pek çok farklı alanda çözüm sunuyoruz.

Klima santrallerinin en önemli özelliği havayı sadece ısıtmak ve soğutmak ile kalmayıp aynı zamanda ortama taze hava sağlaması. Systemair HSK olarak, özellikle son 15 yıldır hızla yaygınlaşan yüksek katlı ve camları açılmayan plazalarda taze hava girişini sağlayarak kritik rol oynayan klima santrallerini “binaların gizli kahramanları” olarak nitelendiriyoruz. İklimlendirme projelerine dizayn aşamasında dahil olarak tasarım aşamasından tesisin devreye alınmasına kadar her aşamada rol alıyoruz.

İklimlendirme sistemlerinde enerji verimliliği için kullanılan fanların ve ısı geri kazanım sistemlerinin yanı sıra doğru otomasyon ve kontrol sistemlerinin tercih edilmesi de bir diğer önemli faktör olarak öne çıkıyor. Ürünlerde verimli komponentler kullanılsa bile sistem doğru bir otomasyonla kontrol edilmediği sürece optimum verimlilik yakalanamıyor. Almanya gibi gelişmiş ülkelerde otomasyonlu klima santrali satışları yüzde 90 seviyelerinde iken Türkiye’de son pazar verilerine göre bu oran yüzde 8 seviyesinde kalıyor. Systemair HSK olarak bizim otomasyonlu klima santrali satışlarımız ise yüzde 30’lara ulaştı.

Enerji verimliliğine yönelik diğer çalışmalarımız arasında; soğutma gruplarına yönelik kış aylarında soğutma ihtiyacı halinde düşük dış hava sıcaklığından yararlanarak enerji tüketimlerinin düşürülmesi, endüstriyel veya konfor alanlarında kullanılan fanların elektrik tüketimleri düşük olan motorlarla değiştirilmesi, endüstriyel tesislerde açığa çıkan atık ısıların geri kazanılması, tesislerde sürekli açık kalan kapılara yerleştirilen hava perdeleri ile ısı kayıp ve kazançlarının önüne geçilmesi, özel bir soğutma teknolojisi sayesinde elektrik tüketmeden soğutma yapılması yer alıyor.

Temel misyonu “mekânların iç hava kalitesini artırıp insanlara temiz hava sağlamak” olan bir firma olarak bu hizmeti sunduğumuz tüm cihazlarımızı Türkiye’deki fabrikamızda üretiyoruz.



Altensis Kurucu Ortağı Emre Ilıcalı: "Systemair HSK Fabrikası, Standart Verimli Fabrikaya Göre Yüzde 33 Daha Verimli"


Yeşil bina çok geniş bir kavram olduğu için; biz genelde sertifika alan binalara “Yeşil bina” demeyi tercih ediyoruz. Systemair’in bu binasında birçok uygulama yapıldı ama bir iki tane küçük uygulama ile “Yeşil bina yaptık” diyebilenler de var.


Fabrikalar, yeşil binanın sahip olduğu konular açısından en büyük potansiyeli barındırıyor ama Türkiye’de yeşil bina konseptinde çok az fabrika var. Çünkü fabrikalar yeşil bina kriterlerinin bir kısmını doğası gereği sağlamaya çalışırken, bir kısmına da özellikle fabrika inşaatları yapılırken çok girmek istemiyorlar. Çünkü bu binalar üretim odaklı ve bu kriterleri ne yazık ki üretime katkısı olmayan unsurlar olarak görüyorlar. Fabrika binaları “Biz yeşil bina olmak istiyoruz ama sadece bazı konuları alalım” diyorlar. Bu bakımdan Systemair’in bu projesinin, fabrika olarak bu seviyede bir sertifika alması çok önemli. LEED sertifikasında sadece enerji, su verimliliği, işletme maliyetlerini azaltma gibi konular yok; malzeme seçimi, peyzaj gibi konular da var ve çok önemli.


Systemair’in fabrikası, mekanik tarafın getirdiği enerji verimliliği anlamında çok kuvvetli bir bina. LEED sertifikasında sadece enerji verimliliğine değil; iç mekân konforuna da bakılıyor. Mesela endüstriyel tip binalarda yaşadığımız en büyük sorun havalandırmadır. Her yere hava verilmez ya da yetersiz verilir veya üretim yerleri gibi yerler konunun dışında bırakılır. Bunlar bizim hep tartıştığımız konulardır. LEED bunlara çok önem veriyor. Systemair’in fabrika projesi ise hem enerji verimliliği anlamında hem de konfor anlamında öne çıkan bir bina ve bu en önemli özelliğidir. Enerji ve su konularına fabrikalar motive oluyorlar ama diğer konularda motivasyon düşük olabiliyor ancak bu binada tüm konularda dengeli bir yaklaşım söz konusu oldu. Systemair’in fabrikası enerji verimliliği konusunda standart verimli binaya oranla yüzde 33 daha verimli bir bina. Bu şu demek; siz zaten bir bina yaparken ASHRAE’ye uyduğunuzda verimli bir bina yapmış oluyorsunuz. Ama buna göre artı olarak yüzde 33 verimlilik demek; standart bir fabrikaya göre çok üst seviyede bir verimlilik anlamına geliyor.


Systemair’in fabrikası yapılırken mekanik ekipmanlar, chiller, VRF cihazları vs. hepsi enerji etiketlemesi yüksek olan modellerden seçildi. Ürünler bu anlamda üst düzey. Klima santralleri ve havalandırma vs. tam istenilen şekilde yapılmış oldu.


Aydınlatmada gerek gün ışığı ile ilgili otomasyonu gerekse armatür seçimleri ile yüzde 76 enerji verimliliği sağlandı. Bu verimlilik oranı iyi bir binada genelde yüzde 50 civarlarında çıkar ama burada çok iyi bir verimlilik sağlanmış. Bunun haricinde enerji ölçümleme ve otomasyon ile ilgili önemli sistemler var. Mesela enerji izleme otomasyonu var. Binada her sistemin enerji tüketimi takip edilebiliyor. Bir yerde ortaya çıkacak verimsizliği görüp, kontrol ve yönetme imkânı oluyor. Bu da her yerde olan bir sistem değil. İlk yatırım maliyetlerine bakıldığında, bunlar yatırımcı tarafından hep vazgeçilen unsurlar olarak görülüyor ama önemli unsurlar.


Proje yönetim firmasının işin içinde olması önemli ama her proje yönetim firması ile bu uyum sağlanamayabiliyor. Bir de sadece proje yönetim firması değil; proje yönetim firmasından bu işin başına atanan kişi de önemli. İşveren tarafındaki yönetim bu işin arkasında durmaz ise müteahhit tarafına ya da proje yönetimine inildikçe oradan alınan sinyaller olumsuzlaşıyor ve bize olan geri dönüşler de farklı olabiliyor.
Bu projede öne çıkan başka bir unsur da kurgunun güzel olması idi. LEED tarafına verilen önemden biz çok mutlu olduk. Yeşil binanın maliyeti konusu subjektiftir, ölçülmesi çok zordur. Yatırımcılara her zaman “Bir şeyleri fazladan yapıyoruz” hissiyatı veriyor ama neyin fazladan yapıldığını kimse söyleyemiyor. Günün sonunda yapılanlar gerçekten insanların içine sinince; bu maliyet de ileriye yönelik olarak bertaraf ediliyor.


İç mekân hava kalitesi ve kullanıcı konforu gerçekten çok önemli. Genelde fabrikalarda bu konu daha geri planlara atılır. Burası insanların çalışma yeri, bir nevi ikinci evleri. Endüstriyel binalarda bu konuda çok mücadele veriyoruz. Systemair’in fabrikası bu anlamda da öne çıkan ve ciddi puanlar alan bir bina. Her binanın puan topladığı kategoriler farklı olabiliyor. Mesela bir konut binasında enerji verimliliği çok daha düşük olurken, konfor daha yüksek olabiliyor. Fabrikada da enerji, su gibi operasyonel ayağı destekleyecek unsurlar önemli oluyor. Ama Systemair fabrikasında iç mekân kalitesinde de belli standartlar yakalandı. Mesela termal konfor ile ilgili standartlar sağlanmış ki bu fabrikalarda genelde ender rastlanan bir şeydir.
 


 


İlginizi çekebilir...

Türkiye'nin ilk Dikey Ormanı GREENOX, Türkiye'nin ilk EDGE Sertifikalı Projesi Oldu

GREENOX, Edge sertifika sürecini Turkeco'nun danışmanlığında başarıyla tamamladı....
4 Temmuz 2018 Çarşamba / 21:58

LEED Gold Sertifikalı BASF Merkez Ofisi

Sürdürülebilir strateji ve çözümlerin uygulandığı BASF Merkez Ofisi'nde birçok çevre dostu özellik proje tasarımına ve inşaatına entegre edilmiş....
4 Temmuz 2018 Çarşamba / 21:56

EDGE Tasarım Sertifikasını Türkiye'de Alan İlk Proje: MİNT Çağlayan

MİNT Çağlayan, Uluslararası Finans Kurumu (IFC) tarafından üretilen ve denetçiliğini Altensis'in yaptığı EDGE Tasarım Sertifikası aldı......
10 Mayıs 2018 Perşembe / 22:50