E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 

Solarbaba Platformu Kurucusu Ateş Uğurel: "Bürokratik Engeller Kaldırılmalı"

Solarbaba Platformu Kurucusu Ateş Uğurel:

24 Haziran 2014 Salı | SÖYLEŞİ
25. Sayı (Mayıs-Haziran 2014)

Ateş Uğurel, güneş enerjisi sektörünün önemli ve en yetkin isimlerinden birisi... 1996 yılından bu yana güneş enerjisi alanındaki faaliyetlerini kesintisiz devam ettiren Uğurel, bu süre içinde beş yüzün üzerinde farklı büyüklükte güneş sistemi kurulumunda yer almış, Türkiye’nin ilk güneş enerjisi rehberini yayınlamış, iki yüzün üzerinde konferans ve seminerde konuşmacı olarak bulunmuş. Uğurel bugünlerde de çalışmalarını, kurucusu olduğu Türkiye’nin en büyük güneş enerjisi mecrası ve dijital sivil toplum örgütü haline gelen Solarbaba Platformu üzerine yoğunlaştırıyor. Uğurel ile binalarda fotovoltaik ile elektrik üretiminin avantajlarını, var olan sorunları ve çözüm yollarını konuştuk...  Güneş enerjisinin en verimli kullanım alanının, çatıda üretilen elektriğin, aynı binada tüketilmesi olduğunu vurgulayan Ateş Uğurel, Türkiye’de minimum 30-40 GW kurulum yapılabilecek uygun arazi ve çatı bulunduğunu fakat buna rağmen binalarda fotovoltaikle elektrik üretimi konusunda bürokratik engellerin çatı kurulumlarını zorlaştırdığını ifade ediyor. İkili sözleşme yasağı olduğundan (PPA) çatı uygulamalarında finans imkanlarının da kısıtlı olduğunu söyleyen Uğurel, öz tüketimi rahatlatacak kanuni altyapının bulunmadığını ve çatılardaki PV paneller ve güneş kolektörü kurulumlarını, çevrede gölge yapan diğer binaların da zorlaştırdığını belirtiyor. Güneşten elektrik üretiminin LEED ve BREEAM gibi Yeşil Bina sertifikaları için de katkı sağladığını hatırlatan Ateş Uğurel, sorunları ve çözüm önerilerini ise şöyle özetliyor... 


Yüzde 50 öz tüketim zorunluluğu getirilmeli 
“Lisanssız elektrik üretiminde minimum yüzde 50 öz tüketim zorunluluğu gelmesi gerekiyor. Lisanssız elektrik üretim yönetmeliğinin başlığına ve ilk paragrafına baktığımızda bu mevzuatın yayınlanma amacının, ‘Gerçek ve tüzel kişilerin kendi elektriklerini güneşten kendileri üretmeleri’ olduğunu anlıyoruz. Günümüzdeki lisanssız güneş enerjisi uygulamalarına ve hızla devam eden başvuruların çok büyük bir çoğunluğuna baktığımızda ise şu fark ediliyor: ‘Hepsi sadece elektrik abonesi olup (bir ampül yakıp), 1 MW gücündeki çok sayıda GES kurarak (Güneş Elektriği Santrali), ürettikleri elektriğin tamamını 10 yıl boyunca 0.133 USD/kWh bedelle satmayı hedefliyorlar’. Şuursuzca yapılan bu başvurularda herhangi bir teminat mektubu da alınmadığından, proje gerçekleştirmek için finansal ve teknik gücü olmayan yüzlerce kişi ve şirket çağrı mektubu almak için dağıtım şirketlerinin onayını bekliyor. Üstelik bu başvurular bölgedeki tahsis edilecek trafo merkezi kapasitesini de hızla düşürdüğünden, gerçek yatırımcıların önü tıkanıyor. Yönetmelikte yapılacak bir değişiklikle, yıl içinde güneşten üretilen toplam elektriğin en az yüzde 50’sinin tüketilmesi zorunluluğunun getirilmesi faydalı olacaktır. 1 MW’dan küçük veya büyük, lisanslı veya lisanssız fark etmez; ürettikleri elektriğin tamamını satmak isteyen tüm yatırımcılar ise başka bir kategori altında toplanmalıdır. GES’ler arasındaki temel ayrım, lisanslı veya lisanssız üzerine değil, yatırımcının gerçek amacı üzerine inşa edilmelidir”. 


Öz tüketim modelinde mahsuplaşma kWh üzerine olmalı
“Şu anda kimsenin net anlamadığı, Ankara’da yapılan toplantılarda bile kamu kurumlarının her birinden farklı yorumlar gelen bir mahsuplaşma ve fatura kesme karmaşası yaşanıyor. Üstelik bu şekli ile işin içine muhasebe, Maliye Bakanlığı ve vergi mevzuatları da giriyor; bunun etkileri ve beklenmedik vergisel sonuçları önümüzdeki aylarda ortaya çıkacaktır. Öz tüketim modeli şunu betimler: Mevcut elektrik maliyetinden orta/uzun vadede daha ucuz olma ön koşuluyla kendi elektrik ihtiyacının bir bölümünü güneşten üreten ev, hastane, AVM, fabrika, otel gibi uygulamalar. Mantolama, nasıl binanın doğalgaz maliyetini düşürüyorsa, güneş enerjili öz tüketim de aynı şekilde elektrik maliyetini düşürecektir. Öz tüketim esas itibariyle bir enerji verimliliği uygulamasıdır. Dolayısıyla bu modelde zaten hedef, üretilen elektriği mümkün olduğu kadar tüketmek olduğundan, satış/fatura kesme amacı yoktur. Buna rağmen belli gün ve dönemlerde (tatil-sezonluk değişimler) bir miktar fazla elektrik üretimi gerçekleşebilir, bunun satışı yerine şebekeye verilen kWh miktarı kadar yıl içinde bedelsiz kWh kullanmak serbest olmalıdır. İşin içine hiç para alışverişi sokulmamalıdır: ‘Tüketiminden bir miktar fazla üretirsen kWh kazan, az üretirsen kWh borçlan’. Öz tüketim uygulamalarında minimum yüzde 70-80 tüketim hedefleneceğinden, farklı zaman dilimlerinde kWh borçlanmak veya kazanmak tüketici veya dağıtım şirketi için çok önemli bir unsur olmayacaktır. Sistemin sağlıklı işlemesi için uzaktan ne zaman ve ne kadar elektrik üretildiği/tüketildiği bilgilerini takip eden çift yönlü bir sayaç yeterli olacaktır. Birçok ülkede bu yöntem sağlıklı bir şekilde uygulanıyor”.


Öz tüketim modelinde PPA (ikili sözleşme) modeli serbest bırakılmalı
“Güneş enerjisi uygulamalarında dünyada ikili sözleşmenin muhtemelen yasak olduğu tek ülke Türkiye. Lisanssız üretim yönetmeliği içinde bu çok net yazılı olarak belirtilmiştir. Halbuki şebekeden gelen elektriğin fiyatının arttığı, güneşten gelen elektriğin fiyatının ise giderek düştüğü bir ortamda daha önceki önerilerimizde vurguladığımız gibi öz tüketim modeli giderek ön plana geçecektir. Burada potansiyel yatırımcının sistemi finanse etmesi için iki farklı yöntem mevcuttur: ‘Tamamen kendi yüzde 100 öz sermayesi ile finanse etmek’ ve ‘Banka kredisi/leasing gibi enstrümanları kullanıp, yüzde 20-30 öz sermaye ile finanse etmek’. Halbuki bilhassa Amerika’da çok etkin bir şekilde kullanılmaya başlanan bir yöntem daha var... Diyelim ki Antalya’da bir AVM sahibisiniz ve çatınıza 2 MW sistem kuracaksınız (tamamen öz tüketim yapacağınızdan 1 MW sınırı da yok). Bunun ortalama bedeli yaklaşık 2.5 milyon USD civarında olacaktır ve bu bedeli muhtemelen kimse peşin ödemek istemeyecektir. Başka bir sorun daha var, peşin veya banka kredisi ile ödeme yapmayı kabul ettiniz, ama 25 yıl ömrü olan bu sistemin her yıl ne kadar elektrik üreteceği, uygulamayı yapan veya güneş panelini üreten firmanın ayakta kalıp kalmayacağı ile ilgili endişeleriniz var. İşte PPA yöntemi bu kaygılarınızı gideriyor. Peki sistem nasıl işleyecek? Solar mühendislik/uygulama yetileri gelişmiş ve aynı zamanda finansal olarak da güçlü firmalar ile anlaşma yapacaksınız. Tüm bürokratik süreci sizden alacakları vekalet ile onlar takip edecek, sizden hiçbir bedel almadan 2 MW’lık sistemi çatınıza kuracaklar ve hiçbir bedel almadan da sistemin ömrü boyunca gerekli bakım/servis hizmetlerini yapacaklar. Karşılığında sizden isteyecekleri tek şey şu olacak: Şu anda elektriğe ne kadar bir bedel ödüyorsanız, onun biraz altına üretilen güneş elektriğini alma garantisi”. 





Çatı kiralanması ile ilgili mevzuat değişikliği yapılmalı
“Mevcut yürürlükteki mevzuata göre çatı binanın ayrılmaz bir parçası ve onu bu bütünden koparıp güneş enerjisi uygulamaları için kiralamak ile ilgili net bir kanuni metin yok. Türkiye’de PV kurulumuna uygun birçok çatının mülk sahiplerinin bu konuya ilgisi olmayabilir veya finansal gücü de yetersiz olabilir. Bu durumda yatırım yapmak isteyen gerçek ve tüzel kişiliklere atıl durumda bulunan çatılarını, uzun vadeli kiralayarak sürdürülebilir bir gelir modeli sağlayabilirler. Kiralanan çatıyla ilintili olarak abonelik oluşturma ve mevzuatın gerektirdiği diğer bürokratik sürecin aynen işlemesi temin edilmeli. Kısaca bu durumda büyük bir çatı=çiftçiden, köylüden veya devletten kiralanan arazi konumunda olacaktır. Üstelik çatı üstü montajı daha ucuzdur, daha güçlü/kolay bir elektrik bağlantısı imkanı sağlar ve güvenlik problemleri çok daha azdır. Bu da yatırımcı açısından boş bir arazi üzerine yapılacak proje geliştirme sürecine kıyasla daha cazip bir tercih olacaktır”.


Özel mülkiyet içine yapılacak sistemlerde belediye onayı kalkmalı
“Türkiye çatılarında 25 milyon güneş kolektörü ve içinde 80-90 derece sıcak su olan yüz binlerce tonluk depolar hiçbir denetime, yasal mevzuata tabi değilken, statik olarak mevcut çatılara en az zarar verecek PV kurulumlarının böyle bir izinle zorlaştırılması anlaşılır gibi değil. Birçok kurumsal firmanın bahçesinde yıllardır kullandıkları otoparklar vardır, bunların üzerine güneş paneli koymak için belediye izni alınması mantıkla örtüşen bir durum değildir.” 
“Zaten belediyelerin çoğu kendilerine böyle bir sorumluluk verildiğinden haberdar değiller, olanlar bin bir sorun çıkartıyor, çıkarmayanlar ise nasıl bir kağıt imzalıyor biliyor musunuz: ‘Hiçbir sorumluluk almamak kaydı ile xx çatısının uygunluğunu onaylıyorum’. Zavallı güneş panelinin nasıl bir farklılığı vardır ki, chiller ünitesi-klima-uydu anteni-güneş kolektörü için istenmeyen tüm izinler kendisinden istenmektedir? Çatı, solar-otopark gibi projelerle ilgili tüm hukuki ve teknik sorumluluk  sadece ve sadece müşteri ve uygulamayı yapan mühendislik firmasına verilmelidir. Mühendislik firmasına ait imza sirkülerinin de başvurular sırasında alınması ile birlikte sorumlu kişi ve firmalar (bir kaza anında) rahatlıkla saptanacaktır. Dolayısıyla hiçbir pratik anlamı olmayan belediye onayı zorunluğunun hemen yürürlülükten kaldırılması gerekiyor”.


Kabul işlemlerini sadece lokal dağıtım şirketi yapmalı
“Ülkemizde özellikle öz tüketim modelinde tüm bürokratik işlemleri, proje kabulü ve onayı dahil olmak üzere sadece bölgedeki dağıtım şirketi yapmalıdır. Özelleştirme sürecinde milyarlarca USD bedel ödeyerek çok uzun süreliğine dağıtım haklarını alan şirketler, mutlaka küçük ölçekli güneş enerjisi santrallerinin teknik onayını yapabilecek kapasiteye sahiptirler”. 
“Bir güneş enerjisi projesinin planlanmasından işletmeye alınmasına kadar geçen sürede ne kadar az devlet kurumu müdahil olursa, sistem o kadar hızlı ve sağlıklı ilerler. Türkiye’nin yüzlerce farklı bölgesinde, ilçesinde yapılacak 11 kW üstü tüm uygulamalar için Ankara’dan TEDAŞ ekibinin gelmesi bekleniyor. Üstelik kabul işlemlerinde de standart dışı birçok olay yaşandığını uygulama şirketleri birçok defa ifade etmişlerdir. Geçici kabul sürecinde (hele ki yaz döneminde yaşanırsa) yaşanacak 3-4 aylık gecikme, yatırımcının pratikte bir yıl kaybetmesine yol açıyor”. 


Tüm elektriğin satıldığı projelerde lisanslı-lisanssız ayrımı kalkmalı
“İster 10 kW olsun ister 10 MW, üretilen elektriğin tamamının satıldığı tüm uygulamalar tek çatı altında toplanmalı ve aynı hukuki haklara sahip olmalıdır. Şu anda 999 kW proje yapmak ile 1001 kW proje yapmak arasında elektriksel olarak 2 kW, bürokratik olarak ise dağlar kadar fark vardır. O yüzden herkes 10x1 MW gibi aynı arazi içinde çoklu projeler yapmayı hedefliyor. 1 MW kurulu güç kıstası koyarak, lisanslı veya lisanssız proje ayrımı yapmanın herhangi bir bilimsel, teknik veya ekonomik anlamı yoktur. 10 yıllık alım garantisi bittikten sonraki süreç net bir şekilde şimdiden belirlenmelidir. Bilhassa finansör firmalar/bankalar ikinci 10 sene ile ilgili yasal bir altyapı beklentisi içindedir”.

 


İlginizi çekebilir...

Işıklar Yapı Ürünleri Genel Müdürü Özgür Üzeltürk: 'Ekoklinker'in Enerj Performansı Oldukça İyi'

Önümüzdeki aylarda Ekoklinkler'in ikinci üretim hattının devreye alınacağı bilgisini paylaşan Işıklar Yapı Ürünleri Genel Müdürü Özgür Üzeltürk, ü...
4 Temmuz 2018 Çarşamba

SEPEV Yönetim Kurulu Üyesi Tuğba Salman Gürcan: 'En Büyük Tehdit, Yanlış Yapılan Uygulamalar'

2012 yılında kurulan Sıfır Enerji ve Pasif Ev Derneği (SEPEV)'nin Kurucu Başkanı ve halen mevcut dönem Yönetim Kurulu Üyesi olan Tuğba Salman Gürc...
10 Mayıs 2018 Perşembe

Panasonic Eco Solutions Türkiye Kurumsal Marka Yönetim Direktörü Aysel Daysal Özaltınok: 'Tüm Yeşil Bina Konseptli Projelerde Olmayı Hedefliyoruz'

Bina otomasyon sistemleri, son dönemde gerek evlerde gerekse işyerlerinde daha çok hayatımıza girmeye başladı. Sağladığı enerji verimliliğinin yanı sı...
6 Mart 2018 Salı

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • Klima ve Soğutma Rehberi
  • Yangın ve Güvenlik Rehberi
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2019 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.