E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
VIESSMANN
DOĞAL ENERJİ
ALTENSİS

Akasya Acıbadem'de Bir Uygulama: Biyolojik Gölet

Akasya Acıbadem'de Bir Uygulama: Biyolojik Gölet

17 Ekim 2012 Çarşamba / 10:10 | PROJE
15. Sayı (Eylül-Ekim 2012)

SAF Gayrimenkul Ortaklığı’nın İstanbul Acıbadem’de inşaatını sürdürdüğü Akasya Acıbadem, toplam 630 bin metrekarelik bir alanı kapsıyor. Kent, Koru ve Göl olmak üzere üç etaptan oluşan Akasya Acıbadem’de Göl ve Koru konseptine sahip ilk iki etap tamamlandı. Göl etabındaki biyolojik gölet ise projenin en dikkat çekici unsurlarından birisi...
Akasya Acıbadem projesinin Göl etabında Cem Botanik tarafından yapılan 8200 metrekarelik biyolojik gölet, hiçbir kimyasal madde kullanılmadan, tamamıyla doğal olarak bitki, bakteri, filtre ve planktonlar yardımıyla temizleniyor. 11 bin metreküp su hacmi bulunan biyolojik gölet ve uygulama hakkında bilgi aldığımız Cem Botanik Genel Müdürü Cem Şirin, göletin yanına 2000 metrekarelik bir gölet daha yapılacağı bilgisini veriyor. Projenin, taşından aydınlatmasına kadar her aşamasının Cem Botanik tarafından yürütüldüğünü ifade eden Cem Şirin, proje ve biyolojik göletlerle ilgili şunları söylüyor: “Biyolojik göletlerde teknoloji, ‘turnover süreleri’ denilen su filtrasyon süresinin uzamasıyla ölçülüyor. Suyu ne kadar uzun sürede devridaim ettirirseniz, biyolojik sistemlerde o kadar tasarruf yapmış oluyorsunuz. Böylece motorları küçültme olanağı buluyorsunuz. Kurduğumuz sistemde turnover süresi 96 saat, yani dört gün. Suyun tümümü dört günde filtrasyondan geçirebilecek temizleme gücü, çok büyük bir enerji tasarrufu yapılmasını sağlıyor. Projedeki ikinci önemli konu ise rejenerasyon alanı dediğimiz, gölet içindeki emilim-kumsal alanlarının küçük olması. Avrupa standartlarında rejenerasyon alanları yüzde 50’dir. Yani 10 bin metrekare gölet yapıyorsanız 5 bin metrekare de kumsal yaparak oradan suyu emdirmeniz gerekiyor. Biz, yüzde 50’den yüzde 8’lere düşürdük. Şu anda dünyanın en iyi teknolojisine sahip olan Biotop firmasıyla çalışıyoruz...”

Biyolojik Gölet, ekolojik bir oluşumdur
“Biyolojik göletler hiçbir kimyasal madde kullanmadan suyun bitkiler, ortamdaki bakteriler ve özel filtreler yoluyla temizlenmesiyle oluşan ekolojik oluşumlardır. Biyolojik gölet oluştururken amaç, doğadaki dengeyi bozmadan sudaki yosun konsantrasyonunu mikroorganizmalar yoluyla azaltmak ve fosforu su içinde dengelemektir. Göletler, tercihe göre içerisinde suyu temizleyen ve aynı zamanda suda oksijen üreten bitkiler, taşlar, çakıllar, kayalar, çevresinde suyla uyumlu ağaçlar ve sazlıklar gibi canlı ve doğal öğeleri bulundururken, su oyunları sağlayan fıskiye, heykeller ve iskeleler gibi mimari elemanları da barındırırlar. Yapay olarak hazırlanan göletler, parçası olduğu ekosisteme katkı sağlıyor. Biyolojik göletler, biyotop teknolojisi sayesinde ister bitkilerin yardımıyla, ister bitkisiz filtrelerle yüzülebilir olarak da tasarlanabiliyor. Biyolojik göletlerde ters yıkama olmaması sayesinde kimyasal havuzlardaki gibi su dışarı atılmıyor. Tamamen doğal yollarla hijyenin sağlandığı gölette mevcut suyun değiştirilmesine gerek kalmıyor. Biyolojik göletlerin en önemli özelliklerinden biri de insan vücuduna zarar verecek kimyasal barındırmaması ve tamamen doğal bir suda yüzme imkanı vermesidir. İstenen boy ve şekilde yapılabilen, bitkili veya bitkisiz, kullanım kolaylığı sağlayan biyolojik gölet sistemi yıllar geçmesine rağmen eskimiyor ve bozulmuyor...”

Suda hayat devam ediyor
“Klor, dünyanın en tehlikeli zehirlerinden birisi. Suya atılan klor, aslında su içindeki zararlı maddeleri öldürmesinin yanında yararlı maddeleri de yok ediyor. İnsanlar gerçekte yaşamayan, ölü bir suya giriyor veya bahçelerinde cansız bir su kütlesine sahip oluyorlar. Suyun içinde bitki ve balık barındıramıyorlar. Fakat biyolojik göletlerde kimyasal kullanılmadığından su içindeki hayat devam ediyor. Başka bir anlamda su, doğanın dengesi bozulmadan kullanılıyor. Bunu yapmak tabii ki kolay olmuyor. Biyolojik göletler, kimyasal ve elektrik kullanılmadan çalışan sistemler olduğundan işletim maliyeti, kimyasal kullanılan gölet veya havuzlara göre 10 kat daha ucuz. Yani bizim yaptığımız teknolojide dört günde bir turnover yapılıyor. Örneğin, bir göletin gövdesi 11 bin metreküp; biz 11 bin metreküp suyu 4 günde geçiriyoruz. Bu da günlük 2550 metreküp suya tekabül ediyor. Bu gölet, kimyasal olsaydı günde minimum 6 kez turnover yapmak gerekirdi. Ya da süs havuzuydu, günde 4 kere turnover’dan geçmesi gerekirdi. Bu da 44 bin metreküp su demek oluyor. Biyolojik gölette günde 2550 metreküp filtrelerden geçirilmesi yeterliyken, aynı filtrasyonu sağlamak için kimyasal sistemlerde filtrelerden günde 44 bin metreküp pompalayıp geçirmeniz gerekir; ki bu da sadece en az elektrik maliyetinin 10 kat daha artması anlamına geliyor. Biyolojik gölet kullanarak küçük pompayla maliyeti çok daha aşağılara çekebiliyorsunuz. Bunun yanı sıra sistemin eskimemesi de en büyük avantajlarından. Sistemde eskiyebilecek tek şey pompalar. Yani, biyolojik göletlerde membran, altyapı, gölet içindeki süsleme taşlar gibi malzemeler ilk günkü gibi kalıyor. Kısacası, işletim maliyeti çok düşük, kullanım vadesi çok yüksek. Ayrıca ters yıkama yok. Bu da çok önemli bir şey. Kimyasal sistemlerde her yıl suyun yüzde 20’si dışarı atılıyor. Atılan su klorludur ve doğanın dengesini bozacak tehlikededir. Biyolojik göletlerin dayanıklılığından biraz daha bahsedecek olursak, örneğin kimyasal gölete bir hafta klor atmazsanız hemen bozulmaya başlar. Fakat biyolojik göletlerin içinde binlerce canlı var, bitkiler var, bu canlılar suyun da canlı olmasına olanak sağlıyor. Suyun içindeki hayat, suya da can veriyor. Suda bir defans sistemi var. Her türlü olumsuzluğa karşı su kendini korumaya alabiliyor...”

Biyolojik Gölet işine beş yıl önce başladık
“Biyolojik gölet işine Cem Botanik olarak beş yıl önce Sinpaş’ın Lagün projesiyle başladık. Orada iki aşamalı olmak üzere toplam 40 bin metrekarelik bir gölet yaptık. Yaptığımız gölet 2010 yılında yapılan Dünya Biyolojik Gölet Yarışması’nda, 180’in üzerinde proje arasından birincilik ödülü aldı. Hemen ardından Avrupa’da yapılan biyolojik göl yarışmasından da birinci olarak çıktık. Üst üste ödül almak çok keyifliydi. Bu sene yine yarışmalara Akasya projesiyle veya Gaziantep’teki 5 bin metrekarelik biyolojik gölet projemizle katılacağız. Kültürpark’tan sonra Bursa’nın en büyük kent parkı olan 252 bin metrekarelik yeşil alana sahip olan alanda 4 bin metrekarelik kimyasal bir göleti, aylık maliyeti çok yüksek olduğu için biyolojiğe çevirdik. Kimyasal göletin maliyeti aylık 26 bin liraydı; biyolojik gölet olduktan sonra ise aylık 2500 lira civarında maliyete dönüştü. Bunun dışında Gaziantep Şehit Kamil Belediyesi’ne 5200 metrekare olan Türkiye’nin en büyük biyolojik göletini yaptık. Yanına da küçük bir bitki ormanı oluşturduk. Toplam 254 çeşit farklı bitki ektik. Şu anda Türkiye’nin bana göre en doğal ve en güzel projesi oldu...”
 


İlginizi çekebilir...

Çanakkale'nin 'Yeşil' Belediye Binasının İnşaatı Devam Ediyor

Türkiye'nin yarışma yoluyla seçilmiş ilk yeşil yerel yönetim binası Çanakkale'de yükseliyor....
4 Temmuz 2018 Çarşamba / 21:36

Tümüyle Sürdürülebilir Bir Endüstri Yapısı: Balıkesir Organik Gıda Fabrikası

Iglo Architects imzası taşıyan, yaklaşık 120 bin m² inşaat alanına sahip Balıkesir Organik Gıda Fabrikası, tümüyle sürdürülebilir bir endüstri yapısı ...
30 Aralık 2017 Cumartesi / 16:41

Ekolojik Özellikleriyle Dikkat Çeken Sivas Stadyumu

Sivas Stadyumu, enerji verimliliği yüksek pasif iklimlendirme önlemleri, aktif enerji üretim sistemleri, yağmur suyu hasadı ve gri su döngüsü gözönünd...
8 Mart 2017 Çarşamba / 10:56