E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
B2B MEDYA

Cengiz Bektaş: 'Öncelikle doğal olarak yapabileceğimiz şeyler var!..'

Cengiz Bektaş: 'Öncelikle doğal olarak yapabileceğimiz şeyler var!..'

28 Ekim 2010 Perşembe | SÖYLEŞİ
3. Sayı (Eylül - Ekim 2010)

Satılmakta olan düzeneklere ihtiyaç duymadan işlevlerini yerine getirebilen binaların “Akıllı Binalar” olduğunu söyleyen Yüksek Mühendis-Mimar Cengiz Bektaş ile kısa bir röportaj gerçekleştirdik. “Öncelikle doğal olarak yapabileceğimiz şeyler var” diyen Bektaş, “Bunları yapmadan, çevreye zarar verip, sonra da o zararı ortadan kaldırmaya çalışmak ne denli doğru?” sorusunu soruyor...
Yeşil Bina: Yeşil Bina kavramına yaklaşımınız nedir?..

Cengiz Bektaş: Ben, Bedri Rahmi’nin “Bursa’nın kız kardeşi” dediği Denizli’de, yeşil bir dünyanın içine doğdum. Kent yemyeşil, az katlı, bahçeli evlerden oluşuyordu. Su kaynakları çoktu. Sebzeyi, meyveyi herkes kendi bahçesinden sağlardı. Sabah kalktığınızda içiniz açılırdı. Fakat yıllar ilerleyip, kat mülkiyetine geçilince her şey değişti. Apartmanlar çoğaldı. Birbirinin altında ya da üstünde yaşamak güzel bir şey değil. Başka bir çözüm yolu bulunabilirdi. Çok katlı apartmanlar yerine daha yatay binalar tercih edilebilirdi. Yerin, arsaların daraldığı doğru; ama New York’ta daralıyor, İstanbul’da daralıyor. Çünkü anamalcılar ellerinde bulunan arsadan en fazla postu çıkarmaya çalışıyorlar. Bunun ötesini de istiyorlar ama daha da fazlasını beceremiyorlar. Her kente konut gökdelenleri dikilmeye başlandı. Bir eksikliğin giderilmesi için değil de yalnızca daha çok kazanmak amacıyla yapılıyor. İnsan topraktan ne denli koparsa insanlıktan da o denli kopar. İnsanlar hücrelerin içine kapatılıyor. O hücrelerin de çevreyle, toprakla, suyla ve giderek havayla ilişkisi kesiliyor. Bugünlerde kimi tasarımlarda kat aralarına bahçe sokuşturulmaya başlandığını görüyorum. Bu bir zorlama... Kısacası yaşanan değişim, doğal değildi. İnsanların, daha çok kazanma hırsları bu olumsuz değişime neden oldu.
Yeşil herkes gibi benim için de çok önemli... Pencerelerime bakın, her pencerenin dışında yemyeşil sarmaşıklar vardır. Mimarlık mesleğimde başkalarına da elimden geldiğince böyle bir dünya sunmaya çalıştım. Herhangi bir düzenek kullanmadan, yapının ısı kayıplarını minimum düzeyde tutmaya çalıştım. Edremit Körfezi’nde hiçbir ısıtma düzeneğine gerek duymayan bir tasarımı hayata geçirdim. Tek tek binalar dışında kentte de yapılabilecekler var. Kendi sokağıma, kendi ellerimle ağaç fidanları diktim. Fakat bu fidanlar, kimi insanlarca kör baltayla kesildi. İşyerimin çevresinde yetiştirdiğim sarmaşıklar, kertenkele korkusu yüzünden üst komşumca kökünden kesildi. Oysa kertenkele zararsız, tersine oldukça yararlı bir hayvan. Bu olumsuz bilginin oluşmasında bizler de suçluyuz. Çocukluk, yetişkinlik çağında insanlarımıza bu bilinci aşılayamıyoruz. Bunun gereğini mimarlar olarak da yapmıyoruz. Isı yalıtımı amacıyla yapılan, ancak yapının soluk almasını engelleyen, hava alışverişini kesen mantolama uygulamalarının zararlarını yeterince konuşmuyoruz, anlatmıyoruz. Mantolamayla yapı, soluk almayan bir termosun içine kapatılmış gibi oluyor. Klima kullanımı da böyle... Klimalar gereksiz yere erke (enerji) tüketiyor. O erkenin bedelini hepimiz ödüyoruz. Yapı, doğru dürüst tasarlanırsa klimaya gerek kalmaz. Yapılar sağlıklı, bilinçli tasarlanmadığı, inşa edilmediği için böylesi önlemler alınıyor. Kısacası önce yanlış yapılıyor, sonra o yanlış düzeltilmeye çalışılıyor. Herkesin yanlış yapması da, yanlışı doğrular gibi oluyor.
Tüm boş alanlar alışveriş merkezleri, ofis yapıları oldu. Yalnızca kendisini düşünen, kısa dönemde çok para kazanmak isteyen insanların kapanına düştük. Kentlerimizde yeşil alanlar azalıyor. Yerleşim yerlerimizde en büyük alanlarımız yollar, sokaklar, caddeler. Fakat bunlar da değerlendirilemiyor. Sokaklarda, yollarda arabalar için yer ayrılırken, birkaç da ağaç dikilmesi düşünülmüyor. Ağaç oksijen üretir. Bir biyologun söylediği gibi, “Her yaprağa, bütün gece çalışarak oksijen ürettiği için her sabah teşekkür etmemiz gerekiyor”. Ağaçlanan yollar, sokaklar hem oksijen üretir, hem psikolojik yarar sağlar. Çatıların yeşillendirilmesi de çok önemli. Kırk yıl önceden beri yaptığım kimi yapıların çatılarını bahçe olarak düzenledim. O günlerde yalıtım olanakları kısıtlı olduğundan böylesi tasarımları gerçekleştirmek zor oluyordu. Kimi çözümler getirebiliyordum. Örneğin buhar kesici yerine saz kullanıyordum, havalandırma işini delikli tuğlayı yatırarak çözüyordum. Çatı bahçelerinin yanı sıra duvarlarda da bitkiler kullanmak çok yararlı sonuçlar veriyor. Çocuklarımıza, onlardan ödünç aldığımız bir dünya değil; onların ellerinden, yaşamlarından aldığımız kimi yaşamsal olanakları eksik bir dünya bırakıyoruz. Babam bana böyle kötü bir dünya bırakmadı; ama ben çocuklarıma böyle bir dünya bırakıyorum. Bunu önlemek için de elimden geleni yapıyorum...”

Yeşil Bina: Günümüzde enerjisini kendi üreten, ekolojik yapı malzemelerinin kullanıldığı, çevreyle uyumlu binalar sertifikalandırılıyor... Bu sistemler hakkındaki yorumlarınız nelerdir?..
 
Cengiz Bektaş: Ekoloji veya Globalizm gibi bize her sunulan kavrama dikkat etmemiz, mesafeli yaklaşmamız gerekiyor. Geçmişte, Akıllı Binalar ile ilgili bir açık oturuma konuşmacı olarak çağrılmıştım. Elektrik, döşem (tesisat) mühendisleri gibi birçok meslek dalından kişiler bir sürü düzenekten söz ettiler. Sıra bana geldiğinde şunu söylemiştim: “Akıllı bina, sizin bu satmakta olduğunuz düzenekleri kullanmadan bunları yerine getirebilen binadır.”
Şimdi neredeyse her binada klima görüyorsunuz. Oysa mimarlık doğru dürüst yapılırsa bunlara gerek kalmaz. Su ve elektrik kullanımında da bu geçerli. Türkiye gün ışığı açısından çok varsıl. Güney Batı Anadolu’nun geçmişteki adı Işık Ülkesi. Yapılarda bu bol ışığı bile kullanamıyoruz, yapıların içini yüzlerce ampulle aydınlatıyoruz. Yurt dışından erke (enerji) alımı yapmadık mı geçmiş yıllarda? Doğru dürüst yaşasak, erkeyi sakınabilsek nükleer santrale bile gerek kalmayacak. Yeni teknoloji, bilgi üretimi gerekli. Öğrenme parasını da ödeyeceğiz. Ama insan elinden çıkmış her şey tüm insanlığın malıdır. Bu bilinçle davranmalıyız. Benim ülkeme ağı (zehir) depolayan ya da yüz yılda yüz milyon insanı öldüren bir kültürden yeni bir şey geldiğinde, inanmak istesem de yine de kuşkulu davranıyorum. Öncelikle doğal olarak yapabileceğimiz şeyler var. Onları yapmadan, çevreye zarar verip, sonra o zararı ortadan kaldırmaya çalışmak ne denli doğru?.. Yeşil Bina belgeleme (sertifikasyon) düzenlerinin mantığını iyi anlamak ve kendimize uyarlamak gerek. Bu belgeleri alan yapılar değer kazanacak. Belgesi olmayan, erkeyi, suyu verimli kullanmayan binalar da açığa çıkacak. Erke veya su gibi alınıp satılmaması gereken ortak değerleri korumayan insanlar da ancak böyle cezalandırılabilir. Bu ceza da gelecek yıllarda daha somutlaşabilir...

Yeşil Bina: Türkiye inşaat ve yapı kalitesinde genel olarak kötü bir dönem geçirdi. Fakat bugünlerde, tasarım, enerji verimliliği çevre gibi konularda insanların daha bilinçli hale geldiği görülüyor. Sizce de bu tarz talepler çoğaldı mı?

Cengiz Bektaş: Ben ilk yıllardan beri tecimsel (ticari) mimarlık yapmıyorum. Örneğin on ya da daha çok yıldır yalnızca eğitim, kültür yapılarıyla uğraşıyorum. İçine konut tıkıştırılmış bir gökdelen isteği geldiğinde, saygısızlık etmeden, kafamın içinden dalga geçiyorum. Çünkü bizde insanlar yeşil diye geliyor, ama sonra binayı bir metre daha büyütebilme kaygısıyla kamudan çalmaya çalışıyor. İçtenlikli değil, onun için böyle bir istek hâlâ yok diyebilirim.

Yeşil Bina: Ülkemizde güneş enerjisinin kullanımıyla ilgili yorumlarınız nelerdir?

Cengiz Bektaş:
Türkiye’de güneş enerjisinden yararlanmamak gerçekten yeterince akıllı olmamak anlamına geliyor. Fakat bu furyadan para kazanmak isteyenlerin de tuzağına düşülmemeli. Düşünülmeden çatılara konulan su ısıtma düzenekleri genelde verimsiz kalıyor. Kirlilik de yaratıyorlar. Ege’de evlerin çatısındaki düzeneklerin verimlerinin yüzde otuz düzeyinde olduğu söyleniyor. Türkiye’de ne yazık ki gün ışığından da yeterince yararlanamıyoruz...
 


İlginizi çekebilir...

Işıklar Yapı Ürünleri Genel Müdürü Özgür Üzeltürk: 'Ekoklinker'in Enerj Performansı Oldukça İyi'

Önümüzdeki aylarda Ekoklinkler'in ikinci üretim hattının devreye alınacağı bilgisini paylaşan Işıklar Yapı Ürünleri Genel Müdürü Özgür Üzeltürk, ü...
4 Temmuz 2018 Çarşamba

SEPEV Yönetim Kurulu Üyesi Tuğba Salman Gürcan: 'En Büyük Tehdit, Yanlış Yapılan Uygulamalar'

2012 yılında kurulan Sıfır Enerji ve Pasif Ev Derneği (SEPEV)'nin Kurucu Başkanı ve halen mevcut dönem Yönetim Kurulu Üyesi olan Tuğba Salman Gürc...
10 Mayıs 2018 Perşembe

Panasonic Eco Solutions Türkiye Kurumsal Marka Yönetim Direktörü Aysel Daysal Özaltınok: 'Tüm Yeşil Bina Konseptli Projelerde Olmayı Hedefliyoruz'

Bina otomasyon sistemleri, son dönemde gerek evlerde gerekse işyerlerinde daha çok hayatımıza girmeye başladı. Sağladığı enerji verimliliğinin yanı sı...
6 Mart 2018 Salı

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Çatı ve Cephe Sistemleri Dergisi
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • Klima ve Soğutma Rehberi
  • Yangın ve Güvenlik Rehberi
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2019 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.