E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
B2B MEDYA

Rönesans Mecidiyeköy Ofisi

Rönesans Mecidiyeköy Ofisi

22 Haziran 2015 Pazartesi | YEŞİL BİNA
31. Sayı (Mayıs-Haziran 2015)

MuuM Mimarlık tarafından bütüncül bir tasarım yaklaşımıyla tasarlanan Rönesans Mecidiyeköy Ofisi, BD+C: Core and Shell kategorisinde 66 puan elde ederek LEED Gold sertifikası almaya hak kazandı…Yüksek Mimar Murat Aksu ve Yüksek Mimar Umut İyigün ortaklığındaki MuuM Mimarlık tarafından bütüncül bir tasarım yaklaşımıyla ele alınarak tasarlanan Rönesans Mecidiyeköy Ofisi, Mecidiyeköy’de Büyükdere Caddesi ile Profilo Alışveriş Merkezi’ni bağlayan ana ulaşım aksı üzerinde yer alıyor. Yaklaşık dört bin metrekarelik arsa üzerinde konumlanan yapı, bölgenin aktif yoğunluğu içerisinde nefes alabilen ve yakın çevresindeki yoğun ve düzensiz yapılaşmaya nitelikli alternatif oluşturabilen bir yapı olarak ele alınmış. Rönesans Mecidiyeköy Ofisi, bir kütlenin içinin boşaltılarak oluşturulan iç avlu ve cumba gibi mimari eklentilerle bütünleşmesi üzerine kurgulanmış. Arsadaki yükseklik farklarını verimli şekilde kullanarak kentsel peyzajla uyumlu, çevresiyle bütünleşebilen ve hem ofis birimleriyle hem de sosyal alanlarıyla modern çalışma yaklaşımlarına uygun niteliklerde bir yapı ortaya konulmuş. MuuM tasarımı Rönesans Mecidiyeköy Ofisi, doğal ışık ve havalandırmadan maksimum derecede faydalanabilme, yerel malzemelerin yerinde kullanımı gibi birçok özelliğiyle, BD+C: Core and Shell kategorisinde 66 puan elde ederek LEED Gold sertifikası almaya hak kazanmış. Projenin LEED sertifikasyon süreci, ERKE Tasarım danışmanlığında yürütülmüş.





Geleneksel Türk yerel mimarisinin modern bir yorumu olan Rönesans Mecidiyeköy Ofisi’nde, yapının geniş bir alana yayılmış kütlesinde, doğal havalandırma ve ışık olanaklarının zorluğundan yola çıkarak +5.50 kotu altında kalan büyük kütlede boşaltmalar yapılmış. Bu şekilde kazanılmış olan iç avlu-bahçe hacmi, ana kütleden yapılan çıkmalarla zenginleştirilmiş ve bu çıkmalar çeşitli mekân kullanım olanakları dahilinde kullanıcılara sosyal alanlar olarak sunulmuş. Yapının iç ve dış mekân ilişkisi fiziksel ve görsel süreklilik içinde birbiriyle bütünleştirilerek, kullanıcı algısının olabildiğince geniş ve ferah tutulmasına çabalanmış. Bu bağlamda da, ofis birimlerinin ve ortak alanların çoğu iç avluya ya da peyzaja yönlendirilmiş. 


Yapı cephesinde ise esnek bir tasarım olanağı sunan modüler bir ızgara oluşturulmuş. Cephede, farklı boyutlarda, güzel eskiyen ve dayanıklı yerel malzemeler seçilerek, malzemelerin farklı kombinasyonlarıyla oluşan dinamik bir doku yakalanmış. Düşey cephe elemanları ise paslanmaz çelik tekstil örgülerden oluşturulmuş. Bu elemanlar, doğu, güney ve batı cephelerinde güneş kırıcı olarak işlev görürken, kuzey cephesinde sürekliliği sağlayan görsel unsurlar olarak korunmuş. Cephe aydınlatmasıyla da binanın düşey cephe elemanlarına vurgu yapılarak cephedeki ritmin gece devamlılığı sağlanmış. 
Rönesans Mecidiyeköy Ofisi’nin ofis, ticaret, otopark ve teknik hacimlerden oluşan bina programı oldukça minimal bir plan şemasıyla yorumlanmış. Cemal Sahir Sokak üzerindeki ticaret işlevli hacimler dışında kalan bütün toprak üstü alanlar ofis olarak planlanmış ve yeraltında ise otopark ile teknik hacimler yer almış. Yapının 8x6 metre açıklıklı betonarme ızgara ve kirişsiz döşeme olarak kurgulanan strüktürü, ofis ve ticari alanların esnek biçimde kullanılabilmesine olanak tanımış.


Y. Mimar Murat Aksu
“Projedeki En Önemli İki Kriter: Doğal Işık ve Doğal Hava”





Y. Mimar Murat Aksu ve Y. Mimar Umut İyigün tarafından 1998’de, İstanbul’da kurulan MuuM, mimarlık, iç mimarlık ve kentsel tasarım alanlarında çalışmalarını sürdürüyor. İşverenleri için en çağdaş teknikleri kullanarak yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üretmeyi hedefleyen, tek bir binadan büyük ölçekli planlama projelerine kadar çeşitlenen mimari tasarım hizmetleri sunan MuuM, fonksiyonel, estetik ve sosyal sorumlu çevreler üretmek amacıyla tasarım sürecinde konunun etki alanındaki tüm kesimlerin sesini duymaya çalışıyor. Bugüne kadar pek çok ulusal ve uluslararası mimarlık yarışmasında ödüller alan MuuM, yapı enformasyon modelini (BIM-Building Information Modelling) proje üretimlerinde kullanıyor ve Türkiye’de yakın gelecekte BIM konusunda bir platform oluşturmayı planlıyor.


Rönesans Mecidiyeköy Ofisi ile ilgili bilgi aldığımız MuuM Mimarlık ortaklarından Y. Mimar Murat Aksu, “Yerel mimari öğeleri sürdürülebilirlik kriterleri doğrultusunda, modern bir dille yeniden yorumladığımız Rönesans Mecidiyeköy Ofisi’ni, ‘hem net tanımlanmış kütle geometrisi ve modüler cephesiyle çevresinden farklılaşan, hem de iç avlu kurgusu ve geniş teraslarıyla kullanıcılarına peyzajla iç içe çalışma olanağını getiren bir yapı’ olarak tanımlıyoruz” diyor. 
Kendilerinden, binanın sürdürülebilir bir bina olmasının istendiğini belirten Aksu, “Bu yüzden ilk yatırım maliyetleri çok ciddi incelendi ve oldukça basit bir sistem kurguladık. İşverenimizin bu konuda net bir talebi olmamasına rağmen, biz ağırlıklı olarak yerli ürünlerle yapmak istedik. MuuM olarak, çok hızlı gelişen Türkiye’deki yapı sektörüne güveniyoruz. Yerli ürünlerle ilerleyince inşaat süreci de çok hızlandı ve yaklaşık 13 ayda bitti. A sınıfı ofis olarak planlanan yapıda kirişsiz döşemeler ve yüksek tavanlar standart olarak yer alıyor. Yapının giriş yönünde geri çekilme ile oluşturduğumuz boşluk burada bir nevi meydan havası yarattı. Otopark imkanlarının çok kısıtlı olduğu çevrede, alt sokaktan ulaşılan yüksek kapasiteli bir otopark bulunuyor” şeklinde konuşuyor. 


Y. Mimar Murat Aksu, şöyle devam ediyor: “Bu proje bir sertifikasyona tabi olsa da olmasa da bizim iki önemli kriterimiz vardı. Birincisi doğal ışığı herkes almalı, ikincisi de doğal havaya herkes ulaşmalı. Bu kriterleri bütün tasarımlarımızda hayata geçiriyoruz. Zaten bu durumun tüm mimarların geninde olması gerekiyor. Kullanıcıya yaşam kalitesi yüksek ortam sunmanın iki yolu var. Kullanıcılar eğer günışığıyla, gökyüzüyle ve taze havayla gün içinde buluşamıyorlarsa zaten bir yaşam kalitesinden bahsedemeyiz.”
“Projede, her mekanda en az iki pencere açılıyor. Biz elimizdeki yazılımlarla ve kendi Ar-Ge’mizle artık binaların enerji tüketimlerini daha model aşamasındayken yapıyoruz. Zaten BIM bu demek. Bu çalışmaları önceden yapıp, başımıza gelecekleri önceden tahmin edip, ona göre önlem almayı tercih ettik.”
“Cephede sistem olarak alüminyum giydirme cephe tercih edildi. Ancak standart bir giydirme cephe yapmamak üzere yola çıktığımızda, modülasyona oturmuş, malzemelerle zenginleştirilmiş bir tasarım dili geliştirdik. Doğal ahşap, boyalı ve şeffaf camlar, metal meshler kullandık. Bu meshler aynı zamanda güney, doğu ve batı cephelerinde güneş kırıcı olarak çalışıyorlar. Kuzey cephesinde ise bir bütünlük olması için görsel unsur olarak yer alıyor. Kullandığımız camlar, güneş kontrol camı. Camın iç kısmında gün ışığını kesmeyip radyasyonu kesen bir katman var.”





“En Kaotik Noktada, Dinginlik Sağlamayı Hedefledik”
“Bu proje, alçak katlı ofis binalarında da kullanıcılara farklı olanaklar sunan bir  yapı dili geliştirebileceğimizi ve modern bir tasarım kurgusu içinde geleneksel mimari öğelerin de ele alınarak yorumlanabileceğini göstermesi açısından farkını ortaya koyuyor. Biz yapının genelinde kullanıcıların keyifle yaşayacakları, sosyalleşebilecekleri farklı bir ortam sunmak istedik. Mecidiyeköy gibi İstanbul’un en kaotik noktalarından birinde kullanıcılara dinginlik sağlamaya gayret ettik. Kentsel dönüşüm ihtiyacı yüksek olan yakın çevresinde örnek bir proje yapmayı hedefledik.”
“Açıkçası, ofisimizin çok yakınında yer alan yapının çevresiyle nasıl bir iletişim içerisine girdiğini, ne gibi olanaklar sunduğunu her gün gözlemleyebiliyor olmak da ayrı bir deneyim oluyor.”


Konutlarda Sürdürülebilirlik Gözardı Ediliyor
“Sürdürülebilirliğin en çok geliştiği iki alan var; birincisi yüksek binalar, ikincisi ise alışveriş merkezleri. Bu iki bina tipi çok fazla enerji tükettiği için işveren enerji tüketimini azaltacak ki oradan bir katma değer kazansın. Sürdürülebilirliğin en çok gözardı edildiği alan ise konutlar. Konutlar genellikle üretilip kullanıcıya devredildiği için yatırımcılar da uygulayıcılar da buna çok dikkat etmiyor.”
“Yeşil Binalarda ‘beşikten beşiğe’ tabiri geçerli... Yani projenin tasarımından itibaren hafriyatı, inşaatı vs. hepsinin yeşil olması gerekiyor. Bunları tam yapmıyorsak bir binanın ‘Yeşil’ olmasının çok fazla faydası yok.”
“Bir de sürdürülebilirliği şehir ölçeğinde ele almak lazım. En yeşil binayı da yapsanız, binanın dışına çıktığınızda bir bakıyorsunuz kaldırım düzgün değil. Bence bizim burada sıkıntımız var. Hepimiz bu noktada kilitleniyoruz. Bütün şehrin düzenlenmesi, en azından yeni planlanan bölgelerde, yol düzenlemesinden yoğunluğun nasıl olacağına kadar her şeyi çok iyi tanımlamak lazım.”


Proje, Sosyal İletişim Ortamı Kurgusu ile Öne Çıkıyor


Mehmet Okumuş  
ERKE Tasarım






Proje, İstanbul’un en merkezi noktalarından biri olan Mecidiyeköy’de yer alıyor. Mecidiyeköy iş, alışveriş merkezleri ve ulaşım bağlantıları sayesinde her gün kalabalık bir nüfusun ziyaret ettiği önemli bir ticaret merkezi. Köprülere olan yakınlığı nedeniyle şehrin pek çok ana yolunun birleştiği Mecidiyeköy’e toplu taşıma araçlarıyla kolayca ulaşılabiliyor. Rönesans Mecidiyeköy Ofisi de Mecidiyeköy metro istasyonu, otobüs ve metrobüs hatlarına çok yakın bir mesafede yer alıyor. Yapı, yakın çevresinde konut ve ticari yapılaşmalar konumlanması ile bina kullanıcılarına günlük ihtiyaçlarını kolayca karşılayabilecekleri temel servislere erişilebilirlik sunuyor. Saha, inşaat öncesinde otopark olarak kullanıldığından önceden geliştirilmiş bir alan. Böylece bu tip alanlarda inşaat yaparak zaten yapılaşmış alanlar değerlendirildiğinden yeşil alanlar korunuyor. 
Enerji ve su etkin bir bina yaratabilmek için projede uygulanan özellikler şu şekilde listelenebilir: 
• Projede enerjiden %21, su kullanımından ise % 43 tasarruf sağlanmıştır.
• Su tüketiminde peyzaj alanlarının etkisi düşünülerek, az su tüketen çalı, yer örtücü bitkiler ile su tasarruflu sulama sistemleri tercih edilmiştir. Geleneksel bir peyzaj projesine göre % 66 oranında su tasarruflu bir peyzaj projesi tasarlanmıştır.
• Projedeki yaşam alanları manzaradan maksimum fayda sağlanacak şekilde tasarlanarak, yaşam alanlarında yüzde 95 oranında manzara sağlanmıştır. 
• Proje sahasında açık alan yüzdesinin arttırılması için yeşil çatı ile bir avlu tasarımı yapılmıştır. Bu tasarım ile hem bina kullanıcılarına pozitif yönde etki sağlarken, ısı adası etkisi azaltılır ve doğal bir yalıtım sağlayarak binanın enerji yükünü düşürür.
• Otoparkların bodrum katta tasarlanmış olması ısı adası etkisini düşürmüştür.
• Bina içi su tüketiminde ise ıslak hacimlerde düşük kapasiteli rezervuarlar ve düşük debili lavabo, eviye ve duş bataryaları kullanılarak şebeke suyu kullanımından yüzde 43 tasarruf sağlanmıştır.
• Yerel ekonomiyi desteklemek ve yakıt tüketimi kaynaklı çevre kirliliğini önlemek için inşaat maliyetinin yüzde 33’ü yerel malzemelerden tercih edilmiştir.
• Doğal kaynakların tüketimini ve atık oluşumunu azaltmak için maliyetin yüzde 46’sı geri dönüştürülmüş malzemelerden tercih edilmiştir.
• Binanın ısıtma, soğutma sistemi için yüksek verimli kazan ve çiller kullanılmıştır.  Isıtma ve soğutmadaki kayıpları önlemek için ise yüksek performanslı dış cephe yalıtımı ve camlar tercih edilmiştir. 
• Isıtma ve soğutma sistemlerinde, ozon tabakasına zarar verecek gazların (CFC gazı) yerine küresel ısınmaya en az etki edecek gazlardan biri olan R-134a kullanılmıştır.
• Binada ASHRAE standartlarına göre yüzde 30 daha fazla taze hava sağlanmıştır, Core and Shell kapsamındaki kullanım yoğunluğu yüksek olan alanlarda karbondioksit sensörleri kullanılarak hava kalitesi kontrol altında tutulmuş, böylece çalışanlar için sağlıklı bir çalışma ortamı sağlanmıştır.
• Dim edilebilir aydınlatma sistemleri ile ışık seviyesi ihtiyaca göre ayarlanabilirken, bunun yanında hareket, varlık ve günışığı sensörleri ile gereksiz aydınlatmanın önüne geçilmiştir. 
• Çalışma masalarına masa lambaları yerleştirilerek çalışanların kendi ışık seviyelerini ayarlayabilmelerine olanak sağlanmıştır.
• Çalışanların sağlığı ve konforu için bina içerisinde kullanılan tüm yapıştırıcı ve dolgu malzemeleri VOC (kimyasal uçucu bileşik) içermeyen veya insan sağlığına zarar oluşturmayacak sınırlar içinde olan ürünler arasından kullanılmıştır.
• Yüksek verimli pompalar ve fanlar ile de enerji tasarrufu sağlanmıştır.
• Proje aşamasında, inşaat çalışmalarına başlamadan önce hava ve su kirliliğini önlemek, toprak kaybının önüne geçmek için ESC planı (Erozyon ve Sedimantasyon Kontrol Planı) hazırlanmış, şantiye araç giriş-çıkışında ve yağan yağmurla toprağın şantiye dışına çıkması engellenmiştir.


 


İlginizi çekebilir...

Yüksek Performanslı Bir Yeşil Bina: İzmir Ticaret Odası Yeni Hizmet Binası

Yüksek performanslı yeşil binaların yaşam döngüsü, bina duvarlarını aşan, şehir planlamasını, toplumu ve saha planlamasını içeren genis kapsamlı, bina...
24 Ekim 2018 Çarşamba

LEED Gold Sertifikalı BASF Merkez Ofisi

Sürdürülebilir strateji ve çözümlerin uygulandığı BASF Merkez Ofisi'nde birçok çevre dostu özellik proje tasarımına ve inşaatına entegre edilmiş....
4 Temmuz 2018 Çarşamba

Çanakkale'nin 'Yeşil' Belediye Binasının İnşaatı Devam Ediyor

Türkiye'nin yarışma yoluyla seçilmiş ilk yeşil yerel yönetim binası Çanakkale'de yükseliyor....
4 Temmuz 2018 Çarşamba

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • Klima ve Soğutma Rehberi
  • Yangın ve Güvenlik Rehberi
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2020 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.