Model Home 2020 Projesi Devam Ediyor
İnsanlar son dönemlerde zamanlarının yüzde 90’ını kapalı mekanlarda geçiriyor olmalarına rağmen yeterli düzeyde gün ışığına ve sağlıklı iç mekan iklimine sahip binalar maalesef üretilemiyor. VELUX ise geçtiğimiz senelerde bu soruna çözüm üretmek ve sürdürülebilir binaların geliştirilmesinde etkin bir rol oynamak amacıyla bir strateji geliştirmişti. Bu stratejinin bir bölümünü de Model Home 2020 projesi oluşturuyordu. Bu proje ile VELUX, yaşam konforundan ödün vermeyen, gün ışığı ve temiz hava ile sağlıklı iç mekan iklimi sunan, aynı zamanda da öncü mimariyi destekleyen yeni jenerasyon yapıların üretimine katkıda bulunarak, enerji verimliliği konusunda gündem oluşturmayı amaçlıyordu. 2009’da başlayan Model Home 2020 projesi ile VELUX altı farklı mekanda, altı demo ev geliştirerek, bu evleri yaşam alanları olarak test etmeyi hedefliyordu...
Gelişmeler ve geçen süreçle ilgili bilgi aldığımız VELUX Türkiye Genel Müdürü Hakan Yantır, “Sürdürülebilir binalar ve bu kavram üzerinde gerçekten insanoğlunun şu anda yapmış olduğu binalarda problem olduğu ve özellikle karbon emisyonu konusunda bir şeyler yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bu inancımızı teoriye dökmüştük, teorimizi de pratikle birleştiriyoruz” diyor ve şu bilgileri veriyor: “Öncelikle modern yaşamla beraber biz insanlar yaşamımızın yüzde 90’ını kapalı mekanlarda geçiriyoruz. Genlerimiz ise doğadaki yaşama uygun. İkinci önemli unsur da kullanılan toplam enerjinin yüzde 40’ının binalarda harcanıyor olması. Üçüncüsü de bu binaların yüzde 30’unun sağlığımıza pozitif etki etmemesi. Bu üç unsuru birleştirdiğimizde bina yapımını, mimariyi, kullanılan malzemeleri ve çevreyle olan etkilerinin farklı şekilde düşünülmesi gerektiği sonucuna varıyoruz. Çevre, iç mekan iklimi ve enerji konularının optimal değerlendirilip binalar yapılması gerektiğine inanıyoruz. Kurucumuzun dediği gibi, ‘Bir deney, bin uzman görüşünden daha değerlidir’. 2009’dan 2011 yılına kadar Avrupa’da Model 2020 adını verdiğimiz 6 bina yaptık. İlk bina Danimarka’nın kuzeyinde inşa edildi. Bu 6 bina, 5 ülkede üç yılda bitirildi. Amacımız, sürdürülebilir kelimesinin teoriden pratiğe nasıl geçtiğini görmekti. Teorik ile pratik de çoğu yerde örtüşüyordu. Binanın içinde insan odaklı bir şey olması gerektiğine inanıyoruz. O insanın orada mutlu ve sağlıklı olması gerekiyor. Bunu da uzmanı olduğumuz konu olan gün ışığı ve temiz havayla birleştirmek istiyoruz. Bu sözünü ettiğim 6 binanın 5’i konut, birisi ise üniversitede öğrenci işleri binası. Konutlara bir yıl süreyle bir aile yerleştiriliyor. İstediğimiz ise ailenin orada yaşarken ne hissettiği bilgisi. Aile tüm duygularını paylaşabiliyor. Oradan edindiğimiz izlenimlerle ürünlerimizi de geliştiriyoruz. Özellikle de çatı pencereleri sayesinde yeterli düzeyde gün ışığı ve temiz hava alabildiklerini söylüyorlar.”
Gelişmeler ve geçen süreçle ilgili bilgi aldığımız VELUX Türkiye Genel Müdürü Hakan Yantır, “Sürdürülebilir binalar ve bu kavram üzerinde gerçekten insanoğlunun şu anda yapmış olduğu binalarda problem olduğu ve özellikle karbon emisyonu konusunda bir şeyler yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bu inancımızı teoriye dökmüştük, teorimizi de pratikle birleştiriyoruz” diyor ve şu bilgileri veriyor: “Öncelikle modern yaşamla beraber biz insanlar yaşamımızın yüzde 90’ını kapalı mekanlarda geçiriyoruz. Genlerimiz ise doğadaki yaşama uygun. İkinci önemli unsur da kullanılan toplam enerjinin yüzde 40’ının binalarda harcanıyor olması. Üçüncüsü de bu binaların yüzde 30’unun sağlığımıza pozitif etki etmemesi. Bu üç unsuru birleştirdiğimizde bina yapımını, mimariyi, kullanılan malzemeleri ve çevreyle olan etkilerinin farklı şekilde düşünülmesi gerektiği sonucuna varıyoruz. Çevre, iç mekan iklimi ve enerji konularının optimal değerlendirilip binalar yapılması gerektiğine inanıyoruz. Kurucumuzun dediği gibi, ‘Bir deney, bin uzman görüşünden daha değerlidir’. 2009’dan 2011 yılına kadar Avrupa’da Model 2020 adını verdiğimiz 6 bina yaptık. İlk bina Danimarka’nın kuzeyinde inşa edildi. Bu 6 bina, 5 ülkede üç yılda bitirildi. Amacımız, sürdürülebilir kelimesinin teoriden pratiğe nasıl geçtiğini görmekti. Teorik ile pratik de çoğu yerde örtüşüyordu. Binanın içinde insan odaklı bir şey olması gerektiğine inanıyoruz. O insanın orada mutlu ve sağlıklı olması gerekiyor. Bunu da uzmanı olduğumuz konu olan gün ışığı ve temiz havayla birleştirmek istiyoruz. Bu sözünü ettiğim 6 binanın 5’i konut, birisi ise üniversitede öğrenci işleri binası. Konutlara bir yıl süreyle bir aile yerleştiriliyor. İstediğimiz ise ailenin orada yaşarken ne hissettiği bilgisi. Aile tüm duygularını paylaşabiliyor. Oradan edindiğimiz izlenimlerle ürünlerimizi de geliştiriyoruz. Özellikle de çatı pencereleri sayesinde yeterli düzeyde gün ışığı ve temiz hava alabildiklerini söylüyorlar.”
Paylaş





