E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
ALTENSİS
DOĞAL ENERJİ
VIESSMANN

SEPEV Yönetim Kurulu Üyesi Tuğba Salman Gürcan: 'En Büyük Tehdit, Yanlış Yapılan Uygulamalar'

SEPEV Yönetim Kurulu Üyesi Tuğba Salman Gürcan: 'En Büyük Tehdit, Yanlış Yapılan Uygulamalar'

10 Mayıs 2018 Perşembe / 16:33 | RÖPORTAJ46 kez okundu

2012 yılında kurulan Sıfır Enerji ve Pasif Ev Derneği (SEPEV)’nin Kurucu Başkanı ve halen mevcut dönem Yönetim Kurulu Üyesi olan Tuğba Salman Gürcan’dan dernek ve faaliyetleri hakkında bilgiler aldık. Sektöre yönelik görüşlerini de dile getiren Gürcan, “Yeşil Bina sektörünün önündeki en büyük tehdit, yapılan yanlış uygulamalar... Şu an ülkemizde tasarım senaryosuna göre işlemeyen, operasyonel anlamda kullanıcısına fazlasıyla sıkıntı yaratan birçok Yeşil Bina var. Ayrıca Yeşil Bina konseptinin, danışmanlık işinden ziyade bir tasarım fikri olduğunu ve bu nedenle asıl mimarın konuyu bilen uzman olması gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla mimarlık fakültelerinde Yeşil Bina derslerinin açılmasının, ayrıca değerlendirme metotlarından ayrıştırılmış bir içerikle bu konseptin sürdürülebilir mimarlık bütünlüğü ile öğrencilere anlatılmasının son derece faydalı olacağına inanıyorum” diyor.

YEŞİL BİNA: SEPEV hakkında bilgi alabilir miyiz? Ne zaman, hangi amaçlarla kuruldu, kaç üyesi var, bugüne kadar neler yapıldı?

TUĞBA SALMAN GÜRCAN: SEPEV (Sıfır Enerji ve Pasif Ev Derneği) mimarlar, mühendisler, akademisyenler, öğrenciler ve malzeme tedarikçileri arasında, çalışma, yenilik ve Pasif Evler ile alakalı deneyimlerin paylaşıldığı, eğitim ve konferansların düzenlendiği bir platform yaratmak amacıyla kurulmuş, kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu.

Almanya Darmstadt’ta bulunan Pasif Ev Enstitüsü (PHI) Pasif Ev standardının arkasındaki otorite olarak hem Pasif Ev yapılarını hem de onları tasarlayan mimar, mühendis ve uygulayan inşaatçıları sertifikalandırmakta yetkili bir kuruluş. Ülkemizde de 2012 Aralık ayında kurulan SEPEV, PHI’a bağlı çalışmalar yürüterek konunun bilinirliğini artırmak için çabalıyor. Ülkemiz yapı sektöründe uygulama ve tasarıma dair yapılan çalışmalara bir bilinç kazandırmak amacıyla başta mimar ve mühendisler olmak üzere konuyla ilgilenen tüm inşaat sektörü çalışanlarının bilgilendirilmesi için eğitim ve seminerler düzenliyoruz. Bu anlamda Özellikle üniversiteler, hatta simdi de ortaokul ve liselerde Pasif Ev ve Sıfır Enerji Binalar ile ilgili eğitimler vermeye başladık. Konunun yayılması, farkındalığın artması için yeni uzmanlar yetiştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Elimizden geldiğince daha fazla lisans ve lisans üstü öğrencisinin konuyla tanışması ve konuyu çalışma alanı olarak seçmesi için çabalıyoruz.

YEŞİL BİNA: Ankara’da inşa edilen ve geçtiğimiz aylarda açılan Pasif Ev ile ilgili bilgi alabilir miyiz? Ne amaçlarla inşa edildi, inşa sürecinde ne tür deneyimler yaşandı ve binanın temel sürdürülebilir özellikleri nelerdir?

TUĞBA SALMAN GÜRCAN: “Pasif Ev”, Türkçe’deki anlamıyla sadece konutlar üzerinde geçerli bir yapı standardı izlenimi uyandırsa da Almanca “Passivhausen” kelimesinden geliyor. Almanca “haus” bina anlamında kullanılıyor; bu bağlamda “Pasif Ev”, her bina türüne adapte edilebilen enerji verimliliğini temel alan bir yapı standardı. 1991’de Pasif Ev Enstitüsü’nün kurucusu Prof. Wolfgang Feist tarafından geliştirilen bu yapı standardı, günümüzde uluslararası enerji etkin tasarım standartlarının en önde geleni. Standardın sağlanabilmesi için gerekli olan, tamamen yapı özelini ilgilendiren başlıkları şöyle özetleyebilirim: “Tasarım sürecinin başlamasıyla birlikte sağlanması gereken uygun bina yönlenmesi ve kompakt (uygulama detaylarını zorlamayacak nitelikte) bina formu tasarımı”, “İklim verilerine, alan mikroklimasına göre yapılan hesaplar dahilinde yüksek ısı yalıtım performans düzeyi”, “Bina detay aşamasına geçildiğinde eneri harcanarak iklimlendirilen iç mekan havasının kaybedilmemesi, cephenin ve bina strüktürünün sağlıklı kalabilmesi, ısı yalıtımının görevini yerine getirebilmesi için, küf, yoğuşma gibi oluşumların engellenmesi adına sağlanması gereken hava sızdırmazlık düzeyi”, “Hava sızdırmayan ve yüksek ısıl performansa sahip bina kabuğunun organize edilmesinin ardından, ısı geri kazanımlı mekanik havalandırma tarafından binanın ısıtma ve soğutma, yani iklimlendirme ihtiyacının karşılanması”, “Primer enerji ihtiyacının düşürülmesidir (gereken değer, 120 kWh/ m²/yıl )”.

İddialı bir şekilde söylendiği üzere, ”Bir saç kurutma makinesi bile Pasif Ev’i ısıtmak için yeterlidir”...

Kulağa bu söylem gerçekdışı gelse de Pasif Evlerde ısıtma ve soğutma ihtiyacı için harcanan enerji, ülkemizdeki tipik bir binanın enerji harcamasının onda biri kadardır. Rakamsal verilerden bahsedecek olursak, ülkemizde yalıtımsız binaların metrekare başına ısınmak için yıllık enerji tüketimi 300-350 kWh arasındadır. Passivhaus standartlarına göre tasarlanacak olan binalarda ise ısınmak için harcanan enerji maksimum 15 kWh/m²/yıl; soğutma için harcanan enerji maksimum 15 kWh/m²/yıl olarak sınırlanmıştır. Sıfır enerjili-şebekeden bağımsız bir bina elde edilebilmesi için, “Alternatif Enerji” diye nitelendirdiğimiz, yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonu, Pasif Ev yapı standardıyla son derece azalan enerji ihtiyacının karşılanması için yeterli olacaktır. Bu sebepten özellikle Avrupa’da yaklaşık Sıfır Enerjili Bina (nZEB) olarak bilinmektedir.

YEŞİL BİNA: Yurtdışı ilişkileriniz ve partnerleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

TUĞBA SALMAN GÜRCAN: SEPEV, Pasif Ev Enstitüsü ve Dr. Wolfgang Feist’in ortak girişimi olan Uluslararası Pasif Ev Derneği İPHA organizasyonuna bağlı bir kuruluş. O nedenle SEPEV üyesi aynı zamanda da İPHA üyesi ve İPHA üyeliğinin avantajlarına sahip. İPHA çatısı altında Almanya’dan Amerika’ya, Yunanistan’dan İtalya’ya tam 17 kardeş yabancı derneğimiz mevcut. Bu derneklerle Pasif Evlerin dünya genelinde yaygınlaşması için ortak çalışmalar yürütüyoruz, sürekli olarak bilgi paylaşımı içerisinde olup, birlikte her sene Mart-Nisan ayında düzenlenen Uluslararası Pasif Ev Konferansı’nda İPHA konseyi olarak toplanıyoruz.

YEŞİL BİNA: Türkiye’de Yeşil Bina sektörü hakkındaki yorumlarınız nelerdir? Fırsatlar, tehditler ve mevcut durum hakkında eleştiri, öneri ve yorumlarınızı alabilir miyiz?

TUĞBA SALMAN GÜRCAN: “Yeşil Bina” Türkiye’nin son 10 yılda tanıştığı bir konsept. Bu kavramın kısa sürede inşaat sektörünün bu denli içine girmiş olması bence son derece mutluluk verici. Bunda, çalışmalarını yakından takip ettiğimiz bir STK olan ÇEDBİK’in büyük çabası ve katkısı olduğunu düşünüyorum. Ama maalesef son bir kaç yılda üretilen proje sayısına bakarsak konuya olan ilgide bir düşüş olduğunu da gözlemliyoruz.

Şahsen Yeşil Bina sektörünün önündeki en büyük tehditin, yapılan yanlış uygulamalar olduğuna inanıyorum. Şu an ülkemizde gerçekten tasarım senaryosuna göre işlemeyen, operasyonel anlamda kullanıcısına fazlasıyla sıkıntı yaratan birçok Yeşil Bina olduğunu görüyoruz. Hatta ilginç olanı, bu binaların çoğunun sertifikalı olması. Bu sebepten artık proje sahipleri tarafından tercih edilmeyen ve müteahhitler tarafından yüksek maliyetler sebebiyle uygulamasından korkulan bir opsiyon haline dönüşmesi bizleri endişelendiriyor. Esasen Yeşil Bina konseptinin ülkemizde algılandığı gibi LEED, BREEAM ya da benzeri değerlendirme metotlarından ibaret olmadığını, danışmanlık işinden ziyade daha çok bir tasarım fikri olduğunu ve bu sebepten asıl yapının mimarının konuyu bilen uzman olması gerektiğini düşünüyorum. Bu sebepten üniversitelerin mimarlık fakültelerinde Yeşil Bina ders ve atölyelerinin açılması ve zorunlu ders kategorisinde verilmesini, ayrıca değerlendirme metotlarından ayrıştırılmış bir içerikle bu konseptin sürdürülebilir mimarlık bütünlüğü ile öğrencilere anlatılmasının son derece faydalı olacağına inanıyorum.

YEŞİL BİNA: Konuya ilişkin yasal düzenlemelerle ilgili yorumlarınız nelerdir?

TUĞBA SALMAN GÜRCAN: Enerji verimliliği her ne kadar ülkemiz için sıcak bir konu olsa da böylesi önemli bir konunun doğru olarak işlendiğini düşünmüyoruz. Maalesef ülkemizde bir reklam kampanyası gibi yürütmekte, etkili ve somut çıktıları olacak çalışmalar gerçekleştirmekte Avrupa ülkelerine kıyasla çok sığ kalıyoruz. Yönetmelik oluşturmak için bildiğimiz kadarıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı son yıllarda çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmaların birçok olumlu çıktısı oldu. Ama somut anlamda mevzuatta köklü bir değişime gidilemedi. Bu süreçte STK’larla daha sıkı işbirlikleri kurulabilir. Bakanlık ve belediyelerde konuyla ilgili çalışan memurlara özel eğitimler verilebilir. Bu sayede daha hızlı ve doğru sonuçlar alınacaktır. SEPEV olarak biz yapı sektörünün enerji verimli gelişimi için çalışan bir organizasyonuz ve bu konuda elimizden gelen desteği vermeye hazırız.

Pasif Bina yaklaşımı özellikle gelişmiş ülkelerin kalkınma planları ve hatta kanun ve yönetmelikleri içinde yerini aldı. 2019 yılının başından itibaren Avrupa Birliği üyesi ülkelerde inşa edilecek olan her türlü binanın (nZEB) Sıfır Enerjiye Yakın, yani Pasif Ev standardında olması öngörülüyor. Türkiye’ye bu gelişmelerin yansıması uzun zaman almayacaktır. Ve tabii daha önce belirttiğim gibi, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlı olmasından dolayı enerji tasarruflu binaların gerekliliği ülkemiz için bir lüks değil, bir zorunluluk. Enerji Bakanlığı’nın bu konuda çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Açıkcası enerji verimliliği ve gelecek adına umut veren yenilenebilir enerji teknolojilerinin bina entegrasyonu konusunda adımlar atıldığını gözlemlemek bizleri heyecanlandırıyor.

Ayrıca yeni binaların yanı sıra mevcut binalar için de Pasif Ev’in EnerPHit standardı ile yıkım yerine enerji verimliliği esaslı tadilat yapmak mümkün. Dünyada 2050 yılındaki konut bina stokunun yüzde 80’inin mevcut binalardan oluşacağını düşünürsek, Pasif Ev standardında iyileştirme çalışmaları Türkiye’de sürekli maruz kaldığımız bir başlık olan “Kentsel Dönüşüm” projeleri için anlam ifade edebilir düşüncesindeyim.


 

İlginizi çekebilir...

Panasonic Eco Solutions Türkiye Kurumsal Marka Yönetim Direktörü Aysel Daysal Özaltınok: 'Tüm Yeşil Bina Konseptli Projelerde Olmayı Hedefliyoruz'

Bina otomasyon sistemleri, son dönemde gerek evlerde gerekse işyerlerinde daha çok hayatımıza girmeye başladı. Sağladığı enerji verimliliğinin yanı sı...
6 Mart 2018 Salı / 22:27

Danfoss Global Bölgesel Enerji İş Geliştirme Direktörü Miha Bobic: 'Türkiye Altın Madeninin Üzerinde Oturuyor

Danimarka Konsolosluğu tarafından Kasım ayında düzenlenen 'Sürdürülebilir ve Enerji Verimli bir Gelecek için Bölgesel Enerji Sistemleri Konferansı...
30 Aralık 2017 Cumartesi / 17:39

Doğuş Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü Başkanı Prof. Dr. Semih Eryıldız: 'Mimarlık Bağımlı Değişkendir'

Akademik çalışmalarını çok uzun bir zamandır sürdürülebilirlik üzerine yoğunlaştıran Doğuş Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü Baş...
29 Aralık 2017 Cuma / 17:15