E-Dergi Oku 

LEED Platinum Sertifikalı Türkiye Müteahhitler Birliği Binası

LEED Platinum Sertifikalı Türkiye Müteahhitler Birliği Binası

25 Ağustos 2014 | PROJE
26. Sayı (Temmuz-Ağustos 2014)

Avcı Architects tarafından tasarlanan Ankara’daki Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) binası, Building Awards 2014’te “Yılın En İyi Uluslararası Projesi” ödülünün ardından LEED Platinum Sertifikası’nın da sahibi oldu. Bina, Türkiye’de “Bütünleşik Tasarımın” da en iyi örneklerinden birisi olarak gösteriliyor.Avcı Architects tarafından tasarlanan Ankara’daki Türkiye Müteahitler Birliği (TMB) binası geçtiğimiz aylarda İngiltere’nin en prestijli mimarlık ödüllerinden biri olan Building Awards 2014’te “Yılın En İyi Uluslararası Projesi” ödülüne layık görülmüştü. Yarışma jürisi, TMB binasını, “üstün entegre tasarım anlayışı” ve “mimarlık ve inşaat sektörlerinde eşik yükselten yaklaşımı” nedeniyle ödüle değer bulmuştu. Bina, haziran ayında da en yüksek LEED kategorisi olan LEED Platinum Sertifikası’nın sahibi oldu. Böylece Türkiye’de ilk kez bir sivil toplum örgütü (TMB) kendi binasına yeşil sertifika aldı. LEED Platinum sertifikasyon koordinasyonu ve süreç yönetimi, dünyada LEED’i veren kurumun yönetim kurulu olan USGBC’ye seçilen ilk uluslararası şirket olan ve Dr. Duygu Erten’in kurduğu TURKECO tarafından gerçekleştirildi. Binanın, Avcı Architects imzalı tasarımınının Sürdürülebilirlik Danışmanlığı’nı ise Londra merkezli danışmanlık firması Atelier Ten yaptı. Türkiye Müteahhitler Birliği Binası, Okutan Mühendislik’in kurucusu, Mekanik Tesisat Uzmanı Mehmet Okutan ile yapılan işbirliği sayesinde bünyesindeki çok çeşitli ekolojik uygulamalar ile standart binalara oranla yüzde elliye yakın enerji tasarrufu sağlıyor ve bu nitelikleriyle de Türk inşaat sektörüne öncülük ediyor. 





Türkiye Müteahhitler Birliği’nin Ankara Çankaya’daki yeni genel merkez binası için düzenlediği davetli proje yarışmasında birinci seçilerek inşa edilen binanın Avcı Architects imzalı tasarımını benzersiz kılan en önemli unsurlardan biri, Yeşil Bina teknolojilerini bir adım öteye taşıyan “Termal Labirent” sisteminin Türkiye’de ilk kez bu projede kullanılmış olması. Proje, toprak zeminin belli bir derinliğinde yıl boyu sabit olan sıcaklığı kullanarak ısıtma ve soğutmadaki enerji tüketimini minimize eden labirent sistem başta olmak üzere, bünyesindeki farklı sürdürülebilir çözümler barındırıyor. 
Türkiye Müteahhitler Birliği’nin 60. kuruluş yıldönümünde ana yüklenici olan MESA’nın titiz üretim süreci ve yüksek inşaat kalitesiyle hayata geçirilen ve Türkiye’de Yeşil Bina kategorisinde benzersiz teknolojilerle inşa edilerek bir örnek proje haline gelen TMB Genel Merkez Binası, mimar ve işveren uyumunun da Türkiye’deki başarılı örneklerinden birisi.


TMB BİNASI’NIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KRİTERLERİ


Entegre Tasarım
Proje, tasarım çalışmaları kapsamında tüm disiplinlerin mimar tarafından koordine edildiği, etütlerin, Ar-Ge çalışmalarının yapılarak, Türkiye’deki inşaat ve malzeme sektörünün gelişimine katkıda bulunan ve yerel malzemelerin kullanımını teşvik eden bir “entegre tasarım” örneği.


Termal Labirent
LEED Platinum sertifikası alan yapının en dikkat çeken özelliklerinden biri olan termal labirent sistemi, Ankara’nın tipik iklim özelliği olan gündüz ve gece arasındaki sıcaklık farkını kullanarak önemli ölçüde enerji tasarrufu sağlıyor. Termal labirent yaz aylarında düşük gece ısısını depolayarak, gündüz yapının pasif olarak soğutulmasını, kışın ise toprak altının öz ısısının kullanılarak yapının pasif olarak ısıtılmasını sağlıyor.


MESH Sistemi
Binanın cephesinde kullanılan ve paslanmaz çelik malzemeden üretilen mesh (ağ) sistemi, güneşe açık yüzeylerde aşırı ısınmayı önlüyor ve binanın aldığı gün ışığını optimize ediyor.


Mekanik Sistemler
Binada kütlesel ısıtma ve soğutma sağlayan betonarme döşeme içi borular, bina iklimlendirmesinde enerji tasarrufu sağlayan “chilled-beam” (soğuk kiriş) sistemi, su tasarrufu sağlayan vitrifiye elemanları, sıcak su sağlanmasında kullanılan güneş kolektörleri, bahçe sulamasında ve tuvaletlerde kullanılmak üzere yağmur suyunun toplanması gibi ekolojik sistemler yer alıyor.


Elektrik Sistemleri
Yapının enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 5’i bina çatısına yerleştirilen fotovoltaik panellerle karşılanıyor. Binada yer alan enerji tasarruflu LED aydınlatmalar, binanın fiziksel durumunu kontrol altında tutan otomasyon sistemi, gün ışığına ve harekete duyarlı aydınlatma seviye otomasyonu ve gökyüzünde ışık kirliliğini azaltan dış aydınlatma tasarımı binanın önemli ekolojik unsurlarını oluşturuyor.


Çevreci Peyzaj
Peyzaj tasarımında az su tüketen endemik bitkiler tercih edilerek bütünsel bir yaklaşım elde ediliyor. Sulama gerektirmeyen bitkilerin kullanıldığı yeşil çatı sistemi su tasarrufu sağlarken, yaz aylarında binanın ısınma gereksinimini azaltarak enerji tasarrufuna da katkıda bulunuyor. 


MİMARİ TASARIM KRİTERLERİ
Avcı Architects tasarımı Türkiye Müteahhitler Birliği Binası’nın mimari programında tipik bir ofis binasının gereksinimlerinin en optimize şekilde karşılanmasının yanında, bir dernek binasının özel ihtiyaçlarına da cevap verecek şekilde farklı fonksiyonlar yer alıyor. Kütle kompozisyonu bu farklı fonksiyonları dışavurumcu bir anlayışla organize ederken, mahremiyetin sokak seviyesinden üst katlara çıkıldıkça dereceli olarak kontrol edilmesini de sağlıyor. 
Binanın tasarımında TMB’nin kurumsal şeffaflık ilkesinin yapıda okunurluğu hedeflenmiş ve bu doğrultuda iç ve dış mekanlarda hem kurgusal hem de yapısal bir araç olarak geçirgenlik esas alınmış. Bu bağlamda, yapının zemin kotunda kent dokusu ile ilişki sağlayan fonksiyonlar aracılığıyla kamusal alanın devamlılığı sağlanırken, yapının ana kurgusunu sağlayan atrium da, bina içinde katlar arasındaki görsel ilişkiyi giriş katından ofis alanlarına taşıyor. Yapının mekansal kurgusu, daha yukarı çıkıldıkça yönetim katı ve “salon” alanı gibi özel mahallerin mahremiyetini de gözeterek cam bir çatı ile sonlanıyor. 
Binanın cephesinde ise cephe kabuğu iki katmandan oluşuyor. Yapıyı saran ilk katman klasik bir cam cama birleşimli panel sistem, ikinci katman ise gölgelendirme ve güneş kontrolünü sağlayan paslanmaz çelik ağ olarak belirlenmiş. Hassasiyetle tasarlanan bu katmanın yoğunluğu, bina sakinlerinin dışarısıyla ilişki kurmalarına engel olmadan, yönelimlere göre açıklıkları optimize ederek güneşten kaynaklı ısı kazanımının önüne geçmek üzere hesaplanmış. 
Türkiye Müteahhitler Birliği Binası, tüm disiplinlerin mimar liderliğinde en ince ayrıntısına kadar koordine edildiği, deneyimlerin, etütlerin, araştırma ve geliştirme çalışmalarının yapılarak Türkiye’deki inşaat ve malzeme sektörünün gelişimine katkıda bulunan ve yerel malzemelerin kullanımını teşvik eden, bir “entegre tasarım” ürünü olmasıyla dikkat çekiyor.

Proje Künyesi
İşveren: Türkiye Müteahhitler Birliği
Mimari Tasarım: Avcı Architects
Sürdürülebilirlik Danışmanı: Atelier Ten
İç Mekan Tasarımı: Avcı Architects
Peyzaj Tasarımı: Arzu Nuhoğlu Peyzaj
Yerel Mimar: Tek Mimarlık
Ana Yüklenici Firma: Mesa Mesken Sanayii
Mekanik Proje: Okutan Mühendislik
Elektrik Proje: Yurdakul Elektrik
Yangın Güvenliği: Karina Tasarım
Akustik Projeleri: Mezzo Tasarım
LEED Danışmanı: TURKECO İnşaat ve Enerji
Lokasyon: Ankara
Arsa Alanı: 1295 m2
İnşaat Alanı: 7138 m2

Termal Labirent
Ankara’daki tipik karasal iklim koşullarının en belirgin göstergesi olan gündüz ve gece sıcaklığı arasındaki sıcaklık farkını kullanarak ısıtma ve soğutmadaki enerji sarfiyatını minimize etmek üzere, bodrum katlardaki otoparkların altına bir betonarme labirent tasarlandı. Yazın gece boyunca dış ortamdaki soğuk hava, bacalardan geçerek bu labirenti katederken, yoğun beton kütlenin soğumasına ve adeta bir batarya gibi bu soğukluğu hapsetmesine yardımcı oluyor. Gündüz ise dışarıdaki sıcak hava bu bataryadan geçiriliyor, soğuk beton kütle sayesinde sıcaklığını bırakıyor ve ön şartlandırılmış olarak klima santrallerine ulaşıyor ve kullanım alanlarına yönlendiriliyor. Ofis katlarına ulaşan bu hava, yine betonarme döşemeler içerisine döşenmiş borulardan geçirilerek soğuk kirişlere (chilled beam) ulaşıyor ve mekana bırakılıyor. Soğuk kirişler, ortam koşullarına göre konforun sağlanması için gerektiğinde kontrol edilerek son ısıtma/soğutmaya yardımcı oluyor. Labirent, yeraltında olmasının etkisiyle, bölgenin senelik sıcaklık ortalamasına sahip. Bu sayede kış aylarında gündüzleri, dış ortamdaki hava labirenti katettiğinde bu sefer ısınarak klima santrallerine ulaşıyor. Bu döngü sayesinde klimalara en az yük bindiriliyor ve enerji sarfiyatı engelleniyor. Bu durum mekanik tasarımda da ekipman boyutlarını belirleyerek maliyeti de olumlu yönde etkiliyor. 




TMB Eski Başkanı Emin Sazak: 
“Örnek bir inşaat sürecini hedefledik”



“Binayı, sürdürülebilirlik değerlerimizi yansıtan ilkelerimiz doğrultusunda projelendirdik. Yeni genel merkezimizi hayata geçirirken arsa seçiminden başlayarak, yapım ve işletme süreci boyunca başta çalışan sağlığı ve güvenliği, enerji ve su verimliliği olmak üzere entegre tasarım, ‘açık defter’ kontrat, yapım aşamasındaki risklerin paylaşımı, malzeme seçimi gibi birçok konu dahil ‘sürdürülebilirlik’ ilkesinin tüm şartlarını yerine getiren örnek bir tasarım ve inşaat sürecini hedefledik. Her yıl milyarca dolar enerji ithalatı yapan Türkiye’nin enerji ihtiyacını azaltacak projelere ihtiyacı olduğunu düşündüğümüzden, düşük karbon emisyonlu projelerin gerçekleşmesinde yönetim binamızla bir örnek yaratmayı amaçladık. Projemizin bir diğer önemli özelliği de tüm malzeme ve danışmanlık süreçlerinde azami ölçüde yerli imalat ve insan gücüyle çalışmış olmamız. Tüm bu çabaların uluslararası anlamda ödüllerle ve LEED Platinum ile perçinlenmiş olmasından gurur duyuyoruz”. 
Avcı Architects Kurucusu Selçuk Avcı: 
“TMB Binası Öncü bir Rol Üstleniyor”

Yeşil Bina: Türkiye Müteahhitler Birliği binası ile ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir? 
Selçuk Avcı: TMB Binası, ülkemizde ve bölgemizde sürdürülebilir inşaat, sürdürülebilir çevre için çabalayanlara yol gösterecek iyi bir örnek, bir işaret ışığı oldu. Sürdürülebilirliğe giden yolda insani ve ekolojik sağlık yalnızca ilk adımdır. TMB’nin yeni genel merkez binası, tüm bu kavramlarla ilgili farkındalık yaratmak, teşvik etmek gibi bir öncü rol üstleniyor. TMB Binası’nın İngiltere’nin en prestijli mimarlık ödüllerinden biri olan Building Awards 2014’te jüri tarafından “üstün entegre tasarım anlayışı” ve “mimarlık ve inşaat dünyasında eşik yükselten yaklaşımı” nedeniyle “Yılın En İyi Uluslararası Projesi” ödülüne layık görülmüş olması, yapının sahip olduğu bu değerlerin yalnız Türkiye’de değil, uluslararası arenada da öncül nitelik taşıdığını gösteriyor.
Yeşil Bina: Binada Termal Labirent sisteminin kullanılmasının önemi nedir? 
Selçuk Avcı: Termal Labirent sisteminin Türkiye’de ilk kez bu projede kullanılması oldukça önemli bir tecrübe oldu. Bu projede elde ettiğimiz bilgi birikimi, Türkiye’de sistemin yaygınlaşması açısından önem arz ediyor. Bildiğim kadarıyla artık Türkiye’de bu sistemin uygulanmasının planlandığı çok sayıda proje var. Dolayısıyla Müteahhitler Birliği Binası bu anlamda Türkiye’nin dengesini değiştirmiş durumda. Sistemin uygulanabildiğinin ispatı oldu. Burada işverenin de önemi ortaya çıkıyor. Genellikle işverenler Türkiye’de daha önce uygulanmamış sistemleri kullanma konusunda çekinceli oluyorlar. Bu da tabii ki Ar-Ge çalışmalarının önünü kesiyor. ABD, İngiltere ya da Almanya’da verilen uluslararası patent sayısını Türkiye’deki patent başvurularıyla mukayese ederseniz durumun vahametini anlarsınız. Muhafazakar bir toplumuz. Sınırları zorlayan bir toplum değiliz. Bence bu alışkanlıkları kırmak için harekete geçmenin zamanı geldi. Müteahhitler Birliği’nin TMB Binası’nda sergilemiş olduğu yenilikçi tutum da bu noktada önem kazanıyor.  
Termal Labirent tekniği aslında basit bir uygulama. Harran Evleri’nde, İran’da veya İtalya’da benzer yöntemler yüzyıllardır kullanılıyor... Endüstri devriminden sonra makinelerin icat edilip, yaygınlaşması sonrasında bu tip entegre sistemlerin yerini benzer konfor seviyesini sağlayabilen ancak enerji tüketen makineler aldı. Seneler boyunca makinelere çok itimat ettik. Dolayısıyla karbon salımı da füze gibi fırladı. Termal Labirent benzeri uygulamalarla makine kullanımını azaltıp, doğal kaynaklardan, doğal yollarla faydalanmanın yollarını taze bakış açılarıyla yeniden tasarlamak gerektiğine inanıyorum. 
Yeşil Bina: ÇEDBİK yönetiminde de yer alıyorsunuz... Yerli sertifikasyonla ilgili güncel gelişmeler nelerdir? 
Selçuk Avcı: Türkiye’de işin özünün tam olarak anlaşıldığından emin değilim. Her şeyde olduğu gibi yerli sertifikasyon konusu da çok basite indirgeniyor. Yerli bir sertifikamızın olması fena bir şey değil. Yerel sertifikasyonun kriterleri hem uluslararası standartlara uygun olacak hem de Türkiye’nin kaynakları ve coğrafi yapısı göz önünde bulundurularak tasarlanacağı için daha etkin bir yol gösterici olacak.
Ciddi, yerel bir Yeşil Bina sertifika sistemi yaratmak için ise nitelikli insanların içinde olduğu, paylaşımcı bir yapı kurulması gerekiyor. ÇEDBİK’in yönetim kurulu üyesi olduğumdan gelişmeleri de yakından takip ediyorum. Geçmiş senelerde ÇEDBİK olarak yerli sertifika oluşturmak için yola çıkmıştık fakat artık bizzat sertifikayı üretmekten ziyade, bu sertifika sisteminin ne seviyede olması gerektiğini vurgulayan bir STK olarak konumlanmaya karar verdik. Sertifikasyon sistemiyle ilgili bu zamana kadar ürettiğimiz dokümanı da bir kılavuz olarak bu konuda çalışma yapacak olanların kullanımına açtık. Farklı ülkelerde farklı yöntemler kullanılıyor. Türkiye’de ise bu işe kimin öncülük yapacağı henüz tam olarak belli değil. Aslında TSE belki öncü olabilir. Fakat uzmanlardan destek almadan kendi başına üretmesi de çok doğru değil. 
Dr. Duygu Erten / TURKECO

“Bütünleşik tasarımın en iyi örneklerinden birisi oldu”

“TMB bütünleşik tasarımın belki de en iyi örneklerinden birisi oldu. LEED projelerinin en önemli özelliği, tüm müelliflerin kendi paylarına düşeni üstlenerek, bir bütün üzerinden sertifikalama yapılmasıdır. Özellikle LEED-PLATIN gibi 80 puanı aşan projelerde koordinasyon daha da titizlik ister. TMB binasının öncelikle kar gütmeyen bir kuruluş, bir birliğin projesi olması nedeniyle finansal olarak bütçe yaparken çok titiz bir işverenle çalıştığımızı söyleyebilirim. İşveren son derece işin içinde, aylık toplantılarda bire bir bizlerle muhatap olarak ve konuların detaylarına girerek bize eşlik etti. Başta TMB eski Başkanı Emin Sazak ve müteahhit olarak işi yürüten MESA yetkilileri olmak üzere, LEED’in tüm kriterlerini, yapılan toplantılarda enine boyuna işverenle tartışma fırsatımız oldu. Açıkçası, işveren muhatabı olarak herkesin dünyaca tanınmış müteahhitlik firmalarının yönetim kurulu başkanları olduğu bir proje her gün önünüze çıkmaz...” 
“Atalier 10’in tavsiyesiyle yapılan bir labirentin enerji simülasyonu ve LEED danışmanlığını yapmak ve bunu koordine etmek, belki de projenin en zorlu kısmıydı. Partnerimiz EKOMIM ekibi ENERGY PLUS yazılımına ek yazılımlar yazdılar. Modellemesi oldukça zordu. Halbuki 4000 m2 bir bina olarak çok daha basit olacağı algısı vardır. Bu projeye harcadığımız zaman 200 bin m2lik bir projeye harcadığımız zamandan çok daha fazlaydı...”
“Projeye geç dahil edilmiş olsak da yine de bütünleşik tasarımın en iyi uygulandığı projelerden biriydi. Aslında arsa seçiminde, labirent kararları verilirken ve tasarımın başında yoktuk. Bu durum olmasaydı projeyi daha enerji verimli yapma şansını yakalayabilirdik. Arsa seçimi konusuna maalesef Türkiye’de sürdürülebilirlik danışmanı olarak müdahale etmek için fazla şansınız olmuyor...”

Prof. Dr. Zerrin Yılmaz / EKOMİM

“Bütünleşik tasarım bir zorunluluk”

“Bütünleşik tasarım aslında tüm binalar için tasarım sürecinin ve bütçe planının efektif işleyebilmesi için bir gerekliliktir. Enerji verimli bina hedefi söz konusu olduğunda ise bütünleşik tasarım bir zorunluluktur. Aksi durumda, yani tasarım ekipleri bütünleşik değil, geleneksel tasarım süreciyle ardışık çalışma yöntemi izlerlerse sürecin sonuna gelindiğinde başlangıçta belirlenen enerji verimliliği düzeyine erişmek mümkün değildir. Bu durumda ise tüm tasarım ekipleri tasarımın başına dönmek zorunda kalacaklardır. Dolayısıyla da iş gücü ve zaman kaybı ve bütçe açığı kaçınılmaz olacaktır...” 
“Özellikle Yeşil Bina sertifikasyon sürecindeki enerji modelleme çalışmalarımızın tümünde bütünleşik tasarımın önemini gösteren birçok örnekler bulunmaktadır. Türk Müteahhitler Birliği binasının tasarımı ve enerji modellemesi sürecinde ortaya çıkan durum projeye erken bir zamanda katılmamızın önemini bir kez daha vurgulamıştır. Tasarım sürecinin bitiminde çalışmaya dahil edilen EKOMİM Ekolojik Mimarlık Hizmetleri ekibi tarafından yapılan ilk enerji modelleme çalışmalarının sonucu, binanın başlangıçta hedeflenen enerji verimliliği düzeyini sağlamaktan uzak olduğunu göstermiştir. Bu durumda da tasarım süreci planlanandan çok daha uzun sürmüştür. Bu süreçte her bir mimari, mekanik sistem ve aydınlatma sistemi tasarım senaryosunun tekrarlı enerji modellemesi yapılarak tasarımlar değiştirildi.”

Mehmet Okutan / Okutan Mühendislik
“Kararların baştan alınması çok önemli”
“Yeşil Binalar enerjiyi verimli kullanmak zorunda olduğundan, mekanik sistemler, aynı bir arabada ve motorunda olduğu gibi, kullanıcının belli bir konfor ve güvenliği ne kadar yakıt yakarak ve çevreye tesir ederek elde edebileceğini doğrudan belirler. Artık gelişmiş tasarım teknikleri ile mevcut teknolojileri çok farklı şekillerde bir araya getirip, projeye göre çok verimli sonuçlar alabilmek mümkün. Yapılar da birer makine haline gelmiş durumda aslında. Son senelerde toplamda buna yönelik ilgi ve beklenti arttıkça da bu tedbirleri uygulama imkanı bulabiliyoruz...” 





Tasarım, Yeşil bir binayı elde etmede çok önemli ve belirleyici. Nihayetinde Yeşil Bina, içine türlü teçhizat ve malzeme doldurulmuş bir bina olmamalı. Yeşil olması gerektiği kadar kullanıcının ihtiyaçlarına ve projenin fizibilitesine de önem vermeli. İşte bunları bir arada yapayım, hem de multidisipline olsun deyince, esasında planlama ve tasarımın önemi hemen ortaya çıkıyor. Çünkü bunu önceden tasarlamadan başarılı olarak yapmak pek mümkün değil. Birçok farklı kriter ve birbiriyle çelişen isteği optimize edebilme süreci oluyor. Bunu da daha ihtiyaç programı hazırlanırken ele alıp, tasarım ve daha sonra imalatta da aynı ciddiyette sürdürmek lazım. Ama kararların baştan alınması çok önemli...”
“TMB projesinin bence en önemli özelliklerden biri, işverenimiz, yani TMB’nin tasarım ve planlamaya bu projede verdiği önem, süreçte ekibin parçası olması çabası, bu aşamaya tanıdığı süreydi. Planlama yapılmadan, iyice düşünülmeden, tatbikata izin verilmedi. Bu maalesef ülkemizde henüz yerleşebilmiş değil. O yüzden yapı sektörünün dünya üzerinde nitelik anlamında potansiyelini tam kullanmadığını söyleyebiliriz sanırım. Bu projede tasarımcı, danışman, kontrolör ve müteahhit olsun kendi dallarında hep çok değerli kimselerdi ve herkes rolünü iyi oynadı diye düşünüyorum, çok keyif aldık...”

TROX TECHNIK İş Geliştirme Müdürü İbrahim Kaya
“Chilled Beam sistemlerin en önemli örneklerinden birisi oldu”

Yeşil Bina: Türkiye Müteahhitler Birliği binasında hangi ürünlerinizle ne tür çözümler sundunuz? Bu ürünlerin projelere katkısı ne oluyor?


İbrahim Kaya: TROX ürünlerinin tercih edildiği TMB binası, başarılı bir entegre tasarım ürünüdür ve tüm disiplinler birarada çalışarak bina için en uygun çözümler geliştirilmiştir. Enerji verimliliği konusunda Türkiye’de ve dünyada referans projelerde yer alan TROX’un fan, filtre, drenaj gerektirmeyen tasarım ürünü olan Çok Fonksiyonlu Aktif Chilled Beam cihazları kullanılmıştır. Yüksek sıcaklıkla soğutma, düşük sıcaklıkla ısıtma sağlayan ve kullanımı oldukça kolay TROX ürünleri, mimarların özgürce hareket edebilmesine olanak tanıyarak cihazlar üzerinde istenilen tüm detayların diğer disiplinlerle birlikte koordineli bir şekilde çalışabilmesine fırsat sağlamıştır.
Bir tavanda görülebilecek aydınlatma, sprinkler, dedektör, hoparlör gibi diğer tüm ekipman, Çok Fonksiyonlu Aktif Chilled Beam cihazlarının içine entegre edilebiliyor. Bu da önemli bir mimari özgürlük sunuyor. Mimarın istediklerini rahatlıkla yerine getirebiliyoruz. Cihazlar, geleneksel iklimlendirme sistemi tasarımlarına mimari bir alternatif oluyor. 
Çok Fonksiyonlu Aktif Chilled Beam ile asma tavan ihtiyacı ortadan kalkıyor. Bakım ihtiyacı olmuyor. Beton tavan, doğal soğutma elemanı olarak kullanılabiliyor. Ön montajları fabrikada yapıldığından montaj süreleri kısa. Tak-çalıştır özellikleri sayesinde devreye alma süreleri ve maliyetleri düşük. Yüksek sıcaklıkla soğutma ve düşük sıcaklıkla ısıtma sayesinde bina giderleri fan coil sistemine göre daha az. Esnek tasarımı sayesinde de renovasyon ihtiyaçlarına da kolayca uyum sağlıyor. 
Çok Fonksiyonlu Aktif Chilled Beam cihazı, konvansiyonel ısıtma-soğutma sistemlerinde kullanılan ekipmanlara alternatif, enerji verimliği çok yüksek, düşük sıcaklıkta ısıtma, yüksek sıcaklıkta soğutma yapabilen bir cihaz. Normal sistemde 7 °C su girişiyle soğutma yapılırken, Çok Fonsiyonlu Chilled Beam 14 °C su girişiyle soğutma yapıyor. Bu da çok büyük bir enerji tasarrufu sağlıyor. Konforla enerji verimliliğini aynı platformda buluşturmak zordur. Enerji verimliliğini artırdığınızda konfordan feragat etmek zorunda kalabilirsiniz. Fakat Çok Fonksiyonlu Chilled Beam’in hem enerji verimliliği yüksek hem de sağlanan konfor üst düzeyde.
Ürünlerimiz binanın LEED Platinum almasının önünü açan ürünlerden birisi. Bu cihazların çok verimli olması, chiller ve kazan gibi yüksek enerji harcayan ekipmanların daha verimli seçilmesine imkan sağlıyor.


Yeşil Bina: Türkiye Müteahhitler Birliği binasının TROX TECHNIK için önemi nedir?


İbrahim Kaya: Chilled Beam sistemler Avrupa’da yoğun bir şekilde kullanılıyor. Türkiye’de ise yeni yeni tercih edilmeye başlandılar. En önemli örneklerinden birisi de Türkiye Müteahhitler Birliği binası oldu. Bina, bizim için de özeldi. Herhangi bir ticari kaygının ön plana çıkmadığı, doğrunun yapılması istenen bir projeydi. 
Projeye konsept dizayn bittikten sonra dahil olduk. Yani biraz geç başladığımızı söyleyebilirim. Fakat entegre tasarım bilincine sahip olduğumuzdan, mimari ve mekanik paydaşlarımız ile işverenin isteklerinin tümüne cevap verebilecek ürünlerimizi önerdik. Bu ürünlerle ilgili de tüm tarafların memnun kaldığını söyleyebilirim. Entegre tasarımın en önemli unsurlarından birisi tüm süreçte herkesle iletişim halinde olmak, herkesin isteklerine çözüm sunmaktır. Biz de Türkiye’deki projelere Avrupa’daki iş yapış şeklimizle yaklaştığımız için bu ortama çok rahatlıkla uyum sağladık. 

Tür Grup Ortağı Faruk Kutsal ve Satış Direktörü Emre Kutsal:
“Mesh, iklimlendirme için büyük avantajlar sağlıyor”



“Türkiye Müteahhitler Birliği binasında, 15 senedir temsilciliğini sürdürdüğümüz Alman GKD markalı, 316 olarak bilinen tam paslanmaz meshlerle yaklaşık iki bin metrekarelik bir uygulama yaptık. Bina cephesinin arka tarafı hariç yaklaşık yüzde yetmiş beşi meshle kaplı. Cephedeki mesh kaplama, LEED sertifikasyonunda iklimlendirme için büyük avantajlar sağladı. Mesh malzemelerin yoğunluğu, yapılan hesaplamalar sonucu günün belirli saatlerindeki güneşin aldığı pozisyona göre seçildi. Binanın üç ayrı tarafında 15-10, 15-20 ve 15-30 türleri olmak üzere üç farklı yoğunlukta malzeme kullanıldı. Mesh sistemi, güneşe açık yüzeylerde aşırı ısınmayı önlüyor ve binanın aldığı gün ışığını optimize ediyor. Gölgelendirme ve güneş kontrolünü sağlayan paslanmaz çelik ağ sayesinde böylece güneş kaynaklı ısı kazanımının önüne geçilebiliyor...”


Farklı bir görsel etki oluşturuyor
“GKD markalı paslanmaz çelik mesh, esneklik özelliği sayesinde çok çeşitli uygulamalarda kullanılabiliyor. Mimari tasarımda hem işlevsel hem de estetik olma özelliğine sahip. İç-dış duvar kaplamaları, bölücü paneller, asma tavan gibi pek çok farklı uygulama alanındaki kullanımlarıyla GKD meshler, yeni ve farklı bir görsel etki oluşturuyorlar. Meshin en önemli ve farklılık yaratan özelliği de ışık koşullarına göre etrafındaki renkleri yansıtması ve farklı görsel etkiler oluşturması. Dış cephelerde kullanıldığı zaman mimari ile bulunduğu çevre arasında uyum ilişkisinin kurulmasını sağlıyor. TMB binasının açılışında yapılan ışık gösterisinde de meshlerin çok büyük katkısı olmuştu. Meshler, patlayıcılara karşı dayanıklı olduklarından güvenlik konusunda da büyük bir katkı sağlıyorlar. Basıncı emip dışarıya itiyorlar. Bu yüzden birçok konsolosluk ve elçilik binasının cephesinde meshler tercih ediliyor. Boyanabiliyor ve bronz gibi farklı materyaller kullanılabiliyor. Paslanmaz çelik, geri dönüşümlü ve kendi kendini temizleyebilen bir malzeme olduğundan Yeşil Binalar için büyük avantajlar sağlıyor. Montajı çok hızlı yapılabiliyor ve altyapı çalışmalarına çok gerek duyulmuyor...” 


Özel imalatlar yapıldı
“Bizim için çok standart bir iş olmadığını söyleyebiliriz. Bazı detayları standart malzemelerle çözemeyeceğimizden özel imalatlar yapıldı. Montajda, Mimar Selçuk Avcı’nın talepleri doğrultusunda, normalde yukarıdan veya aşağıdan düz olarak gerdirilen meshlere bir takım dönme hareketleri verildi. Yukarıdan inen mesh, doksan derece dönüp arka tarafta bir bölgeye sabitlendi. Sonra da altta, tavanların üstünde bir nevi tavan kaplama şeklinde geçiyor.”

BOARDEX Dış Cephe Kaplama Levhası





Uzun yıllar yapılan Ar-Ge çalışmalarının ardından Türkiye pazarına Amerika’dan sonra, her iki yüzü cam elyaf şilte kaplı ilk dış cephe kaplama levhası olarak piyasaya sürülen boardeX, sağladığı faydalar ve sergilediği üstün performansla inşaat sektöründe çığır açıyor. Lafarge Dalsan tarafından 2011 yılında inşaat sektörünün hizmetine sunulan boardeX, üç yıl gibi kısa bir sürede jenerik bir marka haline dönüşerek ustaların, uygulama firmalarının, bayilerin, mimarların ve proje sahiplerinin vazgeçemediği bir ürün haline dönüştü.
BoardeX, dış cephede metal kaplama, yalı baskı, ahşap kaplama, dekoratif tuğla gibi her türlü kaplama altında; ıslak hacimlerde; tüm saçak altı uygulamalarında; seramik altı kaplamalarda; balkon, teras, çatı uygulamalarında kullanılabiliyor. Bir ceket gibi ısı yalıtım malzemelerini sarmalayan dış cephe levhası boardeX’in suya dayanıklı oluşu, A1 sınıfı yanmazlığı, küf oluşturmaması, hafifliği, özellikle kesiminin ve işlenmesinin son derece kolay olması, en büyük avantajlarından. Proje üreticileri ve sahiplerine de zaman, işçilik maliyeti avantajı sağlayan boardeX’e karşı pozitif yaklaşımlar da her geçen gün artırıyor. 





BoardeX
Son yüzyılın en performanslı dış cephe kaplama levhası olarak tanımlanan boardeX, su ve neme karşı güçlendirilmiş çekirdeği ve özel turuncu renkli cam elyaf şilte kaplaması ile dış duvar imalatında kullanılan bir dış cephe levhası. Üzerindeki cam elyaf şilte kaplamanın, levha çekirdeğine iyice işleyip bütünleşmesi sayesinde yüksek dayanıma sahip. Dış cephe duvar sistemlerinde, her türlü kaplama altında, havalandırmalı cephe sistemlerinde, ıslak hacimlerde, şaft duvarı imalatlarında, tüm saçak altı uygulamalarında, seramik altı uygulamalarında, teras çatı kaplamalarında kullanılıyor. Boardex uygulayıcılara tasarım kolaylığı sunarken, kullanıcılara da daha sağlıklı yaşam alanları sağlıyor.
En önemlisi ise inşaat sektörünün boardeX ile beraber, dış cephe kuru duvar sistemleri ile tanışmış olması. Dış cephe duvarlarının kesitlerini küçülterek emsalden kazandıran, ısı yalıtımında yüksek performans sağlayan, bina yükünü azaltan kuru duvarlar ile yangına dayanıklı, şakul ve terazisinde duvarlar yapılabiliyor. Tek İskeletli, Çift İskeletli, Ceket Omega, Ceket Max ve Ceketleme olarak isimlendirilen bu yeni kuru duvar sistemlerinin artan bir grafikle tercih edilmeye ve geleneksel harçlı duvar sistemlerinin yerine projelerde kullanılmaya başlandığını görülüyor. 
BoardeX bugün Türkiye’de birçok özel ve önemli projede binlerce metrekare kullanılıyor. Son yıllarda yapılmış en önemli AVM, hastane, okul, iş merkezi, otel, villa ve konut projelerinde boardeX artık adıyla isteniyor ve kullanılıyor. Üçüncü yılını doldurduğu bugünlerde boardeX için Çevre Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkanlığınca, BoardeX’i tarif eden İnşaat ve Tesisat Analiz ve Birim Fiyatı 2014 yılı için yayınlanmış olması, bu kitapta poz numarasının 04.743/04 olarak geçmesi de ürünün kolaylıkla kamu projelerinde yer almasını sağlayacak.

Çuhadaroğlu GE 50 SC ve ST 60

Türkiye Müteahhitler Birliği binasının cephe uygulaması, Çuhadaroğlu Metal Sanayi ve Pazarlama A.Ş.’nin Yetkili Uygulayıcı Bayisi olan Ankara Alüminyum tarafından hayata geçirildi. 
İki katmandan oluşan cephenin ilk katmanı Çuhadaroğlu GE 50 SC Giydirme Cephe Sistemi ve ST 60 Doğrama Sistemi ile çözümlenmiş. Çuhadaroğlu tarafından üretilen ürünlerin yüksek ısı yalıtım performansları, standartlarca belirlenen oranda geri dönüşümlü malzeme ile üretilmesi, ürünlerin, yapının ekonomik ömrünü tamamlamasından sonra tekrar geri dönüşüme tabi tutulabilmesi, LEED sertifikasyonu açısından olumlu girdiler olarak sayılabilir. LEED sertifikasyonu kapsamında, hammaddeden mamulün montajına kadar olan süreçler ve ürünlerin karbon ayak izi de değerlendirilmeye alınıyor. Bu bağlamda Çuhadaroğlu ürünlerinin ülkemizde üretilmesi, asgari nakliye ile daha az C02 emisyonu oluşmasını sağlıyor. TMB binasında, pasif iklimlendirme çözümlerinin etkin olarak kullanılmasını sağlayan cephe çözümleri ile standart binalara oranla yüzde 50’ye yakın enerji tasarrufu sağlanıyor. 


GE 50 SC
Özel modül birleştirme yöntemi ile tamamen cam görünümlü GE 50 SC (Special Clamp) Giydirme Cephe Sistemi, farklı derinliklere sahip griyaj profilleri sayesinde geniş açıklık uygulamalarına olanak sağlıyor. Sadece cam görünümü ile yapıya görsel zenginlik katan GE 50 SC Giydirme Cephe Sistemi’nin üretimi, özel kanala sahip ısı cam ara çıta profili ve çift komponentli yapısal silikon kullanılarak yapılıyor. Standart bonding işleminden farksız olan cam modüllerin üretimi, kullanılan özel bağlantı elemanları ile ayrıcalıklı hale getirilmiş. Bağlantı elemanları, cam içindeki yuvaya dışarıdan kenetlenerek sabitlenebiliyor ve ilave bir işlem yapılmaksızın kayması engellenebiliyor. Bu sayede, hızlı ve verimli bir şekilde cam modüllerin şantiyede montajı yapılabiliyor. GE 50 SC Giydirme Cephe Sistemi, standart kasetli silikon sistemlere kıyasla yüzde 30-40 daha az alüminyum kullanımı sağlayarak montaj kolaylığını da beraberinde getiriyor. Sistem dahilinde bulunan gizli kanat dışa açılır kanat sayesinde, gerekli havalandırma işlemi manuel veya otomatik olarak yapılabiliyor.


ST 60
Kendine özgü çizgisi ve düşük ısı geçirim katsayısı ile enerji tüketimini yüzde 40 azaltan ST 60 pencere ve kapı sistemi, geniş kapsamlı uygulama seçenekleri ile tüm beklentileri hayata geçirebiliyor. D ve R seçenekleri ile zenginleştirilen pencereler ve hemyüz çizgilere sahip kapılar ile ST 60 doğrama sistemi, uygulama ve montaj kolaylıklarını da beraberinde getiriyor. 

DELTA®-FLORAXX TOP

Perforasyonlu HDPE kabarcıklı levha ve PP filtrasyon jeotekstilinin ideal birleşimi olan DELTA®-FLORAXX TOP ile DELTA®-FLORAXX Yeşil Çatı Sistemi’nin 4 katmanı artık 3 üründe sunuluyor. Özel kabarcık yapısı, yüksek basınç dayanımı, drenaj ve su depolama gibi teknik özelliklerine ek olarak DELTA®-FLORAXX TOP, filtrasyon jeotekstil katmana da sahip. 4 fonksiyonu bir arada sunan DELTA®-FLORAXX TOP’ın uygulamacılar açısından en önemli avantajı, kolay ve hızlı döşenebiliyor olması. DELTA®-FLORAXX TOP’ın 1.200 m²lik bir alana döşenmesi işi, üç kişilik bir ekip tarafından yaklaşık altı saatte tamamlanarak toprak tabakanın jeotekstil filtrasyon keçesi üzerine doğrudan serilmesine hazır hale getirilebiliyor.
DELTA®-FLORAXX TOP koruma ve drenaj levhalarının bindirme yerlerinde birbirlerine bağlantısını sağlamak için son derece pratik konektör ve perçin çivileri kullanılabiliyor. Perçin çivisi, konektörün üst kısmına yerleştirildikten sonra iki levhanın üst üste binen kısımlarında kabarcıkları arasına bastırılarak birleşmeleri sağlanıyor. Böylece DELTA®-FLORAXX kabarcıklı levhalarının kenarlarının kayması veya kıvrılması engelleniyor (4 perçin çivisi/2 m).
Yenilikçi sekizgen kabarcık yapısı, DELTA®-FLORAXX TOP’ın yüksek basınç dayanımına sahip olmasını sağladığından, ağır yüklere dahi rahatlıkla dayanıyor. Yüksek drenaj kapasitesi sayesinde, levha ağırlığı ve yüksekliği daha düşük olmasına rağmen kolaylıkla mineral sızıntı tabakası işlevini yerine getirebiliyor. Yaklaşık 10 lt/s.m’lik drenaj kapasitesine sahip DELTA®-FLORAXX TOP’ın kabarcıkları metrekarede 7 litreye kadar su depolayabiliyor. DELTA®-FLORAXX TOP, kabarcıkları içinde bitkiler için gerekli suyu tutarken, üzerindeki perforasyonlardan suyun fazlasının kabarcıklı levha altındaki açık kanal sistemine aktarılarak boşaltılmasını sağlıyor. Difüzyona açık (buhar geçirgen) bu perforasyon delikleri ve 20 mm yüksekliğindeki kabarcıkları sayesinde sistem içerisinde su ve hava sirkülasyonu kolaylıkla gerçekleşiyor. Böylece çatı yüzeyi ve yalıtım üzerinde su birikmesi önleniyor. Perforasyon koruma ve filtrasyon amaçlı jeotekstil tabakası, toprak partiküllerinin drenaj levhasının kabarcıkları içine dolarak kapanmasını engelliyor.
DELTA®-FLORAXX TOP Jeokompozit Drenaj Levhası, nem tutucu jeotekstil keçe ve kök koruma folyosundan oluşan DELTA®-FLORAXX TOP Yeşil Çatı Sistemi’nin bileşenlerinden olan DELTA®-FLORAXX TEX, DELTA®-FLORAXX drenaj levhası ile kök tutucu folyo arasında nem tutucu tabaka olarak seriliyor. 400 gr/m² ağırlığındaki DELTA®-FLORAXX TEX, ayrıca pürüzlü zeminlerde de koruyucu görev yapıyor. Yüzde 100 polyesterden mamul ve kesinlikle başka geri dönüşüm malzemesi içermiyor. En alt katmanı oluşturan ve mevcut su yalıtımı üzerine serilen DELTA®-FLORAXX KÖK KORUYUCU sayesinde ise yeşil çatı strüktürü ve zeminindeki su yalıtımını bitki köklerinden korunuyor.





Uygulama kolaylığı
• Yeni DELTA®-FLORAXX TOP’ın düşük ağırlığı ve rulo halinde sunumu, uygulanması esnasında kolaylık sağlıyor. 2x20 metre ölçülerindeki DELTA®-FLORAXX TOP’ın filtrasyon jeotekstil katmanı, bindirme payı olarak 10 cm daha geniş.
• DELTA®-FLORAXX TOP, üzerine kaynaklı filtrasyon jeotekstili sayesinde iki katmanı tek seferde döşeme imkanı sunarak hem zaman hem işçilikten tasarruf sağlıyor.
• Filtrasyon jeotekstil tabakanın kayması veya rüzgarla uçması sorununu ortadan kaldıran homojen bir zemin yüzeyi oluşturuyor.
• DELTA®-FLORAXX TOP döşenir döşenmez toprak tabaka bekleme süresi gerekmeksizin serilip yeşillendirme yapılabiliyor.
• İmalatlarda ortaya çıkan malzeme firesi oranını azaltarak tasarruf sağlıyor.
• DELTA®-FLORAXX TOP drenaj levhaları serilir serilmez, alttaki yalıtımı mekanik hasar ve yüksek ısı değişimlerine karşı anında korumaya başlıyor ve yüksek basınç direnci sayesinde üzerinde rahatlıkla yürünebiliyor ve el arabası taşınabiliyor.


TMB’nin çözüm ortaklarından birisi de Nurus’tu


Türkiye Müteahhitler Birliği binasının yaklaşık 5500 metrekare alanda çözümlenen ferah ve kaliteli çalışma alanında Nurus’un mobilyaları kullanıldı. Bunun yanında binanın toplantı odasının akustik tasarımında da Nurus’un deneyimi ve uzmanlığı, yenilikçi bir çözümün ortaya çıkmasında etkili oldu. 





Esnek bir çalışma ortamına dönüşebilmesi için Nest’e yer verilen TMB’nin toplantı odalarında Tune sandalyeler kullanılıyor. Kolaylıkla istiflenen bu sandalyeler, mekanın verimli kullanılmasına imkan sunuyor. Yönetim odalarında kullanılan Inno yönetici masası, zanaat ve teknolojinin kesişimine bir örnek teşkil ederken, ara yöneticiler için tercih edilen Next yönetici odası, mekanın yalınlığını desteklemeyi başarıyor. Misafirlere yönelik rahat ve samimi Tan ve Juna koltuklar kullanılan odalarda, yöneticiler Me too çalışma koltuğunu tercih ediyor. Açık alanda bekleme koltuğu olarak Greta kullanılan binanın genel ofislerinde ise U Too masalarla beraber Breeze çalışma koltukları yer alıyor. 


INNO
Inno, usta işçiliği ile ahşap, deri ve metalin mükemmel uyumunu gözler önüne sererken, gizli bölmeleri ile bir mücevher kutusunun ihtişamını taşıyor. Inno, tasarım detayları ve teknoloji çözümleri ile ismini aldığı “innovation”(yenileşim) kelimesini çağrıştırıyor. Fonksiyon odaklı bir anlayışla geliştirilen Inno, iddialı ve asil görünümüyle yönetici ofislerine değer katıyor. Inno’nun üretiminde kullanılan metal parçalar yüzde 100 oranda geri dönüştürülebilirken, E1 sertifikasına sahip MDF malzeme yüzde 100 oranda tekrar kullanılabiliyor. 


NEXT
Next, fonksiyonellik ile usta işçiliği bir araya getiren tasarımı ile yenilikçi ve modern çalışma alanları oluşturuyor. Birleşim detaylarındaki hassasiyet çalışma alanlarına yeni bir boyut kazandırırken gizli komodini şaşırtıcı bir etki oluşturuyor. Next’in 45° birleşen ayağı ve masa tablası ile akıcı ve dışa dönük bir görünüm yaratırken, sağlam iskelet yapısı, gücü temsil ediyor. Next’in masa tablasını taşıyan yan dolabın içinden elektrik bağlantısı geçiyor ve masa üzerindeki kablo kapağı aracılığıyla masaya taşınıyor. Böylece kabloların oluşturduğu karmaşa ortadan kalkıyor. Next’in üretiminde kullanılan metal parçalar yüzde 100 geri dönüştürülebilirken, E1 sertifikasına sahip MDF malzeme yüzde 100 oranda tekrar kullanılabiliyor.


NEST
Nest, toplantı odalarından eğitim merkezlerine, çalışma alanlarından ev-ofislere kadar birçok alan için esnek kullanım imkanı sağlıyor. İki farklı açıda ve düz olmak üzere üç farklı seçeneği bulunan Nest’ler, alanın gereksinimlere cevap verecek şekilde kurgulanmasına yardımcı oluyor. Yan yana, kare, U ve V düzende yerleştirilebilen Nest’ler farklı toplantı odaları tasarlamaya imkân veriyor. Nest’in üretiminde kullanılan metal parçalar yüzde 100 oranında geri dönüştürülebiliyor ve MDF malzeme yüzde 100 oranında tekrar kullanılabilir nitelikte. Ambalajında kullanılan karton ve naylon malzeme tamamıyla geri dönüştürülebiliyor. 


TUNE
Tune, zengin ürün ailesi ve renk seçenekleri ile kullanıldığı alana kolaylıkla uyum sağlıyor. Az malzeme ile çok iş başarılabileceğinin bir kanıtı olan Tune, sağlam iskeleti ve sade tasarımı ile farklı gereksinimlere cevap veriyor. Üretiminde kullanılan metal parçalar yüzde 100 geri dönüştürülebiliyor.
Tune’da kullanılan kumaşlar OEKO-TEX 100 STANDARD, FLAME RETARDANT ve RECYCLABLE sertifikalarına sahip. 


ME TOO
Me Too, bedeni mükemmel şekilde tamamlıyor ve çalışma hayatındaki gereksinimlere akıllı yanıtlar veriyor. Her detayı teknoloji, deneyim ve özenle tasarlanan Me Too, yorgunluğu en aza indirerek, çalışılan süre boyunca bedeni koruyor. Me Too, omurganın üst kısmını ve omuzları destekleyerek boynu koruyacak şekilde doğru bir oturma alışkanlığı kazandırıyor. 70 cm ayak çapı ile ağırlık merkezinin değişmesi durumunda dahi düşmeyi engelleyerek güvenli hareket özgürlüğü sağlıyor. Me Too, Fluid Motion ve Fluid Motion Plus mekanizmaları ile ileri düzeyde ayarlanabiliyor ve kullanıcısına kişisel ve konforlu bir çalışma ortamı sunuyor. Alman Kalite Onay (GS) ve Türk Standartları Uygunluk (TSE) sertifikalarına sahip olan Me Too’nun üretiminde yüzde 28,7 oranında geri dönüştürülmüş malzeme kullanılıyor. 





BREEZE
Breeze, çalışma hayatında değişken kullanıcı ihtiyaçlarına yenilikçi formu ve teknolojisi ile akılcı çözümler sunuyor. Breeze, ayarlanabilir lumbar desteği ile Pro-Support ve Dyna-Support olmak üzere farklı amaçlara hizmet eden iki mekanizmaya sahip. Pro-Support mekanizması, kişiye özel, hassas ayar yapmaya olanak sağlayarak sağlık için doğru pozisyonda oturma imkanı sunuyor. Dyna-Support mekanizması, özel bir ayar yapmadan kullanıcı ağırlığına uygun tepki vererek çalışma kolaylığı sağlıyor. Breeze, Alman Kalite Onay (GS) Sertifikası ve Türk Standartlarına Uygunluk (TSE) belgesine sahip. Üretiminde yüzde 13,4 oranında geri dönüştürülmüş malzeme kullanılıyor. 


U TOO 
U Too, farklı çalışma alışkanlıklarına ve yaşam tarzlarına sahip kullanıcıların gereksinimlerine işlevselliğiyle yanıt veriyor. U Too’nun yönetici ve tekil masalarıyla uyumlu depolama birimleri, çalışma alanlarının verimli bir şekilde kullanılmasına imkan veriyor. U Too, estetik ayakları ve yuvarlak kenarlara sahip masaları ile ortama samimiyet ve canlılık kazandırıyor. U Too, modüler yapısı sayesinde çalışma birimlerinin, açık ofislerin ve toplantı salonlarının değişen kişi sayısına göre kurgulanmasını sağlıyor. Türk Standartlarına Uygunluk belgesi (TSE) bulunan U Too’nun komodin ve masalarının üretiminde yüzde 32’ye kadar geri dönüştürülmüş malzeme kullanılıyor. Komodin ve masalarda kullanılan, E1 Sertifikalı MDF malzeme yüzde 100 oranında tekrar kullanılabiliyor. 
Masalarda kullanılan metal ayaklar yüzde 100 geri dönüştürülebiliyor ve koltuklarda kullanılan sünger yüzde 100 oranında tekrar kullanılabilir nitelikte. Koltuk iç iskeletinde kullanılan kontrplak ve MDF malzeme yüzde 100 oranında tekrar kullanılabiliyor. 


Fe2
Fe2, her alanın farklı gereksinimleri olduğu bilinciyle tasarlandı. Fe2, dolap kapağı ve arka panele uygulanabilen farklı malzeme seçenekleri ile evler, yönetici ofisleri ve açık ofislere şık çözümler sunuyor. Alanın etkili bir şekilde kullanılmasına yardımcı olan Fe2, depolama birimi ve ayırıcı panel olarak kullanılabiliyor. Yangına dayanıklı metal gövdesinin yanı sıra Fe2’nun kilitlenebilir rafları, deprem anında çıkarılarak kullanıcılara güvenli bir sığınak oluşturuyor. Fe2’nun Türk Standartlarına Uygunluk belgesi (TSE) bulunuyor. Fe2’nun üretiminde kullanılan metal parçalar yüzde 100 geri dönüştürülebiliyor ve E1 sertifikalı MDF malzeme yüzde 100 tekrar kullanılabilir nitelikte.


MONO
Mono, çağdaş ve şeffaf tasarımı ile bir depolama ünitesinden fazlasını sunuyor. Düzen sağlamaya yardımcı olan rafları, toplantı alanlarında video-konferanslar için gerekli ekipmanların saklanmasına; oyun, kitap ve katalog gibi çeşitli nesnelerin depolanmasına imkan veriyor. Bir alanda farklı bölümler oluşturmaya yardımcı olan Mono, yükseklik ve genişlik seçenekleri ile işlevsel bir kullanım şansı sunuyor. Işığı kesmeyen yapısı ve zemine uyum sağlayan metal ayakları ile aydınlık ve ferah ortamlar yaratıyor. Mono’nun rafları, iskeletindeki sıralı delikler sayesinde istenilen yükseklikte ayarlanabiliyor ve metal gergi aparat ile sabitleniyor. TSE’ye uygun olan Mono’nun üretiminde kullanılan metal parçalar ile ambalajında kullanılan malzemeler yüzde 100 oranda geri dönüştürülebiliyor. 


Nurus Yönetim Kurulu Üyesi Güran Gökyay:

“Hava kalitesi kontrol edilebilir bir değerdir”

“Binalardaki iç hava kalitesi kontrol edilebilir bir değer ve bina içinde kullanılan her elementin kaliteyi sürdürmekte bir rolü bulunuyor. Bu noktada ofis mobilyaları gerek tasarımsal olarak gerekse nüvesinde kullanılan materyaller olarak önem taşıyor. Özellikle file sırtlı ürünlerimiz bu noktada mimarlarımızın tercih sebebi oluyor. Gerek ışığı gerekse havayı geçiren bu dokular bina içinde kurgulanan hava dolaşım sistemine geçirgenlik esasında yardımcı oluyor. Aynı şekilde sofa gruplarımızda kullandığımız kumaş ve deriler benzer bir işleve sahip. Özellikle kullanılan kumaşların zaman içinde sofanın ana iskeletine kadar işleyebilen ve hava ile temas ederek çalışanların solunum yollarında oluşabilecek kusurlara sebebiyet veren bakterilere karşı kolay temizlenebilir özellikte olması gerekiyor. Hava kalitesinin sürdürülebilirliği konusunda karşımıza çıkan önemli sorulardan biri de ahşap ürün gruplarımızdaki formaldehit salım oranları. Nurus olarak kullandığımız tutkalların ve tercih ettiğimiz yonga levhaların kabul edilebilen en düşük seviyelerde olduğunu sertifikaları ile de sunuyoruz. Bu değerlere önem verilmediği takdirde, dolaşan havayla da birleştiğinde çalışanların kanser riskinin arttığını, özellikle plaza mantığındaki kapalı ortamlarda bu oranların yükselmesinden kaynaklı olarak göz, burun ve boğazda tahribatlar yapabildiğini ve alerjiyi de tetikleyebildiğini biliyoruz. Konfor açısından bakıldığında ise, her çalışanın farklı alışkanlıkları ve bedensel özellikleri göz önüne alınırsa kişiselleşebilen ofis mobilyalarının anahtar niteliğinde olduğunu düşünüyoruz. Kişiyi çalışırken rahat ettirebilmesi ve bunu yaparken de detaylar ile işlevselleşebilmesi, konfor kriterlerini yukarı çekiyor. Bedensel konforun üst noktada tatmin edilmesi psikolojik konforu da çarpan etkisi ile arttır; ki bu da total fayda olarak işverene daha sağlıklı, mutlu ve işine bağlı personeller yaratır. Bunun yanı sıra ofis mobilyasında teknoloji kullanımı da konforu etkileyen önemli bir detay. Çalışılan masadan kişisel ve iş ile ilgili kullanılması gereken elektronik cihazların enerjisine ulaşabilmek, kabloları gizleyen ve aynı zamanda ayakların uzatılabildiği bir pufa sahip olmak, yine yukarda ifade ettiğimiz üzere yapılan işin toplam kalitesine doğrudan olumlu katkı sağlıyor.”

Vitosol 100-F



Bilindiği gibi gaz, kömür ve petrol gibi fosil yakıtların rezervleri sınırsız değil. Bu yakıtların giderek tükenmesi ve bu yakıtlara olan talebin sürekli artması, fiyatlarının yükselmesine neden oluyor. Ayrıca fosil yakıtların yanması sonucu zararlı gazların açığa çıkması, insanlığı ucuz ve zararsız enerji kaynakları arayışına itiyor. Güneş de bu kaynaklardan birisi. 
Viessmann artan enerji talebi karşısında her türlü ihtiyaç ve kullanıma uygun çözüm sağlayan güneş enerjisi sistemlerini sunuyor. Viessmann teknolojisine sahip düzlemsel ve vakum borulu Vitosol kolektörlerinin ortak özelliği işletme emniyeti, verim ve uzun ömür. Bu kolektörler sayesinde kullanma suyu ve havuz ısıtması yapılabiliyor, mahal ısıtması desteklenebiliyor ve solar soğutma gerçekleştirilebiliyor. Vitosol güneş sistemleri diğer ısıtıcılarla problemsiz olarak entegre edilebiliyor.


Vitosol 100-F
Seçici absorber yüzeyine sahip olan düzlemsel kolektör Vitosol 100-F sayesinde güneş ışınlarının yüksek verimlilikle emilmesi sağlanıyor. Kıvrımlı bakır boru absorberde ısı çekiyor. Kolektörün çerçevesi yüksek sıcaklığa dayanıklı ısı izolasyonu ile kaplı. Kalınlığı 3.2 mm olan kolektör camının demir oranı düşük olduğu için yansıma kayıpları oldukça az. 12 kolektöre kadar paralel bağlanabiliyor. Paslanmaz çelik esnek boruları daha kolay ve kısa süren montaja imkan sağlıyor. Çatı üstüne, bina cephelerine veya serbest bölgelere montaj mümkün. Kolektörler dikey veya yatay olarak monte edilebiliyor. Çepeçevre bükülmüş alüminyum çerçeve ve cam contası sayesinde sürekli sızdırmazlık ve yüksek dayanıklılık sağlanıyor. Absorber yüzey alanı 2,32 metrekare. Mavi melek için istenen koşulları yerine getiriyor. Solar-KEYMARK ve EN 12975’e göre kontrol edilmiş.

Bütünleşik Tasarım ve Türkiye’de bir Platin Sertifika Serüveni

Prof. Dr. A. Zerrin Yılmaz / Ekomim
Nüfusun hızlı artışı ve ekonominin hareketlendirilmesinin amaçlanması sonucu bina inşaatında göz ardı edilemeyecek bir artış olmuştur. Bu artış beraberinde binalardan kaynaklı enerji tüketimini de artırmıştır. Ülkemiz enerji ihtiyacının karşılanması, hala önemli oranda fosil enerji kaynaklarına bağlıdır. Bu kaynakların kullanımı sera gazı salımına neden olarak gün geçtikçe atmosferi kirletmekte ve küresel ısınmayı atırarak iklim değişikliğinin getireceği istenmeyen sonuçlara hızla yaklaşmamıza neden olmaktadır. Avrupa’daki sera gazı salınımının yüzde 30’u binalara aittir. Ayrıca dünyadaki enerjinin yüzde 40’ı binalar tarafından tüketilmektedir. Bu nedenle binalarda enerjinin verimli kullanımı oldukça önemli hale gelmiştir. Ayrıca enerjide dış kaynaklara bağımlı ülkemizde ekonomik anlamda özgürleşmenin sağlanabilmesi de bu kaynakların daha az kullanımıyla mümkün olabilecektir. Binaların en fazla karbon salımı bina işletme aşamasında enerji tüketiminden kaynaklanmaktadır ve o nedenle “Yeşil Bina” tanımının temel taşını da bina enerji verimliliği oluşturur. Binalara ait enerji tüketim miktarının ve sera gazı salımının düşürülmesi ve gerçek anlamda Yeşil Bina hedefine ulaşılması ancak enerji verimli binalar ile mümkün olabilir. Enerji verimli binalar, uygun pasif sistemler kullanılarak enerji ihtiyaçları azaltılmış, yüksek verimli enerji sistemlerine sahip, uygulanabilir olduğu ölçüde yenilenebilir enerji sistemlerini kullanan, kullanıcı konforundan ödün vermeyen, iklime ve çevreye uyumlu binalardır. 


Enerji verimli bina tasarımında bina fiziği, bina enerji sistemleri ve bina otomasyon sistemleri ile ilgili birçok tasarım parametresi bir arada düşünülmeli ve bir parametrenin seçimi diğer parametrelerden bağımsız olarak yapılmamalıdır. Bu nedenle bina tasarım sürecinde mimarlar, makine mühendisleri, inşaat mühendisleri, elektrik mühendisleri ve Yeşil Bina danışmanları bir tasarım ekibi olarak birarada düşünerek tasarıma yön vermelidirler. Her tasarım grubu bir binanın anlık, günlük ve dönemsel iklim değişikliklerine cevap verebilen, çevre ile sürekli etkileşim halinde olan bir sistem olması gerektiğinin bilincinde olmalı ve doğru tasarım için bina enerji danışmanı ile tasarımın ilk aşamalarından itibaren etkileşim halinde bulunmalıdır. Bütünleşik tasarım olarak adlandırılan bu tür tasarım süreci enerji verimli Yeşil Bina tasarımı için aslında bir zorunluluktur ve tüm proje ekipleri tasarım sürecinin en başından en sonuna kadar enerji danışmanı ile yakın iş birliği içerisinde çalışmalıdır. Aksi durumda tüm tasarım ekipleri, birçok örnekte görüldüğü gibi, tasarımın en başına dönmek zorunda kalabilir. Bu da emek ve bütçe kaybıdır.


Tasarımın başlangıcında binanın yönü, bina geometrisi, bina içerisindeki mahallerin yerleşimi, gölgeleme elemanları gibi kararlar yer alır. Bunu takiben bina kabuğunu oluşturan yapı elemanlarına binanın bulunduğu iklim koşullarına göre çeşitli testler aracılığıyla karar verilir. Bu noktada cephe saydamlık oranı da belirlenir. Böylelikle binanın güneşten ısı ve ışık olarak pasif anlamda optimum faydalanabileceği seçimler yapılmış olur. Binanın kullanım amacı, aktivite düzeyleri, içeride yer alan aydınlatma sistemi ve ekipmanlardan olan ısı kazançları, mahallerde istenilen ayar sıcaklık değerleri aynı iklim bölgesinde olan binalarda farklı cephe ve malzeme seçimleri yapılmasına sebep olabilir. Bu seçimler sonucunda binanın dinamik şartlar altındaki ısıtma ve soğutma yükleri simülasyonlarla belirlenir ve bu yükleri karşılamaya yetecek kapasitede doğru ve verimli mekanik sistemler seçilir.
Mekanik sistemlerin seçiminde kullanılacak parametreler, binanın enerji tüketim maliyetlerini doğrudan etkiler. Bu sistemlerin kontrolünün binaya ait bir otomasyon sistemi ile gerçekleştirilmesi, binanın enerji tüketiminin kontrol edilmesini sağlarken, bina işletme saatleri içinde kullanıcı konforundan ödün vermeden istenilen ısıl, görsel ve işitsel konfor ortamının oluşturulmasına ve sürdürülmesine olanak tanır. Enerji etkin bina tasarımı ancak tüm bu parametrelerin bir arada değerlendirilip her bir tasarım ve kullanım senaryosunun bina enerji performansı simülasyon araçları ile test edilmesi neticesinde elde edilebilir. 


Enerji verimli binaların tasarlanması ve mevcut binaların enerji verimliliğinin artırılabilmesi ancak tüm tasarım ekipleri ile bina enerji danışmanının bir arada yapacağı ortak çalışmalar ile tasarımın her aşaması için yapılacak bina enerji performans testleri sonucunda, binanın gerçekten enerji verimli olması için alacakları ortak kararlar neticesinde mümkün olabilir.
Bina enerji performans modellemesi, binanın mimari ve enerji sistemlerinin tasarımı üzerinde bir karar verme süreci olarak, göz önüne alınan parametrelere ve değerlendirme ölçeğine göre çeşitli bölümleri içerir. Son on yıldır, tasarım sürecinde kullanılan bina enerji performansı simülasyonu araçlarına olan ilgide enerji ihtiyacı ve tüketim hesaplamalarını, ısıl ve görsel konfor analizlerini ve sera gazı salım oranlarının değerlendirilmesini sağlayan modüllerin bilimsel olarak geliştirilmesi neticesinde gözle görülür bir artış meydana gelmiştir. Farklı disiplinlerden gelen birçok kullanıcı kendi uzmanlık alanları ile ilgili olarak bina enerji performansı simülasyon araçlarını kullanmaktadır. Bu araçlar kullanıcılara erken tasarım, tasarım ve işletme aşamalarında karşılaştırma ve performans değerlendirme ile ilgili çeşitli seçenekler sunarak önemli öngörüler edinmesini sağlar. Binalarda gerçek ve doğru bir enerji verimli tasarımın yapılabilmesi için enerji performansı simülasyonlarının tasarım sürecinin başından inşaat sürecine kadar olan evredeki tasarım adına atılacak her adım için yapılması gerekir.


EKOMİM Ekolojik Mimarlık ve Mühendislik Hizmetleri’nin bina enerji danışmanlığı ve bina enerji verimliliği alanında yaptığı çalışmalar ve bu çalışmalarda karşılaşılan örnekler bütünleşik tasarımın binaların enerji verimliliğinin artmasında ne kadar büyük bir rolü olduğunu kanıtlamaktadır. Bu yazıda Türk Müteahhitler Birliği’nin Ankara’daki merkez binası ve Kat Mekatronik firmasının İstanbul Çatalca’daki yeni fabrika tesisi için yapılan enerji verimliliği çalışmalarına bütünleşik tasarımın önemini çok açık olarak gösteren iki önemli örnek olarak yer verilmiştir. Tasarım süreci boyunca EKOMİM’in bina enerji verimliği konusunda verdiği danışmanlık hizmeti ve bina enerji simülasyonları konusundaki uzman kadrosu ile yapılan enerji verimliliği iyileştirme çalışmaları neticesinde her iki binanın da yıllık enerji tüketimlerinde oldukça yüksek iyileştirmeler elde edilmiştir. Yapılan enerji iyileştirme çalışmaları sonucunda Türk Müteahhitler Birliği merkez binası LEED Platin sertifikası almaya hak kazanmıştır. Kat Mekatronik firmasının Çatalca’daki yeni fabrika tesisi ise enerji tüketiminde sağlanan yaklaşık yüzde 80 iyileştirme ile gerçek bir Yeşil Bina sertifikası adayıdır.


LEED projelerinde tasarım ekipleri tarafından hazırlanan gerçek bina projesine ait enerji modeli hesap sonuçları, güncel versiyon kapsamında gerçek bina ile aynı geometriye sahip olan ve ASHRAE 90.1-2007 Appendix G’de iklim bölgelerine göre tanımlanan referans bina enerji modeli hesap sonuçları ile karşılaştırılarak binanın yıllık enerji tüketimindeki iyileşme oranı hesaplanır. Bu doğrultuda binanın, LEED sertifikasında en yüksek puana sahip Enerji ve Atmosfer kredisinden kaç puan alacağı belirlenir.
Türk Müteahhitler Birliği Merkez Binası Ankara’da inşa edilmiş olan yeni bir ofis binasıdır. Bina iki bodrum, bir zemin ve 4 normal olmak üzere toplam yedi katlı bir yapıdır. Yaklaşık olarak 3,415 m2 alana sahip binanın 3,190 m2’si koşullandırılmakta olup, geri kalan 225 m2si koşullandırılmayan alanları içermektedir. 



Şekil 1. TMB Ankara Genel Görünüm



Şekil 2. Binanın Kuzeydoğu ve Kuzeybatı Cepheleri Görünüşü


Genel olarak ofis alanlarının bulunduğu 68 ısıl zondan oluşan binanın 43 ısıl zonu mekanik sistemler ile koşullandırılmaktadır. Binanın enerji modeli dinamik şartlar altında hesap yapan algoritmaları kullanan EnergyPlus detaylı dinamik simülasyon aracı ile yapılmıştır. Ancak simülasyonlar, tasarım kararları alındıktan sonra başlatılmış ve tasarım ekiplerinin aldıkları ilk kararlara göre olan bina referans binaya göre enerji verimliliğinde yüzde 25 daha kötü durumda çıkmıştır. O nedenle tüm tasarım kararları çok tekrarlı simülasyonlarla yeniden yönlendirilmiş ve dolayısıyla tüm tasarım ekipleri tasarımın başına dönerek revizyonlar yapmıştır. Gerek mimari ve gerekse mekanik ve aydınlatma sistemlerinde enerji simülasyonları aracılığıyla yapılan iyileştirmelerle bina enerji verimliliği iyileştirme oranı başlangıçtaki -%25’den + %23,3’e çıkartılmıştır. Bu iyileştirme oranı ile de LEED Enerji ve Atmosfer kredisinden 6 puan alınması sağlanmış ve bina Platin düzeyindeki sertifikayı almaya hak kazanmıştır. Gerçek ve referans bina enerji modellerine ait karşılaştırmalar Tablo 1 ve 2’de yer almaktadır. 





Kat Mekatronik Fabrika Tesisi binası Çatalca’da bulunan Trakya Serbest Bölgesi’nde yeni inşa edilecek bir binadır. Bina iki bodrum kat, iki zemin kat ve üç normal kat ile bir çatı katından oluşmaktadır. Yaklaşık olarak 21,385 m2 alana sahip binanın 18,386 m2si koşullandırılmakta olup, geri kalan 2,999 m2si koşullandırılmayan alanları içermektedir. Şekil 2’de bina cephesinin görünümü DesignBuilder enerji modeli üzerinden genel hatları ile gösterilmektedir.
Bina genel olarak üretim, ofis ve teknik alanların bulunmuş olduğu toplam 169 ısıl zondan oluşmuş olup 99 ısıl zon mekanik sistemler ile koşullandırılmaktadır.
Binanın enerji verimli olabilmesi için, enerji modelleme çalışmaları binanın ilk tasarım kararları ile yapılmaya başlanmıştır. İlk olarak binanın bulunacağı iklim koşulları ve kullanım fonksiyonları dikkate alınarak, binanın fiziksel ve termo-fiziksel kararları için birçok enerji performansı testi yapılmıştır. Bu süreçte mimar, inşaat mühendisi, bina enerji danışmanı ve enerji modelleme uzmanının bir arada çalışmasıyla en uygun tasarım kararları belirlenmiştir. Bina cephesi için opak ve saydam bileşenler seçilirken binanın ısıtma ve soğutma ihtiyacını en aza indirgeyecek elemanlar seçilmiştir. Binada kullanılacak aydınlatma sisteminin belirlenmesinde enerji danışmanı ve elektrik mühendisi bir arada çalışarak ASHRAE 90.1 – 2007 standardında yer alan Table 9.6.1’de gösterilen her mahal tipi için minimum enerji verimli güç değerlerinin üzerinde elemanlar seçmiş ve binadaki aydınlatma elemanları daha enerji verimli hale getirilmiştir. Bina için verilen tüm pasif sistem kararları proje ekibinin ortak çalışmaları neticesinde alınmış olup her bir karar enerji performans analizine tabi tutulmuş ve enerji verimliliği açısından doğruluğu test edilmiştir.


Enerji performans testleri neticesinde alınan pasif sistem kararları ile binanın enerji ihtiyacı minimum düzeye indirilmiştir. Bu ihtiyaca göre bina enerji danışmanının ve makine mühendisinin işbirliğiyle seçilecek uygun HVAC sistemleri ve otomasyon stratejileri için alınacak kararlar adım adım performans testleri yapılarak verilmiştir. Bu kapsamda ısıl zonlar için gerekli olan taze hava oranları ASHRAE standartlarına uygun olarak seçilmiş olup çatı alanına yerleştirilmiş olan taze hava üniteleri ile ısıl zonların taze hava ihtiyacı karşılanmaktadır.
Bunun yanı sıra yapılan enerji performans testleri, dış havanın uygun nemlilikte ve sıcaklıkta olduğu geçiş dönemlerinde fanlar yoluyla alınacak havanın soğutma yapılmadan içeriye verilmesiyle bina için gerekli soğutmanın sağlanabildiğini göstermiştir. Bu yapılan işlem “free cooling” olarak bilinmekte olup binanın soğutma tüketimlerini azaltmakta kullanılan oldukça iyi bir yöntemdir. Tasarlanan bina için seçilen tüm HVAC sistemleri enerji performans analizleri ile test edilerek uygun kapasite ve verim değerleri belirlenmiş bu sistemler için gerekli otomasyon stratejilerine karar verilmiştir.
Enerji verimliliği konusunda tüm proje ekiplerinin işbirliği içinde yaptığı özverili çalışmalar ve alınan enerji danışmanlık hizmeti neticesinde tasarlanan bina, enerji verimli bir bina olmasının yanı sıra aynı zamanda gerçek bir yeşil bina adayıdır. Gerçek ve referans bina enerji modellerine ait karşılaştırmalar Tablo 3 ve 4’te yer almaktadır.





DEĞERLENDİRME
Standart bina projelendirme sisteminde mimari, mekanik, elektrik ve statik proje grupları bir arada çalışmaktadır. Ancak binalarda enerji tüketiminin önemli artışı, enerji maliyetleri ve çevre kirliliğine ciddi oranda katkısı gibi nedenlerle bu ekibe bina enerji verimliliği danışmanları da dahil olmuştur. Ancak bina enerji verimliliği çalışmaları, tasarım aşamasında tasarım kararları sonucunu ölçmek için değil, tasarımı yönlendirmek için kullanılırsa verimli bir tasarım süreci izlenmiş olur ve gerçek enerji verimli bina elde etme olanağı doğar. Aksi durumda bu yazıdaki birinci örnekte olduğu gibi, tasarım kararları enerji verimliliği açısından çok kötü sonuç verirse tüm ekipler tasarımın başına dönmek zorunda kalabilirler. Bu da bütçe ve emek israfı demektir. Oysa ki enerji danışmanı dahil tüm ekipler tasarım sürecinin ilk adımından başlanacak şekilde birlikte çalıştıklarında, Kat Mekatronik üretim tesisinde olduğu gibi, tasarlanan bina standart binalara göre önemli ölçüde enerji verimliliği yüksek bir bina olabilmektedir. 
Binaların çevreye verdikleri zararlar göz önüne alınarak artık tüm binaların enerji verimli olacak şekilde tasarlanması gerekmektedir. 
Bu doğrultuda, binalarda enerji ihtiyacının minimuma indirgenmesi ve buna bağlı olarak da daha küçük kapasitelerde yüksek verimli mekanik sistemlerin ve doğru fizibilite çalışması yapılmış yenilenebilir enerji sistemlerinin kullanılması gerekmektedir. Bu sayede hem kullanıcı ve bina sahipleri için enerji tüketim maliyeti ve ilk yatırım maliyeti gereksiz yere artırılmadan azaltılmış olacak, hem enerji tüketimlerinin azalmış olması ülke ekonomisine katkıda bulunacak, hem de atmosfere zararlı sera gazı salımı azaltılmış olacaktır.



 


İlginizi çekebilir...

Yüksek Performanslı Bir Yeşil Bina: İzmir Ticaret Odası Yeni Hizmet Binası

Yüksek performanslı yeşil binaların yaşam döngüsü, bina duvarlarını aşan, şehir planlamasını, toplumu ve saha planlamasını içeren genis kapsamlı, bina...
24 Ekim 2018

Türkiye'nin ilk Dikey Ormanı GREENOX, Türkiye'nin ilk EDGE Sertifikalı Projesi Oldu

GREENOX, Edge sertifika sürecini Turkeco'nun danışmanlığında başarıyla tamamladı....
4 Temmuz 2018

LEED Gold Sertifikalı BASF Merkez Ofisi

Sürdürülebilir strateji ve çözümlerin uygulandığı BASF Merkez Ofisi'nde birçok çevre dostu özellik proje tasarımına ve inşaatına entegre edilmiş....
4 Temmuz 2018

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • Klima ve Soğutma Rehberi
  • Yangın ve Güvenlik Rehberi
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2020 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.